Nisan | 2010 | BaharDALI
Nisan, 2010 için Arşiv
Nis 27, 2010 - Köfte Tarifleri    Yorum Yok

Hasan Paşa Köftesi

Yapılışı pratik, görüntüsü farklı lezzetli bir Türk mutfağı klasiği ….Hazırlanış aşamasında içinin iyi pişmesi için mümkün mertebe ince çanak şekli vermek gerekiyor.

Konsantre olup yazmaya devam etmem için Boncuk ile Limon’a bakmam lazım. Yine çok sesli ötmeler başladı. Sanırım acıktılar… Her dertlerini bir şekilde anlatıyorlar… Sesleri arttığında ya yemleri azalmış ya da uçma modunda oluyorlar … Neyse ki acıkmışlar, onlara da değişik bir lezzetle jest yapıp yeni aldığım ballı yemi vererek sıkıntılarını gideriyor ve devam ediyorum… Nerede kalmıştık malzemelere sıra gelmişti sanırım. Bu yemeğin malzemelerinde İzmir köfteden farkı sadece püresi için içine eklenen süt ve tereyağı…Malzemelerinde yapacağınız bir kaç ilave ve değişik pişirme şekilleriyle farklı sofralar hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler

  • Yarım kg. köftelik kıyma
  • 3 dilim bayat ekmek
  • 1 kuru soğan
  • 2 yumurta
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • pul biber, tuz, karabiber,kimyon
  • Püresi için;
  • 3 Orta boy patates
  • 4 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı tereyağı

Yapılışı

  • Kıyma, rendelenmiş soğan, yumurta ve baharatlar derin bir kaba alınır.
  • Bayat ekmek de eklenip yoğrulur.Yumurta büyüklüğünde parçalar alınıp ortası çukur çanak şekli verilir.
  • Fırın tepsisine yerleştirilir
  • Patatesler kabukları soyulup, dörde bölünüp süt içerisinde haşlanır.Tamamen yumuşayınca ateşin altı kapatılıp sütü süzülür.
  • Tereyağı eklenip blender ile püre haline getirilir.
  • Köftelerin üzerine sıvı yağ sürülüp önceden ısıtılmış 175 oC’lık fırında pişirilir.Fırında 15-20 dakika tutulur, çıkarılıp köftelerin çukur yerlerine ikişer tatlı kaşığı püre konulur.
  • Sıcak su ile salça sulandırılır. Salçalı sos köftelerin üzerine dökülür.Tekrar 10 dakika ayni sıcaklıkta fırınlanıp servis yapılır.
Nis 25, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Ağva

Ağva Karadeniz kıyısında 2-3 km uzunluğunda denize kumsalı olan Yeşilçay ve Göksu nehirlerinin denize döküldükleri delta üzerinde kurulmuş bir sahil kasabası. Latincede adı iki dere arasındaki köy anlamına geliyormuş. Ağva’ da mavinin ve yeşilin her tonunu görmek mümkün. İstanbul’dan gidecekler için Şile-Teke-Ağva üzerinden ulaşım mesafesi 95 km. Balıkesir -Bursa istikametinden gelmek isteyenler için ise iki seçenek var. Yalova dan feribotla karşıya geçip Gebze, Sultanbeyli ,Şile ,Teke ve Ağva. Ya da körfezi dolaşarak Altınova, Karamürsel, Gölcük istikametinden gidip İzmit’ten sonra Kandıra üzerinden Ağva ya ulaşmak. Biz körfezi dolaşmayı tercih ettik. İzmit’e kadar körfez manzaralı İzmit’ten sonra Karadeniz ‘in yeşili baskın doğa manzaralı bir seyahatten sonra Ağva ‘ya ulaştık.

Fenerin çevresinden itibaren turumuza başladık. Kumsal çok güzel görünüyor. Kum billur, deniz çok temiz. Bahar havasında dayanamayıp sezonu açarak yüzmeye bile başlayanlar vardı.

Ağva ‘da tekneyle deniz tarafında koyları ve göl tarafında doğasını ayrı ayrı görebilirsiniz. Deniz tarafında Kilimli ve Kadırga koyları görülmeye değer. Göl tarafında ise yeşilin farklı tonları, ağaçların ve sazlıkların arasında; deniz kaplumbağlarını, balık avlamayı bekleyen balıkçıl kuşlarını görebilirsiniz. Deniz kaplumbağını ürkütmeden çekebilmek için kaptanımız ancak üç-dört metre yaklaşabilse de kütüğün üzerinden inmeden küçük ve sevimli yavru kaplumbağın fotoğrafını çekmek de mümkün oldu…

Rıhtımın bittiği yerde balıkçı teknelerinin bağlı olduğu iskele başlıyor. İskelelerin bazılarında küçük balkonlar var. Balıkçılar burada ağları onarırken manzaranın da tadını çıkarıyorlar.

Sahilde taze ve lezzetli balık yiyebileceğiniz restoran ve cafeler var. İki katlı tekneler sahile demirlenip restorana dönüştürülmüş. Burada hem manzaranın tadını çıkarıp hem de keyifle leziz balıkların tadına bakabilirsiniz. Sahil boyunca hediyelik olarak el işi ilginç takılar, şile bezinden yapılmış her yaşa uygun elbise ve bluzlar bulmak mümkün. Hatta o kadar ki 3-6 ay arası  bebekler için bile şile bezi elbiseler yapmışlar… Tabii en şirin görüneni de en küçük olan bu boyu….

Doğanın; yeşili ve mavisinde her tonunu gördükten sonra şehre dönmek istemesek de bir başka hafta sonu kaçamağını tamamlamış olarak dönüş yolculuğuna başladık. Sakin bir gün geçirmek, doğayla başbaşa olmak, balık tutmak ve fotoğraf çekmek isteyenler için tam bir cennet Ağva. Kalmak isteyenlere küçük otellerde var. Baharda bu kadar yoğun olarak İstanbul’dan kaçanları görünce deniz sezonu başladığında çok daha yoğun olacağını tahmin ettiğim Ağva’ya sezonda şehir dışından gitmek isteyenlere önerim mümkün ise hafta içi gelip kalarak tadını çıkarmaları olacak.

Dönüş yolunda körfezde yakaladığım bir gün batımı manzarası… Bir günü daha geri de bırakırken günbatımı biten günün hüznü ve doğacak günün sevincini hissettiriyor…

Nis 23, 2010 - Et Yemekleri    Yorum Yok

Mantarlı Et Sote

Bu yemeği dün Almira Otel de yediğimiz öğlen yemeğinden esinlenerek hazırladım. Dana etini önce zeytinyağı ve kekikle marine ettim. Pişme sırasında etler kendi suyunu çekene kadar hiç su ilave etmedim. Orjinal sunumda yanında püre yerine soğanlı kavrulmuş patates vardı, garnitürü değiştirdim. Bu yemeğin özelliği etlerin kesimi klasik küp şeklinde kuşbaşı yerine ince dikdörtgen kesimli olması . Tabii bu kısmı bizim kasabın marifeti … Onun beş dakikada yaptığı kesimi ben evde yapmaya kalksam herhalde 15 dakika uğraşırdım.

Malzemeler

  • 500 gr. dana eti
  • 1 orta  boy soğan
  • 1 çay bardağı ayçiçek yağı
  • 300 gr.mantar konserve
  • 100 gr. kornişon turşusu
  • 3-4 adet orta boy patates
  • 50 gr tereyağı
  • 50 gr kaşar
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağı-marine etmek için
  • Tuz, karabiber, kekik

Yapılışı

  • Etler yıkandıktan sonra zeytinyağı ve kekik ile birlikte 15-20 dakika marine edilir.
  • Sıvıyağda soğanlar hafif pembeleşene dek kavrulur.
  • Yıkanmış etler eklenip kavrulmaya devam edilir. Kapağı kapatılıp, ara sıra karıştırılarak kendi suyunu çekene kadar kısık ateşte pişirilmeye devam edilir.Bu aşama yaklaşık 1 saati bulabiliyor.
  • Etler suyunu çekince üzerini örtecek kadar su ilave edilir. Tadına baktığınızda yenilebilecek kıvama geldikten sonra mantar eklenir.
  • Sertleşmemesi için tuz en son ilave edilir.
  • Servis yapılırken ince halka şeklinde kesilmiş kornişon turşusu ve kaşar rendesi ile birlikte sunulur.

Püre;

  • Kabuğu soyulan patatesler süt içerisinde dörde bölünüp çatalın ucu kolayca batana kadar haşlanır. Bu aşamada sütün kaymağını ara sıra üzerinden almanız gerekiyor.
  • Pişince fazla sütü süzülüp üzerine sıcakken tereyağı eklenir, mikserin yassı ucu yada blender ile püre haline getirilir. Arzuya göre tuz ilave edilir. Püre sotenin yanında servis yapılır.

Nis 22, 2010 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

Çilekli Tart

Cumartesi gününden beri eklenmeyi bekleyen tarifler artmaya başladı. Şirketin organize ettiği eğitimin ikinci üç günlük etabında; sınav, ev ödevi derken bu hafta çok yoğun geçti. Nihayet bu akşam fırsat bulup yazıyorum. Çilekli tart hem mevsime uygun hem de kırmızı -beyazın renk uyumuyla da sofraya çok yakışıyor. Evde ki malzemeye göre ayni tartı elma ile de hazırlayabilirsiniz. Elmayı tercih edecek olursanız 5-6 orta boy elma yeterli oluyor.

Çilekten farklı olarak tart elmalı olduğunda elmalarla birlikte pişirilip pudra şekeri ile süslenerek servis yapılıyor.

Malzemeler

2 yumurta

Yarım kg. çilek

1 su bardağı şeker

1 çay bardağı süt

100 gr sana yağı

2 su bardağı un

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

Üzeri için;

2,5 çay bardağı süt

1 paket dolgu kreması

1 paket krem şanti-1 su bardağı sütle hazırlanır-

1 paket jöle

 

Yapılışı

  • Şeker ve yumurta iyice çırpılır. Üzerine süt, eritilmiş sana yağı ve un eklenir. Çırpmaya devam edilir.
  • Kabartma tozu ve vanilya eklenip önceden ısıtılmış 170 0C fırında 26-28 cm çapında tart kalıbında pişirilir.
  • Soğuması bekledikten sonra ters çevrilip çıkarılır. Dolgu kreması 2,5 çay bardağı süt ile hazırlanıp çukur kısmına sürülür.
  • Krem şanti bir bardak soğuk süt ile çırpılıp tartın kenarlarına sürülür. Dolgu kreması üzerine jöle kutusundaki tarifine göre hazırlanıp sürülür. En üst kısmı da çileklerle süslenir. Buzdolabında bir kaç saat bekletildikten sonra servis yapılır.
Nis 22, 2010 - Börekler ve Tuzlular    Yorum Yok

Bohça Börek

Yapılışı çok pratik ve lezzetli milföylü bohça böreğin lezzeti talaş böreğini andırıyor. Suya batırılmış olması fazla yağını bırakırken daha yumuşak olmasını da sağlamış ayni zamanda. Cumartesi günü Ebru dan sofrasından son tarifti…. Tarifler daha fazla birikmeden en azından geçen haftanın tariflerini tamamlamış oldum. Bu hafta yeni pişirdiklerime geçebilirim artık.

Malzemeler

10 adet milföy hamuru

300 gr kıyma

1 adet domates rendesi

2 adet közlenmiş patlıcan

2 yumurta (üzerine)

1/2 çay bardağı ayçiçek yağı

Tuz,kimyon,karabiber

Yapılışı

  • Patlıcanlar fırında közlenir.
  • Bir tavada sıvıyağın içinde kıyma kavrulur, üzerine domates eklenir. Tuz ve baharat ilavesinden sonra soğumaya bırakılır. Soğuyan kıvrılmış kıymanın içine közlenmiş patlıcan eklenip karıştırılır.
  • Milföy parçaları geniş ve derin bir kap içinde orta sıcaklıkta su içine batırılıp fazla yağı süzdürülür . Milföyler düz bir zemine çıkarılıp kıymalı harç içine yerleştirildikten sonra zarf gibi kapatılıp önceden yağlanmış fırın tepsisinde ters çevrilerek yerleştirilir. Yumurta sarısı sürüldükten sonra önceden ısıtılmış  170 0C fırında üzeri kızarana dek pişirilir.

Fırında Çipura Balığı

Kalorisi düşük, bol beyaz etli bir balık sofrası… Çipura balığı eti doyurucu ve lezzetli büyük balıklardan biri.

Zeytinyağıyla fırında nar gibi kızaran balıkların yanına mevsim salata ve üzerine helva ile tadına doyum olmuyor…

Malzemeler

  •  3 adet çipura balığı
  • 3 adet kuru soğan
  • 2 adet patates
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 limon
  • Tuz

Yapılışı

  • Balıklar temizlenir, zeytinyağınun yarısı ve tuz ile ovulur- marine edilir. Fırın tepsisi yağlı kağıt ile kaplanır.
  • Kalın dilimler halinde kesilen soğanlar yerleştirilir. Ardından balıklar soğanların üzerine yerleştirilir.
  • Aralara iri kesilen patatesler ve dilim dilim kesilen limonlar yerleştirilir. Üzerine zeytinyağı ve tuz dökülür.
  • Önceden ısıtılmış 175 oC’lık fırına alınarak balıklar iyice pişinceye kadar beklenir.
Nis 20, 2010 - Et Yemekleri    Yorum Yok

Etli Bezelye

Baharın gelişiyle taze sebze meyve çeşitleri artmaya başladı. Pazar günü tazecik bezelyeleri görünce

bizim evde mevsimin ilk bezelyesini pişirmeye karar verdim. Herşeyin tazesi bir başka lezzetli ve

güzel oluyor. Her biri bir kalıptan çıkmış gibi özene bezene yaratılmış …

Malzemeler

  • 350 gr dana kuşbaşı
  • 1 orta  boy soğan
  • 4 orta boy domates
  • 2 tatlı kaşığı salça
  • 1 orta boy patates
  • 2 orta boy havuç
  • 1/2 çay bardağı çiçek yağı
  • Tuz, karabiber

Yapılışı

  • Tencereye yağ konulup hafif kızdırılır. Kuşbaşı etler eklenir, her tarafı kahverengileşene kadar kavrulur.
  • Rendelenmiş soğanlar ilave edilip, birlikte kavrulmaya devam edilir.
  • Salça ilave edilip arada çevrilerek 5 dakika daha kavrulan etlere, rendelenmiş domatesler ilave edilir.
  • Orta şiddette yanan ocak üstünde arada sırada karıştırılarak, domateslerin ve etlerin saldıkları su çekinceye kadar pişirilir. Etler saldıkları suyunu çekince tuz ve karabiber eklenir.
  • Üç su bardağı kaynamış su ve ardından ayıklanmış, temizlemiş bezelyeler ilave edilir.
  • İri yemeklik doğranmış havuç ve patatesler eklenerek hafifçe karıştırılır.
  • Kısık ateşte sebzeler pişinceye kadar pişirilir.

Nis 18, 2010 - Sütlü Tatlılar    Yorum Yok

Fukara Keşkülü

Fukara keşkülü içeriği adından çok farklı ve çok zengin. Badem, fındık ve antep fıstığı ile çok lezzetli ve vitaminli bir keşkül. Osmanlı döneminde fakir fukaralara yapılıp dağıtıldığı için içeriği zengin ve bol malzemeli bir sütlü tatlı olarak hazırlanırmış.

Keşkül adı ise hindistan cevizinin içinin oyulması suretiyle elde edilen kaba verilen isimden geliyor. Osmanlı kadı ve dervişleri zaman zaman halkın içine karışıp dilencilik yapıp onların sıkıntılarını daha iyi anlar hem de topladıkları paraları fakir insanlara aş olarak dağıtırlarmış. Yapılan tatlının bu kaplarda dağıtılması, dağıtım amacı ile birleşince adı fukara keşkülü olmuş. Tarifi Ebru’nun mutfağından, eline sağlık Ebrucum….

Malzemeler

1 su bardağı badem unu

1 su bardağı fındık

1 su bardağı dövülmüş antep fıstığı

5 su bardağı süt

2 çay bardağı toz şeker

4 çorba kaşığı nişasta

 

Yapılışı

  • Fındık rondodan geçirilir.
  • Kısık ateşte 4 su bardağı süt içinde nişasta hariç diğer malzemeler konularak muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırılır.
  • Nişasta bir su bardağı süt içinde karıştırılarak çözülür.  Karışıma yavaş yavaş eklenip pişirilir.
  • Kaselere bölünerek buzdolabında soğutulur.
  • İsteğe bağlı olarak dondurma ile servis yapılabilir.
Nis 18, 2010 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Tavuklu Semizotu Salatası

Cumartesi günü Ebru’daydık.  Bizim için özenle lezzetli pastalar, salatalar hazırlamış. Menüde; Tavuklu semizotu salatası, Milföylü bohça börek, Mercimek köftesi, Fukara Keşkülü ve Çilekli Tart vardı. Sizin için salata, börek ve tatlıların tariflerini aldım. Tariflere diğer menülerden ulaşabilirsiniz.

TAVUKLU SEMİZOTU SALATASI; Semizotuyla tavuk etinin bu kadar yakışacağını tahmin etmezdim. İçinizi açan yedikçe yediren nefis bir salata olmuş. Eline sağlık Ebru.

  

 Malzemeler

1 tavuk göğsü

2 adet orta boy patates

1 demet semizotu

1 küçük kutu mısır konservesi

1/2 limon

3 su bardağı yoğurt

 

2-3 yemek kaşığı mayonez

1/2 çay bardağı zeytin yağı

tuz

 

Yapılışı

 

 

  • Tavuk göğsü küçük bir tencerede tuzlu suda haşlanır. Pişen etler rondoda yadaelle lime lime ayrılır. Patatesler ayrı bir kapta haşlanır. Küp küp kesilir.
  • Yoğurt ve mayonez çırpılarak karıştılır. Semizotu yaprakları saplarından ayrılarak parçalanmadan bütün yaprak halinde kesilir.
  • Derin bir kapta; tavuk, patates, mısır , semizotu karıştırılıp üzerine zeytinyağı velimon dökülür. Son olarak mayonezli yoğurt ile karıştırılıp servis yapılır.
Nis 15, 2010 - Çorbalar    Yorum Yok

Bezelye Çorbası

Evdekilerin çok sevdiği bezelye çorbası hem tadı farklı hem de çok besleyici bir çorba. Üzerini süslemek için haşlanmış bezelyelerden kullanabilirsiniz. Tereyağlı sosu müthiş lezzet veriyor. Oğlum küçükken adına top çorbası derdi. Eğer çocuğunuz iştahsız ve bezelyeyi yemiyor ise üzerine eklemeden sadece tereyağlı sosuyla içine gizli haliyle de servis yapabilirsiniz.

Malzemeler

  • 500 gr lık bezelyeli garinitür konservesi
  • 1 su bardağı süt
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • 3 yemek kaşığı un
  • 4 su bardağı et suyu
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz, nane, tozbiber, pulbiber, kimyon

 Yapılışı

  • Bezelyeli garnitür konservesi yıkanıp 2 su bardağı su ilavesi ile haşlanır. Suyu süzülüp soğuduktan sonra rondodan geçirilir veya çatalla iyice ezilir.
  • İki yemek kaşığı tereyağı eritilerek un kavrulur. Sürekli karıştırlılarak süt yavaş yavaş ilave edilir.
  • Bezelyeli karışım üzerine eklenir. Daha pürüzsüz bir kıvam için blenderdan geçirilir. Üzerine yavaş yavaş et suyu ilave edilir. Blendar kullanmıyorsanız et suyu ilave edilikten sonra süzgeçten de geçirebilirsiniz. Kısık ateşte karştırılşarak pişirilir.
  • Küçük bir kapta sosu için kalan tereyağı eritilip, nane, pulbiber, kırmızı toz biber, kimyon ve rendelenmiş sarımsak eklenerek kızdırılır.
  • Servis kaselerine alınan çorbanın üzerine tereyalı sos dökülerek servis yapılır.
Nis 15, 2010 - İçecekler    Yorum Yok

Limonata

 

Bir aile dostumuzun kafeteryasında yaptığı bu leziz Limonatanın tarifini eksik olmasın

bize de vermişti. Daha sarı görünmesi için içine yarım çay kaşığı kadar gıda boyası da konulabiliyormuş, ama ben her zaman doğal olandan yanayım bu nedenle eklemedim. Portakal suyu ekleyerek hem rengini koyulaştırıyor, hem de tadındaki hafif ekşiliği

alıyorum. Biz baharın gelişi ile açılışı yaptık , sıcak yaz günlerinde de buzlu limonatanın

tadına doyum olmuyor…

 

Malzemeler

1 kg toz şeker

1 kg limon

1 orta boy portakal

5 lt su

 

Yapılışı

Limonlar sekiz parçaya bölünür. Derin bir kaba alınıp üzerine toz şeker dökülerek bir gece buzdolabında bekletilir.

 

 

Üzerine su ilave edip yoğrularak limonların suyu çıkarılır. Çıkan su bir başka derin kaba süzgeçle süzülerek aktarılır. Ayni işleme tüm şeker eriyene ve limonların tamamının suyu çıkana kadar kademeli olarak devam edilir.  En son üzerine bir portakal suyu eklenerek karıştırılır. Şeker miktarı arzu ettiğiniz kadar arttırabilirsiniz. Eğer şekeri fazla gelirse damak tadınıza göre su ekleyebilirsiniz.

Nis 12, 2010 - Börekler ve Tuzlular    Yorum Yok

Krepli Börek

Krepli böreğin tadı lazanya’ya çok benziyor. Diğer bir tanımla ev usulü lazanya da diyebiliriz. Sütle yapılan taze krep , başamel sos ve tavuk suyununda etkisi ile yumuşacık harika bir lezzet çıkıyor ortaya . Tarif Semra’dan; bize geldikleri akşam özenle hazırlamıştı…  Eline sağlık Semracım.

 

Malzemeler

Krep için;

10 tepeleme kaşık un

2 yumurta

Aldığı kadar süt

Tuz

 

İçi için;

2 adet orta boy soğan

2 diş sarımsak

1 parça tavuk göğsü

1 parça baget

1 küçük kavanoz garnitür

Yarım çay bardağı sıvıyağ

2 diş sarımsak

Tuz,karabiber

 

Başamel sos için;

3 yemek kaşığı un

3 yemek kaşığı tereyağı

3 bardak süt

10-12 çorba kaşığı kaşar rendesi

Tuz

 

Yapılışı

  • Tavuklar suda haşlanarak bir tencere içerisinde bütün halinde pişirilir. Ardından bir tavada kısık ateşte sıvı yağ içerisine önce küp küp doğranan soğanlar ardından, sarımsak , bıçakla küçük kıyılan tavuk etleri kavrulur . Üzerine tavuk suyundan bir çay bardağı dökülür. Salça, karabiber ve ardından garnitürde eklenerek içi hazır hale getirilir.
  • Un ,yumurta, süt ve tuz karıştırılarak krep harcı hazırlanır .
  • Krepler teflon tavada birer birer pişirilir.
  • Fırın tepsisi yağlanıp krep içerisine tavuklu harçtan konur. Her bir krep harcıyla bohça şeklinde katlandıktan sonra ters çevrilerek tepsiye yerleştirilir. Tereyağında un kavrulup süt ilave edilerek başamel sos hazırlanır. Başamel sos bohça şeklindeki kreplerin üzerine dökülüp orta ısılı fırında üzerleri pembeleşene dek pişirilir. Fırından çıkarmaya yakın üzerlerine kaşar rendesi dökülür. Sıcak servis yapılır.
Nis 11, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Trilye

 

Güney Marmara ‘da zeytin ağaçları arasında küçük şirin bir sahil kasabası. Mudanya dan 10 km, İstanbul’dan araçsız gelecekler için en kolay yol ise Mudanya’ ya Deniz otobüsü ile gelip, Trilye dolmuşlarına binmek. Kendi aracınızla giderken tek dikkat etmeniz gereken yolun hafif virajlı oluşu. Ancak zeytin ağaçları arasında kıyı şeridinden kıvrıla kıvrıla gitmek aynı zamanda çok keyifli.

Tarihi adı Trilye günümüzdeki adıyla Zeytinbağı. Trilye adıyla ilgili çeşitli rivayetler var. Latince kırmızı balık, barbunya anlamına geliyormuş. Roma imparotorluğu döneminde de bol miktarda barbunya balığı bulunuyormuş.  Bir başka rivayet ise afaroz edilmiş üç papazın saklandıkları yer olduğu. Tri-üç İlya-papaz anlamına geliyormuş… 1960 lı yıllarda ise doğasına çok yakışan Zeytinbağı adını almış. Zeytinbağı sokaklarında dolaştığınızda tarihinin izlerini Bizans-Rum ve Osmanlı evlerini görebilirsiniz…

 

Zeytinbağı sahili denize girmek için çok da uygun bir yer değil. Ama günübirlik geziler için güzel bir seçenek. Sahilde küçük şirin balıkçı restoranları , çay bahçeleri var. Balıkçı restoranları arasında Şekerev favorimiz. Mevsimine göre balık yemek en iyisi ama Barbunya balığının anavatanı Trilye olduğu için denemenizi tavsiye ederim. İlk defa gidenler için dikkat etmeniz gereken balıktan önce önünüze gelen kekik ve pul biberli meşhur zeytinyağına bandırılan ekmeklerle karnınızı doyurmamanız. Aksi halde nefis balıklara yer kalmıyor.

İskele civarında bulunan dükkan ve stantlarda el emeği göz nuru ürünler, ilginç hediyelik eşyalar var.

Yiyecek konusuna girmişken zeytin ve zeytinyağının yanısıra el yapımı  nefis lezzetler bulmakta mümkün. Mesela çıtır kabakta bunlardan biri. Kireçte özel olarak hazırlanan bal kabağı, portakal ile hazırlanmış zeytin reçeli. Zeytin reçelinin bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim.

Osmanlılar tarafından camiiye dönüştürülen eski Yuannes kilisesi Fatih Camii, Türkler tarafından yapılan hamam, Çamlı kahve tarihi mekanlarından.

 

 

Tarihle ve doğayla içi içe güzel bir gün geçirdikten sonra şehre doğru yola koyulduk. Havada bizi yolcu edercesine kararıp rüzgar çıkmaya başlamıştı zaten…

Nis 10, 2010 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Gavurdağı Salata

Yerken içinizi ferahlatacak ekşili bir salata. Cevizleri özellikle bıçakla kestim. Havanda ufalanıyor. Bu salatayı yerken cevizlerin ağzınızda hissedilmesi gerekiyor. Kullandığınız domateslerin kabukları kalın ise soymanızı tavsiye ederim. Servis öncesi arzuya göre salatalık turşusu da eklenebilir. Tabağa koyarken göbekli marul içersinde servis yapabilirsiniz.

Malzemeler

  • 6 orta boy domates
  • 5 adet orta boy salatalık
  • 2 dal taze soğan
  • 1 tutam maydanoz
  • 1 limon
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 1 su bardağı çeviz içi
  • 1/2 çay bardağı zeytin yağı
  • tuz, nar ekşisi, nane

Yapılışı

  • Domatesler ve  salatalıklar soyularak zar boyutuda doğranır.
  • Kuru soğan küçük küp biçiminde doğranır, tuzla ovulur ve yıkanır.
  • Ceviz içi iri iri doğranır.
  • Taze soğanların beyaz kısımları ayrılıp ince ince doğranır. Maydanozlar ince kıyılır.
  • Tüm malzemeler karıştırılır. Üzerine tuz, nar ekşisi, limon ve nane eklenir. Marulla birlikte servis yapılır.
Nis 8, 2010 - Et Yemekleri    Yorum Yok

Kuzu Yahni

Kuzu kol ,kuzu etinin en lezzetli bölümlerinden birisi. Aslında yahni sulu ve bol soğanlı yenen bir yemek . Ama ben yahniye püreyi çok yakıştırıyorum. Pişirirken zeytinyağını özellikle tercih ettim, zeytinyağı etlerin daha yumuşak olmasını sağlıyor. Pişme sırasında et önce kendi suyunu, ardından domates ve soğanların suyunu çekene dek hiç su da ilave etmedim. Sebzelerin suyuyla piştiğinde lezzeti çok farklı oluyor.

Malzemeler

  • 500 gr. kuzu kol
  • 1 orta  boy soğan
  • 10-15 adet arpacık soğan
  • 3 orta boy domates
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 3-4 küçük boy havuç
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz, karabiber, kimyon, pulbiber
Patates Püresi için;
  • 4-5 adet orta boy patates
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı süt.

Yapılışı

  • Kuşbaşı doğranan et zeytinyağıyla karıştırılarak pişirilmeye başlanır. Etler suyunu salıp saldığı su tükenene kadar ara sıra karıştırılır, üzeri kapalı tencerede pişirilmeye devam edilir.
  • Suyunu iyice çektiğinde üzerine domates rendesi ve yemeklik doğranmış soğan konulur. Domates ve soğanlar suyunu çekene kadar üzeri kapalı pişirilir. Sebzeler suyunu çektiğinde üzerini örtecek kadar sıcak su, salça, baharatlar ve tuz eklenir . Ardından arpacık soğanlar , havuçlar eklenir. Etler ağızda dağılacak kıvama gelene kadar pişirilir.

Püre;

  • Kabuğu soyulan patatesler su da çatalın ucu kolayca batana kadar haşlanır.
  • Suyu süzülüp üzerine sıcakken tereyağı ve süt eklenir, mikserin yassı ucu yada blender ile püre haline getirilir. Arzuya göre tuz ilave edilir. Püre üzerine yahniden konularak servis yapılır.
Nis 8, 2010 - İçecekler    Yorum Yok

Yoğurtlu Kahve – Lassi

 

 

Bu akşam seçtiğim içecek Mary Banks in kitabından uyarladığım yoğurtlu kahve. Hint restoranlarında “lassi” adı verilen geleneksel serinletici bir yoğurt içeceğinin çeşitlemesi.

Süt yerine yoğurtta kahveye yakışıyormuş meğer… Tarçınla da birleşince hafif bozaya benzer bir tadı var denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler

2 su bardağı yoğurt

3 yemek kaşığı toz şeker

1 paket sütlü neskafe- 2 adet esmer kesme şeker

Tarçın

 

Yapılışı

Yoğurt ve şeker blenderda krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Neskafe bir  yemek

kaşığı sıcak su içinde şekerle birlikte sürekli çırpılır . Karışıma ilave edilir, tekrar çırpılır.

Kahveli karışımdan bir çay kaşığı üzerine dökmek üzere ayrılır. Tarçın ilavesi ile servis

yapılır.

Çilekli Süt

 

 

Pazar günü bir tanıdık vasıtasıyla aldığımız köy sütü ve taze dağ çileği ile harika bir lezzet çıktı ortaya … Çilek mevsiminin başladığı şu günlerde uzun zamandr yapmadığım çilekli sütü daha sık yapmaya karar verdim.

 

Malzemeler

15 adet orta boy çilek

3 bardak süt

1,5 yemek kaşığı toz şeker

2 yemek pudra şekeri

 

Yapılışı

Çilekler rondodan geçirilip sıvı hale getirilir. Üzerien pudra şekeri ilavesinden sonra karıştırılır. Ayrı bir kaptaki ılk süte sürekli çırpılarak ilave edilir. Çırpma işlemi için blender yada şek şek kaplardan kullanabilirsiniz. Şeker miktarı arzu ettiğiniz kadar arttırabilirsiniz.

Nis 7, 2010 - İçecekler    Yorum Yok

Sıcak Çikolata

 

Oğluma yemekten sonra sıcak çikolata hazırlayacağım dediğimde havalara uçtu . Söz

vermişti yemeğini bitirirse ödül olarak sıcak çikolatayı hak etmiş olacaktı ama iştahsız çocuklara çare bulmak dünyadaki en zor şeylerden biri olsa gerek , yemeğini tamamlamadı. Annelik çok

farklı bir duygu …Annem hep beni en iyi anne olduğunuzda anlayacaksınız derdi, ne de haklıymış meğer…Tabii biraz kültür özellikleriyle de alakalı , bizim kültürümüzde güçlü aile bağları ve aşırı düşkünlük söz konusu. Ama bunlar bizim kültürümüzün güzel yönleri

umarım kuşaklar geçse de kaybetmeyiz bu özellikleri…

Uzun lafın kısası zaten az yiyen oğluşumun en azından severek yediklerini doğal yollardan tüketmesi için kendi ellerimle hazırladım ev usulü sıcak çikolatayı.

 

Malzemeler

1 paket çikolata ( 80 gr kare çikolata)

3 bardak süt

1,5 yemek kaşığı toz şeker

2 yemek kaşığı kakao

1 yemek kaşığı un

 

Yapılışı

Bir bardak süt ile ;kakao, un sürekli karıştırılarak kısık ateşte eritilir. Ardından sütün kalanı ve küçük parçalara ayrılan çikolata eklenip sürekli karıştırılır. Şeker ilave edilip sıcak servis yapılır. Şeker miktarı arzu ettiğiniz kadar arttırabilirsiniz.

 

Nis 4, 2010 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Kısır

Kısır pek çoğumuzun hazırladığı bir salata türü. Ama herkesin hazırlayış şekli farklı . En önemli kısmı bulgurun diriliğini ayarlamak bence. Ben ilk kısır yapmayı öğrendiğim zaman su miktarını ayarlamakta sıkıntı yaşıyordum. Suyun fazla olması lapa olmasına az olması diri kalmasına sebep oluyordu. Bir kaç denemeden sonra ölçülü yapmaya başladım. Tutturduğum bu ölçü ile yıllardır ayni şekilde hazırlıyorum. Arkadaşlarımda bu haliyle çok beğeniyor. Bir su bardağı ince bulgur için bir silme su bardağı dolusu kaynak su ile ideal oluyor. Diğer püf noktası ise 15-20 dk yoğurursanız çok daha lezzetli oluyor.

Servis öncesi ekşi sevenler arzuya göre salatalık turşusu da ekleyebilir. Ben genellikle nar ekşisi ilavesi ile ekşiliğini ayarlıyorum, tabii bol limon ile birlikte…

Malzemeler

  • 3 su bardağı ince bulgur
  • 3 s bardağı kaynak su
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 2 diş sarımsak
  • 2 limon
  • 2 demet taze soğan
  • 1/2 demet maydanoz
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • Tuz, pul biber ve nar ekşisi
  • Karabiber ve kimyon

Yapılışı

  • Bulgur bir çelik tencereye alınıp üzerine 3 su bardağı kaynar su ilave edilerek bir kaşıkla hafifçe karıştırılır ve kapağı kapatılarak yarım saat bekletilir.
  • Taze soğanların beyaz kısımları ayrılıp ince ince doğranır. Maydanozlar ince kıyılır.
  • Başka bir kapta; salçalar, limon suyu, baharatlar, rendelenmiş sarımsak ve nar ekşisi alınarak iyice karıştırılır.
  • Bulgur ve salçalı karışım  iyice özlenene kadar 15-20 dakika yoğrulur. Ardından maydanoz ve taze soğan eklenir. En son sıvı yağ ilave edilerek hafif karıştırılır. Marul yada salatalık-domates ile süslenerek servis yapılır.
Nis 3, 2010 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Mor Lahana Salatası

Görüntüsü renkli, yapılışı kolay, pratik bir salata. Etimekler ile de ağıza kıtır kıtır geliyor.

Malzemeler

  • Yarım adet mor  lahana
  • Yarım kg süzme yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • 2 dilim etimek
  • Pulbiber
  • 1 dal maydonoz
  • Tuz

Yapılışı

  • Mor lahanalar tuzla ovalanıp yıkanır, küçük küçük kıyılıp  ronododan geçirilir.
  • Sarımsaklı yoğurt, tuz ilavesi ile hazırlanır.Yoğurt ve lahanalar karıştırılır.
  • Etimekler fındık büyüklüğünde ufalanır. Karışımın yarısı etimekler ile karıştırılıp servis
  • tabağının altına yayılır. Kalan etimeksiz karışım üste yayılır.
  • Süslemek için pulbiber ve maydanoz kullanabilirsiniz.
Nis 2, 2010 - Et Yemekleri    4 Yorum

Orman Kebabı

Bu günün yemeği bizim evin klasiği orman kebabı. Hem ocakta hem fırında iki kademeli pişirme etlerin çok yumuşak ve lezzetli olmasını sağlıyor. Aslında uzun zamanım olduğunda bu yemekte dana etini tercih ediyorum. Ama iş çıkışı eve gelip pişirmeye başlayınca dana etinin daha uzun sürede pişmesi bizimkilerin açılıktan kıvranmaya  başlamasına sebep olur diye düşünerek kuzu etini tercih ettim. Siz zaman probleminiz yok ise damak tadınıza uygun olanı tercih edebilirsiniz. Etin miktarını da kişi sayısına göre değiştirebilirsiniz.

Porsiyon büyüklüğünüze göre değişse de bu ölçü ile ortalama 6-7 kişilik çıkıyor.

Malzemeler

  • 750 gr. kuzu eti
  • 1 orta  boy soğan
  • 3 orta boy domates
  • 2 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı salça
  • 1 orta boy patates
  • 1 orta boy havuç
  • 1-2 yemek kaşığı çiçek yağı
  • 1/2 demet dereotu
  • Tuz, karabiber

Yapılışı

  • Rendelenmiş soğan az yağlı tencereye alınarak kavrulur. Dövülen sarımsaklarda eklenir.
  • Kuşbaşı-sote arası boyutta doğranan et, tuz ve karabiber ile tatlandırılıp tencereye ilave edilir ve kavurma işlemine devam edilir.
  • 1 yemek kaşığı salça ilave edilip arada çevrilerek 5 dakika kavrulan etlere, kabukları soyulmuş ve zar büyüklüğünde kesilmiş domatesler ilave edilir.
  • Orta şiddette yanan ocak üstünde arada sırada karıştırılarak, domateslerin ve etlerin saldıkları su çekinceye kadar pişirilir.
  • Bu arada havuç ve patatesler iri küp biçiminde doğranır. Kızgın sıvı yağda biraz sotelenir ve bir kaba alınır.
  • Suyunu çeken etler fırın tepsisine yayılrak üzerine 3 su bardağı sıcak su ile sulandırılmış domates salçası sosu dökülür.
  • Üzerine de sotelenmiş patates ve havuçları koyarak önceden 180 dereceye ısıtılmış fırına sürülür.
  • Fırından çıkarmaya yakın kıyılmış dereotu üzerine serpilerek servis edilir.

Nis 1, 2010 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Renkli Ekmek Katları

 

Çok renkli bir salata hazırlamak istedim. Elimdeki dergileri karıştırırken seçtiğim Sofra dergisinin Aralık 2006 sayısında görüp seçtiğim tariflerden. Tost ekmeklerinin kenarlarını keserken yarın akşam pişireceğim çorbanın içine kavurup kıtır ekmek olarak kullanmak üzere ayırdım. Dış görünüşü gibi dilim dilim kesildiğinde de turuncu, yeşil ve beyaz rengarenk görüntüsü insanın iştahını açıyor.

Malzemeler

  • 3-4 orta boy havuç
  • Yarım kg süzme yoğurt
  • 12 dilim tost ekmeği
  • 3 diş sarımsak ( 2 diş yoğurda, 1 diş maydonoza)
  • 1,5 çorba kaşığı zeytinyağı
  • Yarım demet maydonoz
  • 1 demet dereotu ( yarısı içine, yarısı üstüne)
  • Tuz

Yapılışı

  • Havuçlar haşlanır, rondodan geçirilir. Üzerine zeytinyağı eklenir.
  • Sarımsaklı yoğurt tuz ilavesi ile hazırlanır.
  • Yarımşar demet maydonoz ve dereotu küçük kıyılıp bir diş sarımsak ile rondodan geçirilir. Servis tabağına tost ekmeğinin kenarları kesilip üçü yanyana dizilir.Üzerine yoğurt ardından maydonoz-dereotlu karışımın yarısı yayılır. İkinci kat tost ekmekleri dizilir. Üzerine yoğurt ve ardından havuçlar yayılır. Üçüncü katın

    üzerine yoğurt ve ardından maydonozlu karışım yayılır. Dördüncü kat tost ekmeği dizilip üzerine yoğurt sürülüp arzuya göre dereotunun kalanı ve havuçla süslenebilir.

    Servis yapmadan önce bir gece buzdolabında bekletin.