Ocak | 2011 | BaharDALI
Ocak, 2011 için Arşiv

Müceddere

Yöresel yemek kitaplarını okudukça yöreden yöreye, hatta şehirden şehire mutfak kültürümüzün ne kadar geniş olduğunu görüyorum. Meğer Türk mutfağında yer alıp bilmediğimiz ne kadar farklı çeşitte yemeğimiz varmış. Müceddere nam-ı diğer yeşil mercimekli bulgur pilavı Gaziantep mutfağından. Gaziantep mutfağında ana yemek; pirinç, bulgur, muhaşer yada firikten yapılan birbirinden farklı pilav tipleri ile sunuluyor. Ben bulgurlu pilavları balık yada ciğerli sofralara da çok yakıştırıyorum. Müceddereyi denerken keşfettiğim bir başka konu da bulgurla mercimeğin birbirine ne kadar çok uyduğu oldu…

Aslında yöresel olarak öne çıkan bu pilav zengin içeriği ile de dikkat çekiyor. Bulgurlu pilavlar kan şekerini dengede tutmak için diet reçetelerinde dietisyenlerin ve şeker hastalığı gibi hastalıklarda doktorların tavsiye ettiği pilav tipi . Geçen ay dörtlü yaşlarda olan bir arkadaşımıza şeker hastalığı teşhisi kondu. Doktorunun yasaklama getirdiği yiyeceklerin başında pilav ve makarna gelirken bulgur pilavı serbest olan grubun başında geliyormuş. Glisemik endeksi düşük olduğu ve kana yavaş karıştığı için özellikle tavsiye ediliyor. Ayrıca bulgurun yapıldığı ana madde buğday ayni zamanda folik asit, B vitaminleri, çinko, magnezyum içeriyor. Anne olanlar bilir genellikle gebelik döneminde bebeklerin merkezi sinir sistemi ve beyin gelişimi için folik asit tabletler kullanılır. Hatta sadece gebelik döneminde değil emzirme döneminde de anne sütünü arttırıyor. Aslında tüm vitaminler ve her derde deva doğada doğal haliyle bize sunulmuş….Mücedderenin içeriğindeki mercimek de cabası…

Malzemeler

  • 2 su bardağı bulgur
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 1 orta boy soğan
  • 3 adet orta boy domates
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1/2 yemek kaşığı acılı biber salçası
  • 1/2 çay bardağı sıvı yağ
  • Tuz, kimyon, pul biber, karabiber

Not: Sunumda geleneksel şekli yerine  (üzerine sıvı yağda sotelenen, piyazlık doğranmış soğanlar dökülerek servis yapılıyor) içindeki soğan dışında üzerine soğan eklemedim.

Yapılışı

  • Yıkanıp süzülen mercimekler yumuşayıncaya kadar haşlanır. Haşlama sırasında çıkan kahverengi su dökülerek haşlama suyu yenilenir.
  • Başka bir tencerede sıvı yağ hafif kızdırılır ve rendelenmiş soğan kavrulur.
  • Rendelenmiş domates ve salça ilave edilip kavrulmaya devam edilir.
  • Ilık su ile iyice yıkanmış bulgur karışıma eklenir.
  • Haşlanmış mercimeğin haşlama suyu iyice süzülüp pilavın içine konur. Baharatlar ve tuz ilave edilir.
  • Pilavın üzerini örtecek kadar sıcak su ilave edilerek önce orta hararetli ateşte, göz göz olduktan sonra kısık ateşte kapağı kapalı olarak suyunu çekene kadar pişirilir.
  • Piştikten sonra 5-10 dakika demlenmesi beklenip servis yapılır. Pilavlarda en zor ayarlanan genellikle su oranıdır. Eğer bulgurlar pişmesine rağmen suyu fazla ise demlenme aşamasında kapağı açık bekletebilirsiniz. Suyu az geldiği zamanlarda ise -ben pişerken tadına bakarak kontrol ediyorum- kademeli olarak 3-4 yemek kaşığı su ilave edebilirsiniz.
Oca 23, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Muz- Kahve Dayanışması ve Kahve Ağacı

Kahve ile muzun uyumu ve dayanışması yetişme aşamasına kadar gerilere dayanıyor. Kahve hayatına toprağa gömülen “parşömen” çekirdeğinin filizlenmesi ile başlıyor. Filiz köklendikçe çekirdeği toprağın dibine itiyor. Bir kaç gün içinde, artık ince filizin tepesine çıkmış çekirdeğin üzerinde ilk iki yaprak oluşuyor.

Eski çekirdeğin kabuğu çıkıyor ve kısa sürede yere düşüyor. İnce fide daha sonra fidanlıkta yerini alıyor. Fide bir sene burada tutulduktan sonra üzerindeki koruyucu örtü kaldırılarak açık havayla tanışıyor. Kahve ağacına günde sadece bir kaç saat güneş ışığı yettiği için tarlada bir muz ağacının yanına alınıyor. Tabii bu işlem özellikle güneş ışınlarının daha dik geldiği ekvatora yakın bölgelerde uygulanıyormuş. İşte tarlada uyumla başlayan bu dostluk lezzetlerindeki uyumla da sofralarımıza taşınıyor. Bu dayanışmadan etikilenerek Atkınson/Banks/France ve Mcfadden ‘ın yazdığı The Chocolate and Coffee Bibleadlı kitabını karıştırıdım ve Muzlu Kahveli Kek tarifinden esinlenerek kendimi mutfağa attım. Tarife göre servisi çikolatalı kahveli kek muzlu sosu ile servis yapılırken ben yaş pasta tarzında sunmayı tercih ettim. Tarifi ve sunumumu PastalarMenüsünden inceleyebilirsiniz.

Fotoğraflar için kaynak:

Coffee+Tree+Cherries+1.jpg

Kahve fidelerinin çiçeği yasemin çiçeklerini andırıyor.

 

Oca 23, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Doğanın müthiş dengesi Somon Balığı

Tatlı suda doğup büyüyen somonlar yaşamlarının geri kalanını geçirmek için okyanuslara doğru yol alıyorlar. Tatlı suya adapte olmuşken, okyanusa doğru yaptıkları yolculukta gelişerek tuzlu suda yaşamaya hazır hale geliyorlar. Daha da ilginci tuzlu suya, okyanusa açıldıktan yıllar sonra tekrar yumurta olarak doğdukları yere geri dönebilmeleri…Doğduğunuz yeri çocukken bırakıp binlerce kilometre uzağa gidiyorsunuz ve yıllar sonra geri dönmek istiyorsunuz, çocukluğunuzu geçirdiğiniz sokağı ve evi bulma olasılığınız nedir? Ya da değil bin açık denizde 10 km yüzüp tekrar başladığınız noktaya dönebilir misiniz?  Somon balıkları yıllar sonra yollarını şaşırmadan geri dönüyorlarmış…. Doğa bilimcilerin yaptığı denemelerde özel kaplar içinde kara yoluyla binlerce kilometre öteye götürülen somonların üç yıl sonra doğdukları yere döndüklerini tespit etmişler. Tam bir doğa harikası… Belkide etinin lezzeti de buradan geliyor. Rengi ile ilgili olarak da okuduğum bir yazıda Somonlar; kırmızı pigment içeren alg ve tek hücreliler yiyen karideslerle beslendikleri için hafif pembe görünürlermiş. Somon balığının bir kaç çeşidi var. Türkiye’ de satılanı genellikle ithal gelen Norveç somonu ve çiftlik balıkları. Somon balığı alırken özellikle koyu renkli olanları seçin. Biz satın almak için genellikle hiper marketleri tercih ediyoruz.

Alaska Katmai ulusal parkında ayıların somon avı fotoğraflanmış. Somon balıklarının yumurtlamaya akıntıya ters olarak gittikleri dönüş döneminde onlarca ayı stratejik metotlarla ava çıkmışlar….

Ayıların avcılığı bazı somonların dönüşüne engel oluyor….Doğadaki garip denge; ayının başarısı somunun başarısızlığı ile sonuçlanıyor !

 

Katmai ulusal park fotoğrafları için kaynak: www.stresyado.com

Somon balığının diğer özelliği zengin bir omega-3 kaynağı olması nedeniyle kalp damar sağlı için yararlı. Ayrıca metabolizma hızlandırıcı etkisi de var. Tabii bu kadar besleyici ve omega-3 dolu olunca doktor kontrolünde Somon balığı yağı olarak çeşitli markalarda haplarını da kullananlar var.

Sebzelerin suyu ve zeytinyağı ile pişen Somon balığı yağsız olduğu için diğer balıklardan farklı olarak mutlaka servis sırasında sos ile sunulmalı. Özellikle ekşili soslar bu balığa çok yakışıyor. Ekşiliğini vermek için limon yada portakal kullanılabilir. Yanına ilave edeceğiniz patates püresiyle birlikte mevsim sebzelerinden hafif ekşimtırak taze otları da ekleyebilirsiniz. Semizotu, madımak yada biberiye iyi birer alternatif olabilir. Denemek isteyenler Fırında Somon Balığı tarifini inceleyebilir.

Oca 23, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

Limonlu Cheesecake

Kelime anlamı “peynirli kek” olan cheesecake, dünya mutfağındaki geçmişi oldukça eski. Antik Yunanlılara kadar dayandığı biliniyor. M.Ö. 776’da ilk Olimpiyat oyunlarında atletlere minik cheesecake’ler verilirmiş. Roma İmparatorluğu’nun Yunanistan’ı işgaliyle beraber, tatlının yapımını Romalılar da keşfetmiş. Buradan da tüm Avrupa’ya yayılmış. Avrupa’dan Amerika’ya göç eden göçmenlerle de tarif Amerika kıtasına taşınmış.

Yapımında kullanılan malzemelere ve üzerine dökülen soslara göre pek çok farklı tarifi var. Ancak hepsinde ortak olan tek bir malzeme var, o da peynir. Zaten cheesecake’ in güzelliği ve tadının hafifliği de peynirle tatlının süper uyumundan geliyor. Aslında peynirle tatlının uyumu Osmanlı mutfak kültüründe de Künefeyle geliştirilmiş. Künefe de çok sevdiğim tatlılardan birisi.. Künefe Türk kültürüne özgü iken Cheesecake tüm Avrupa ve Amerika da yapılıyor. Kullanılan peynir çeşitleri de birbirinden oldukça farklı. Son yıllarda Türkiyede de popüler olan cheesecake bizde genellikle krem peynir yada labne peyniri ile pişiriliyor. New York stilinde genelde krem peynir, özellikle dePhiladelphia marka krem peynir kullanılırken, İtalyan stilinde daha çok ricotta peyniri ve Almanlar’ da quarkpeyniriyle hazırlanıyor. Hatta Almanların geleneksel tatlılarından biriymiş ayni zamanda. Bir süre Almanya ‘da yaşayıp tekrar Türkiye’ye dönen arkadaşlarımız Yıldız ve Kadir bu hafta cheesecake için bana gurmelik yaptılar…Süperrr olmuş yorumu tüm yorgunluğumu unutturdu doğrusu…

Malzemeler

Tabanı için;

  • 2 paket yulaflı bisküvi
  • 100 gr tereyağı

Peynirli harcı için;

  • 2 paket labne peyniri
  • 2 su bardağı süzme yoğurt
  • 2 yumurta
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 limonun kabuğunun rendesi

Limonlu sos için;

  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yumurta
  • Yarım limonun kabuğunun rendesi
  • Yarım limonun suyu
  • 1 limon-süslemeye
  • Pudra şekeri
  • 1 tatlı kaşığı nişasta

Yapılışı

  • Önce bisküvili tabanı hazırlanır. Bunun için bisküviler toz haline getirilir. Rondo kullanarak çok pratik oluyor ama rondonuz yok ise geniş bir tepsi içine bisküvileri elinizle kırdıktan sonra üzerinden cam bir kavanozla bastırarak ayni sonucu elde edebilirsiniz. Tabanda kullanılacağı için pütürlü ve büyük parçalı olarak kalmaması gerekiyor. Ardından tereyağı eritip bisküvilerle iyice karıştırın. 26 cm çapında kelepçeli kek kalıbının altına önce alimünyum folyo ile kaplayıp ardından hazırladığınız harcı eşit olarak her tarafına yayın. Üzerine iyice bastırarak yerleştirin. Bu aşamada su bardağı kullanarak her tarafına pres yaptım böylece iyice yerleşti.
  • Tabanı hazır haliyle biraz dondurmak için buzdolabına koyup yarım saat buzdolabında bekletin.
  • Peyniri, yoğurdu-mutlaka süzme yoğurt olmalı- ve toz şekeri pürüzsüz olana kadar mikserle düşük devirde çırpıyoruz. Ardından yumurtaları teker teker kırıp yavaşça çırpıyoruz. Yoğun çırpılmış keklerde çatlama olurken chessecake te çatlama olmaması için devri düşük tutuyoruz.Ardından limon kabuğu rendesi ve un eklenir.
  • Hazırlanan harç soğuyan taban üzerine kelepçeli kalıba dökülür. Önceden 200 dereceye ısıtılmış fırına sürülüp ; 10 dakika 200 derecede ardından 40 dakika kadar 160 derece fırında pişirilir. İstenen kıvama ve renge geldikten sonra fırının ısıtıcı fanı kapatılıp fırın kapağı açık bırakılır. İki saat kadar bu şekilde soğuduktan sonra buzdolabına konup 4-5 saat soğumasını bekliyoruz. Benim gibi sizinde misafiriniz akşam gelecek ise öğlene doğru kadar bu aşamalarını tamamlayıp akşam üzeri sosunu hazırlayabilirsiniz. Hatta bir gün önce bile yapılabilir. Zeytinyağlılar gibi durdukça lezzetleniyor; ilk tadına baktığım ana göre ikinci gün tekrar yediğimde fark ediyorum ki durdukça daha lezzetli oluyor. Son aşamada limonlu sosu hazırlanır. Bunun için tereyağı ve yumurta mikserle çırpılır. Şeker eklenip çırpmaya devam edilir. Benmari usulu bir kabın içerisinde kısık ateşte hafif pişirilir. Nişasta eklenip sürekli karıştırılır. Limon kabuğu rendesi ve yarım limonun suyu da eklendikten sonra karıştırılıp soğutulur. Buzdolabından çıkarılan cheesecake’ in üzerine tatlı kaşığı ile her yeri eşit gelcek şekilde limonlu sos dökülür. Buzdolabında bir kaç saat beklettikten sonra servis yapılır. Sosu tam çekmeden servis yapmam gerekti ama tavsiyem iyice çekmesi için bir kaç saat bekletmeniz. Servis yapmadan önce limon dilimleri ve pudra şekeri sepelenerek servis yapılır.

 

Oca 22, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Aşure günü ve Aşk

Muharrem ayında pişirilen Aşure hem lezzetli hem de vitamin ve mineral dolu bir tatlı. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayı. Bu takvimde ay hareketleri esas alınmış. Buna göre bir yıl yada kameri yıl 12 ay ve 355 günden oluşuyor. Aşure günü ise Muharrem ayının onuncu günü. Rivayetlere göre bu ayda İslam tarihi ve diğer peygamberlerle ilgili pek çok dönüm noktası yaşanmış. Hz.Adem in Cennetten yeryüzüne gönderilmesi, Nuh(a.s) ‘ un gemisinin tufandan sonra Ağrı dağına(bazı kaynaklara göre Cudi dağına) oturması, Hz.Musa ve İsa nın aşure gününde doğduğu, Hz.Musa ve İsrail oğullarının Firavun ‘un zulmünden kurtulduğu gün oluşu, Müslümanların Mekke’ den Medine’ ye hicreti sadece bir kaç tanesi…Yine rivayet o ki Nuh (a.s) gemisi Cudi dağında karaya oturunca ; gemiye aldığı yiyeceklerden kalanlarla ilk aşureyi pişirmiş.

Hatta Hz.Musa ve kavminin kurtuluşu olduğu için Yahudiler Aşure gününde oruç tutuyorlar… Bizim için ise Aşure günü öncesi yada sonrası bir gün oruç tutmak; Ramazan ayından sonra oruç tutulabilecek en hayırlı gün olarak kabul ediliyor. Oruç tutmak kadar bu güne özel  Allah aşkına yapılan tüm ibadetler ve pişirilip dağıtılan Aşurenin ayrı bir önemi var. Allah aşkını bize en güzel anlatan Peygamberimizden sonra Hz. Mevlana ve Şems hazretleri . Onların Allah aşkını anlatan güzel bir kitap okumak isterseniz son dönemde okuduğum popüler kitaplardan Elif Şafak’ın Aşk adlı kitabını tavsiye ederim. Adına ve kapak rengine bakıldığında ilk çıktığı dönemde çok farklı algılanan kitap erkeklerin yoğun isteği üzerine bir sonraki baskısında gri renkte basılmıştı. Aslında kitabın kapak rengi, adı tamamen biçimsel semboller. İçeriğini okuyup anlayanların bu tür tepkiler göstermeyeceğine inanıyorum. Çift boyutlu olarak; bir kadının bir erkeğe aşkını anlatırken ayni zamanda Mevlana ve Şems hazretlerinin Allah’a ulaşma yolunda kendi nefislerini yenmeleri ve Yüce Rabbimize daha yakın olmak için, kendilerini insani hırs ve duygulardan nasıl uzak tuttukları anlatılıyor…

Mevlana’ nın felsefesini anlatan Mesnevi başta olmak üzere eserleri, özdeyişleri, dillere ve gönüllere destan olan Sema gösterileriyle O’ nu ve Allah aşkını anlamaya- öğrenmeye çalışıyoruz.İşte size geçen hafta izlediğim Şeb-i Aruz töreninden bir kaç enstantene…

Hz.Mevlana’nın Sema için şöyle demiş; “Dönmek sanırsın marifet; arş dönüyor, yıldızlar dönüyor dersin. Zahirdir gördüğün, ahirde dönersin. Marifet dönmek değil, bulmaktır bilesin.”

Mevlana’yı anlamaya çalışan ünlü Alman İslam bilimci Profesör Annemarie Schimmel ‘de ” Sema ancak bir “Sevgili” olunca anlam taşır. Zira güneş olmadan zerreler nasıl harekete geçirilip raksettirilebilir? Aksi halde zerreler yalnızlaşıp donarlar ” demiş. Schimmel in Yunus Emre, Mevlana , Hz. Muhammed ile ilgili pek çok eseri var. Yunus Emre ile yollarda, Muhammed İkbal, Ben rüzgarım sen ateş eserlerinden bir kaçı….

Tüm dünyada ve İslam aleminde; O’nun ve felsefesi ve düşünceleri anlaşılmaya çalışılırken, O (Hz.Mevlana) kendisini aşağıdaki bir kaç dize ile anlatmış…

Yaşamayı öğrendim,

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün

ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla…

Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını zamanla öğrendim.

İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

İnsanın tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…

Sonrada ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.

Kendime yazmayı öğrettim sonra…

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gerçeği öğrendim bir gün…

ve gerçeğin acı olduğunu…

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da “lezzet” kattığını öğrendim…

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

hayatı tadacağını öğrendim…

Hz.Mevlana

 

Tavuklu Mantarlı Lazanya

Nasıl bir lezzet olduğu anlatılmaz yaşanır…Yerken o anın bitmesini hiç istemedim. Mantar, tavuk ve başamel sosun lazanyada buluşması. Fikir olarak Sara Levis in Chicken Dishes adlı kitabından esinlendim. Ancak tarifte şarapla marine edilmiş tavuk eti kullanıyordu. Bizim sofra kültürü ve damak tadımıza uygun olmadığı için tarifi değiştirerek uyguladım. Ayrıca mantarlı tavuklu lazanyanın iç harcına ceviz de ilave ettim. Aslında Lazanya kıymalı, tavuklu versiyonları dışında sebzeli (özellikle ıspanak ile) yada deniz mahsülleri (balık, yengeç yada karides vb.) ile de hazırlanabiliyor.

Lazanya yaparken İtalyan marka Barilla kullandım. Hiç haşlama gerektirmemesine karşın tam anlamıyla yumuşacık piştiler… Tabii yumuşaklığını ayarlamak için dikkat etmeniz gereken noktalar;

**biraz sulu bir başamel sos; fırında pişerken sos koyulaşıyor,

**başamel sosa tavuk suyundan da eklemek; tavuk suyu lezzetini lazanya yapraklarına da veriyor,

**pişerken üzerini alüminyum folyo ile kaplamak; üst tabakanın kurumasını önlüyor,

**sosun üzerini örteceği derinlikte bir fırın kabı kullanmak; en üstteki lazanya yaprakları da sosla birlikte pişmiş oluyor.

Malzemeler-4 büyük kare dilim için

  • 8 yaprak lazanya-Barilla
  • 1 parça tavuk göğsü, 2 parça but
  • 200 gr mantar konservesi
  • 2 adet orta boy soğan
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 diş sarımsak
  • 80 gr kaşar peyniri
  • Yarım su bardağı ceviz
  • Tuz, karabiber

Başamel sos için;

  • 3 yemek kaşığı tepeleme tereyağı
  • 3 yemek kaşığı un
  • 3 su bardağı süt
  • Yarım su bardağı tavuk suyu
  • 2 yemek kaşığı krema
  • Tuz

Yapılışı

  • Barilla lazanyalar haşlama gerektirmediği için direkt olarak kullanabiliyorsunuz. Tavuklu harcı için önce tavuğu haşlayarak başlayalım.
  • Haşlanmış tavuk eti için tavuk parçalarında derilerinin olduğu kısımlar ateş üzerinde iyice tütsüledikten sonra bol tuzlu suda haşlanır.
  • Diğer tarafta yemeklik doğranan soğanlar sıvı yağda hafif pembeleşene kadar kavrulur. Üzerine küçük kıyılan sarımsak parçaları eklenir.
  • Soğanların üzerine ince kesilmiş mantarlar eklenir. Ara sıra karıştırılarak sotelenir. Mantar çekilmiş karabiber ve tuz ile tatlandırılır.
  • Haşlanan tavuk etini ince ince didiyoruz. Didilmiş parçaları tuz ve karabiber ekleyip tatlandıralım.
  • Sotelenen mantarlar hafif suyunu çekince mantarlı karışım hazır demektir.
  • Başamel  sos hazırlamak için; tereyağı tencerede hafif eritildikten sonra yavaş yavaş un eklenir. Kısık ateşte sürekli karıştırılarak kavrulur.
  • Tereyağında kavrulan una sürekli karıştırılarak; kademeli olarak ılık süt, krema ve son olarak tavuk suyu ilave edilir.
  • Başamel sos yapım aşamasında topaklanmaması için el blenderı kullanabilirsiniz. Böylece daha hızlı ve topaklanmadan karıştırmak mümkün oluyor.
  • Lazanya tabakalarından ikisini alabilecek bir kare borcam yağlanıp hafif un serpildikten sonra ilk iki yaprak yerleştirilir.
  • Üzerine önce başamel sos ardından mantarlı karışım dökülür. Karışımın üzerine tavuk eti parçacıkları ve son olarak da iri kıyılmış ceviz parçaları konur.
  • Ayni işlem ikinci ve üçüncü katlara uygulanır. Son olarak dördüncü kata sadece başamel sos dökülür.
  • Önceden ısıtılmış fırında 16o derecede üst yapraklar yumuşayana kadar pişirilir.
  • Arada bir kontrol edip yapraklardan kıvrılan var ise yemek kaşığı yardımı ile kontrol edip sosunu emecek şekilde içe doğru bastırılır.
  • Üst yüzeyinin kurumaması için üzeri delikli alüminyum folyo ile sarılarak pişirilir. Yumuşayan üst tabaka yapraklara yumurta sarısı sürülüp tekrar fırınlanır.
  • Fırından çıkarmadan önce üzerine kaşar peyniri rendesi konulup eriyene kadar fırında tutulur. Sıcak olarak servis yapılır. Afiyet olsun…

 

Portakallı Islak Kek

 

 

Sünger gibi yumuşacık, mis gibi aromalı bir kış keki tarifi… Kışın portakal aroması çocukken ziyarete gittiğimiz dedemlerin eski ahşap-müstakil evi ve kuzine soba üzerinde kokusunu salan portakal kabuklarını anımsatır hep… Üzerinde tavşan kanı çaylar demlenir, uzun kış geceleri saatlerce dibinde ellerimizi ayaklarımızı ısıtırken sıcak aile sohbetleriyle de gönüllerimizi  ısıtırdık bir taraftan. O zamanlar ne büyüklere televizyon dizileri ne de küçüklerin bilgisayar oyunları girmemişti hayatımıza… Hatta üst kata çıkıp evcilik bile oynamazdık kaçırmamak için sohbeti. Nasıl da değişiyor zaman. Bütün aileyi aynı evde toplasanız da herkesin dikkatini bir yere toplamak ne kadar zor artık. O günlerin tadını, kokusunu özlememek mümkün değil. Portakallı keki hazırlarken kokladığım aroma şöyle bir o günlere götürdü beni. Kuzine sobanın popüler dönemlerini bilenler eminim o kokuyu ve o atmosferi hatırlayacaklar…

Malzemeler

  • 2 adet portakal
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 2 yumurta
  • 2 su bardağı un
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Pudra şekeri

Yapılışı

  • Şeker ve yumurta iyice çırpılır. Ardından sıvı yağ, un ve süt eklenir.
  • Portakallardan birinin kabuğu içine rendelenir.
  • Kabartma tozu ve vanilya ilavesinden sonra önceden ısıtılmış 17o derece fırında pişirilir. Piştiğini kontrol etmek için kürdan testi yapabilirsiniz.
  • Diğer portakalın kabuğu ayrı bir kaba rendelenir. Fırından çıkan kekin üzerini ıslatmak için her iki portakalın suyu sıkılarak sıcakken üzerine dökülür.
  • Kek portakal suyunu emince üzerine pudra şekeri ve portakal kabuğu rendesi dökülüp servis yapılır.

 

Oca 16, 2011 - Kahvaltılıklar    Yorum Yok

Patatesli Omlet

İçeriğinde yüksek oranda potasyum, kalsiyum ile C ve B vitaminleri bulunan, kan şekeri düşürücü etkisi olan her çeşit etli yemeğin yanına çok yakışan patatesi sevmeyen yoktur herhalde…Geleneksel patates üzerine yapılan geliştirmelerden sonra cıvıl cıvıl görünen “Mor Patatesler” Colorado Üniversitesinin yaptığı çalışmalarla geliştirilmiş.

Devamını Oku »

Oca 15, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

Rulolu Yaş Pasta

 

 

Fındıklı çikolatalar için Ferrero Rocher kullandım, ortadan ikiye bölerek yerleştirdim…

Fındık krokan, fındıklı çikolata ve fındıklı rulo ile birleşince harika bir lezzet ortaya çıkıyor…

Tabii bu pastadan yediğiniz gün diyet yapıyorsanız ara vermenizde şart oluyor !!

Bu pastayı yaparken Portakal ağacı sitesindeki çilekli rulolu pastadan esinlendim.

 

Malzemeler

 

1 paket çift katlı sade pasta tabanı

1 paket fındıklı rulo pasta

2 paket fındık krokan

2 adet orta boy muz

1/2 paket kakao-pastanın üzerine

1 paket pasta kreması

2 su bardağı süt

1 paket neskafe üçü bir arada

25 gr. sana yağı

1 paket top çikolata

Çikolatalı sos

1/2 lt süt

1 su bardağı şeker

1 paket bitter çikolata

1 yemek kaşığı kakao

1 fincan un

 

 

Yapılışı

Kelepçeli pasta kalıbının kenarlarına, kesilmiş rolu pasta dilimleri yerleştirilir.

Çikolatalı sos; süt ,kakao, un ve çikolata

eklenip sürekli karıştırılarak muhallebi kıvamına gelene dek pişirilir.

Pasta tabanının ilk katı yarım bardak ılık süt ve yarım paket neskafe ile ıslatılır. Kelepçeli kalıbın ortasına yerleştirilir.Üzerine çikolatalı sos dökülür.

Sosun üzerine fındık krokan küçük parçalar halinde kırılarak serpilir. Krokandan sonra uzunlamasına kesilen muz parçaları ile pastanın üzeri kaplanır.

Pasta tabanı ikinci katı ilk katı gibi süt ve neskafe karışı ile ıslatıldıktan sonra muzların üzerine kapatlır.

Pasta kreması 1 su bardağı süt ve eritilmiş 25 gr sana yağı ile çırpıldıktan sonra üzerine sürülür.

Bir gece buzdolabında bekletildikten sonra servis öncesi kakao ve fındıklı top çikolatalarla süslenerek servis yapılır


Fındıklı çikolatalar için Ferrero Rocher kullandım, ortadan ikiye bölerek yerleştirdim…

Fındık krokan, fındıklı çikolata ve fındıklı rulo ile birleşince harika bir lezzet ortaya çıkıyor…

Tabii bu pastadan yediğiniz gün diyet yapıyorsanız ara vermenizde şart oluyor !!

Bu pastayı yaparken Portakal ağacı sitesindeki çilekli rulolu pastadan esinlendim.

Kıymalı Lazanya

 

Şöyle televizyon karşısında Garfield gibi miskinlik yapıp keyifle lazanya yemek istedim:)) Hasta olunca bile iki saat yerimden kalkmadan yatmayı beceremeyen biri olarak lazanya yeme muradıma ererken tabii ki tembellik yapma kısmını gerçekleştiremedim….

Lazanya benim için “yeme de yanında yat” dedirten lezzetlerden biri …Son olarak böyle lezzetlisini Temmuz ayında Venedik’ten tekneyle açılıp Lagünde Burano adasına gittiğimizde yemiştim. Lazanya adını aslında İtalyanlar lazanyanın yapıldığı kap için kullanıyorlar. Ancak zaman içinde yemeğin adı kabın adını alarak lazanya-lasagne demişler…İtalyanlar lazanya yapımında peynir olarak genellikle mozerella ve parmesan kullanıyorlar. Benim hazırladığımdan farklı olarak salçası çok yoğun kullanılmış ve üstüne de kıymalı sos dökülmüş haliyle işte Burano -Venedik’te yediğim lazanya….

 

Lazanyanın fotoğrafını İtalya fotoğrafları arasından çıkarırken şöööyle bir dolaşmış oldum Venedik ve Burano sokaklarından…Fırsat olsa da bir daha gidebilsek… Burano’ da sakinlik, huzur ve sular üzerinde bir hayat vardı…Umarım günün birinde sular yükselip bu eşsiz lagün zarar görmez…

Lazanya yaparken İtalyan marka Barilla kullandım. Hiç haşlama gerektirmemesine karşın tam anlamıyla yumuşacık piştiler… Tabii yumuşaklığını ayarlamak için dikkat etmeniz gereken noktalar;

**biraz sulu bir başamel sos,

**suyunu tamamen çekmemiş kıymalı sos

**pişerken üzerini alüminyum folyo ile kaplamak ve

**sosun üzerini örteceği derinlikte bir kap kullanmak.

Malzemeler-6 büyük kare yada 12 üçgen dilim için

  • 12 yaprak lazanya-Barilla
  • 500 gr kıyma
  • 2 orta boy soğan
  • 1 orta boy havuç
  • 1 orta boy domates
  • 1 y.kaşığı domates salçası
  • 1 y.kaşığı acı biber salçası
  • 2,5 y.kaşığı sıvı yağ
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 diş sarımsak
  • 80 gr kaşar peyniri
  • Tuz, kekik, karabiber, şeker

Başamel sos için;

  • 3 yemek kaşığı tepeleme tereyağı
  • 4 yemek kaşığı un
  • 4 su bardağı süt
  • 1 yumurta
  • 1 yemek kaşığı krema
  • Tuz

Yapılışı

  • Barilla lazanyalar haşlama gerektirmediği için direkt olarak kullanabiliyorsunuz. Kıymalı harcı için sıvı yağda rendelenen soğanlar hafif pembeleşene kadar kavrulur.
  • Soğanların üzerine rendelenmiş havuç eklenip bir kaç dakika sotelenir. Ardından kıyma eklenip karıştırılarak kavrulmaya devam edilir.
  • Kıymanın rengi değişince tuz, baharatlar ve salça eklenir. Kabuğu soyulmuş, zar büyüklüğünde doğranmış domates eklenir.
  • Rendelenen sarımsak ve bir tutam toz şeker eklenir. Domatesler pişip hafif suyunu çekince kıymalı sosumuz hazır demektir. Fırında da pişeceği için etin kendi saldığı suyu hafif içinde kalınca daha lezzetli oluyor.
  • Başamel  sos hazırlamak için; tereyağı tencerede hafif eritildikten sonra yavaş yavaş un eklenir. Kısık ateşte sürekli karıştırılarak kavrulur.
  • Tereyağında kavrulan una sürekli karıştırılarak; kademeli olarak ılık süt ilave edilir. Ardından krema eklenir. Arzuya göre tuz ve baharat eklenir.
  • Hazırlanan kıvamlı sos ılındıktan sonra içine bir yumurta eklenip iyice karıştırılır. Başamel sos yapım aşamasında topaklanmaması için el blenderı kullanabilirsiniz. Böylece daha hızlı ve topaklanmadan karıştırmak mümkün oluyor.
  • Lazanya tabakalarından üçünü yatay olarak alabilecek bir dikdörtgen borcam yağlanıp hafif un serpildikten sonra ilk üç yaprak yerleştirilir.
  • Üzerine önce başamel sos ardından kıymalı harç dökülür.
  • Ayni işlem ikinci ve üçüncü katlara uygulanır. Son olarak dördüncü kata önce başamel sos ardından yumurta sarısı sürülür.
  • Önceden ısıtılmış fırında 16o derecede üstü hafif kızarana kadar pişirilir. Üst kısmının kurumaması için üzeri delikli alüminyum folyo ile sarılarak pişirilir.
  • Fırından çıkarmadan önce üzerine kaşar peyniri rendesi konulup eriyene kadar fırında tutulur. Sıcak olarak servis yapılır. Afiyet olsun…

 

Simitli Kanepeler

Şöyle tavşan kanı bir çay, yanında bir parça peynir vee çıtır çıtır susamlı simitten güzel bir üçlü daha olabilir mi ? Simit bizim kültürümüzün, bizim tarihimizin içinden çıkan doyurucu ve lezzetli bir yiyecek. Kimi zaman atıştırmalık kimi zaman bir öğünün yerine geçebilen simit son dönemlerde simit sarayları yada simit evlerinde değişik şekillerde de yapılıyor ; sucuklusu, zeytinlisi, kaşarlısı pek çok çeşidinden yalnızca bir kaçı…

Kahvaltı sofralarına da çok yakışan simitle farklı kanepeler yapabilirsiniz. Eğer dışarıdaysanız çayın yanında hiç anlamadan tamamını bitirebiliyorsunuz. Ama evde sofraya ilave ek bir çeşitse bir bütün fazla geliyor; kanepe olarak birer lokmalık sofraya çok yakışıyor.

Devamını Oku »

Snoopy Kurabiye

Cumartesi davetinde üç aile ve beş tatlı çocuk bizim evde toplanacaktık. Çocukların severek yiyebileceği sevimli kurabiyeler yapmayı düşünürken Happy Home Baking ‘de gördüğüm kurabiyeleri yapmaya karar verdim. Tarifi kendime göre biraz revize ettim. Orjinal tarifi bu adresten inceleyebilirsiniz.

Bir kaçını farklı ebatta hazırlayınca ortaya sevimli bir köpek ailesi çıktı. Bu haliyle bana çocukluğumuzda izlediğimiz klubesinin üzerinde uyuyan, kuş dostu, sevimli  çizgi film kahramanı Snoopy ‘yi anımsattı…Bu nedenle adına da Snoopy Kurabiye dedim.

Çocukken çok sevip sonra bir dönem çok korktuğum hayvanlardan biriydi…Taa ki arkadaşımın köpeği Panço’ yu tanıyana kadar. Meğer bir köpekle tanışmanın, o şerefe nail olmanın yolu (kastettiğim evcil olanlar tabii)  koklaşmakmış. Ben eve girince avaz avaz havlıyan şirin Panço, arkadaşımın telkinleri sonucu, benim sakinleşmiş halimle bacaklarımı koklayıp hatta yalayıp durdu. İşte o sihirli andan sonra dost olduk. Beni de aileden biri gibi görerek yanımda doğal davranmaya başladı. Biz gezmeye giderken onu da götürürsek sevinçten neredeyse çığlık atıyor; evde bırakırsak tabiri caizse inleyerek neredeyse ağlıyordu. Yemek yerken yaşadığı heyecan ve mutluluğu anlatamam. Köpeği olanlar bu sevimli hayvanların ne kadar dost canlısı olduklarını bilirler.

Şekil verirken gözleri yerleştiriceğiniz konuma göre küçük sevimli Snoopylerin ifadesi değişiyor. Yerken de damağınızda mısır gevrekleriyle çıtır çıtır hoş bir tat kalıyor. İşte size tarifi…

Malzemeler- 25-30 kurabiye için

  • 250 gr tereyağı yada margarin (ben margarin kullandım)
  • 1 türk kahvesi fincanı mısır nişastası
  • 1 türk kahvesi fincanı yoğurt
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un

Üzerine;

  • 100 gr Coco pops-kakaolu mısır gevreği
  • 60 gr damla çikolata
  • 1 yemek kaşığı pasta şekerlemesi

Yapılışı

  • Oda sıcaklığında eritilmiş margarin ile un hariç diğer malzemeler iyice yoğrulur.
  • Kademeli olarak elenen un eklenip yoğrulmaya devam edilir. Birden eklerseniz kıvamını istediğinizden yoğun olup sonuçta kurabiyeleriniz çok sert olabilir.
  • Kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğrulur. Kulak memesi kıvamına gelince hamurdan küçük bezeler oluşturulup yuvarlak şekil verilir. Kulak takılacak kısımlar hafif yassı hale getirilir.Coco Popslar’ dan kulak takılır. Damla çikolatalar ters takılarak ağız, çubuk şeklinde pasta şekerlemeleri ile gözler oluşturulur.Kulaklarını takarken özellikle iyi batırın ki pişerken ayrılıp düşmesinler.Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirilir. Aralıklı yerleştirerek pişerken hafif genişledikleri için birbirine temasını önlemiş olursunuz.
  • Önceden ısıtılmış 160 oC de fırında hafif pembeleşene kadar pişirilir. Tel ızgara üzerinde soğutulup, çocuklardan geriye bir şey kalırsa hava geçirmez bir kapta saklanır:))

 

Şeker Hamuru Yeni Yıl Cupcake’leri ve 2011

Bir koca yıl daha geride kaldı. Eğrisi- doğrusuyla , sevinçleri-hüzünleriyle,  başarılar-yenilgilerle 365 günü geride bıraktık. Yeni yıla yeni umutlar, planlar ve hayallerle girdik. Umarım hepiniz için 2011 yılı sağlıklı, mutlu, huzurlu ve hedeflediğiniz gibi geçer…

Her yılbaşı yeni bir sayfa açarken geçen senenin hesabını yapar; artılarımızı, eksilerimizi yazarız bir kenara…Kendi adıma geriye dönüp bakınca 2010 yılı gerek iş hayatı, gerekse sosyal hayat anlamında dolu dolu bir yıl oldu. Leyleği havada görmedik ama çok gezdik; adım adım İtalya ile başlayan yurt dışı gezimiz, hafta sonları çevre gezileri ve keşifleri ile devam etti. Aslında çok yakın olmamıza rağmen ilk defa keşfettiğimiz; Maşukiye, Ağva, Gölyazı gibi doğa harikası yerleri bu yıl keşfettik. Niye daha önce gelmemişiz diye kendi kendimize epey hayıflandık doğrusu…İlk defa gölde-Garda ‘da-, ilk defa dağda gölette-Uludağ ‘da- yüzdüm. Aslında daha denemediğimiz ne kadar çok ilk varmış hayatta ! Geçen yıl yeni dostluklara, yeni arkadaşlık ve paylaşımlara da vesile oldu. Tabii eskilerin pabuçları dama atılmadı asla…

2010 iş hayatımda da yoğun bir tempo ve ilklerle doluydu. Gerçekleşen hedefler ve yeni projelerin içinde buldum kendimi. 6 Sigma çalışmalarında eğitim alıp yeşil kuşak oldum; projemi başarıyla tamamladım. Şubat ayında yapılacak şirket toplantısında sertifikamı alacağım. Tabii ki projelerinde, hedeflerinde yeni yılda devamı var. 2011 için ikinci projemi aldım bile… Bu başlangıca göre bu yılda geçen yıl gibi dolu dolu olacak galiba…

Yeni yerlerle birlikte yeni lezzetler keşfedildi. Bruschetta ’dan, Ravioli ‘ye, Yoğurtlu KahvedenKatıklı Dolmaya pek çok yeni denememiz oldu…İlk defa şeker hamurlu pasta ve kurabiye yaptım.  Ve yaptıklarımı bahardalı ’nda sizlerle paylaşmaya başladım. Okuyucularımdan çok hoş tepkiler aldım; yorum ve ilginizle daha da gelişti bahardalı …Üç gün yeni bir yazı eklemeden geçirirsem; telefonlar gelmeye başladı “iyimisin, yoksa hastamı oldun?” diye arayan dostlar. Tüm paylaşımlarınız için hepinize teşekkür ederim. Paylaşıldıkça çoğaldı tüm güzellikler… Ben de sizlerle aşağıdaki güzel şiiri paylaşmak istiyorum. Benim size yeni yıl hediyem Borges in dolu dolu yaşamayı anlatan aşağıdaki güzel şiiri. Hepinizin yeni yılı kutlu ve mutlu olsun…

Anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya

İkincisinde daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

çok az şeyi ciddiyetle yapardım.

Daha çok riske girerdim.

Sık sık Seyahat eder,

Daha çok güneşin doğuşunu ve batışını izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye…

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkındamısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.

Hiç bir yere yanında bir şişe suyu ve kapalı havalarda şemsiyesini,

almadan gitmeyen insanlardandım…

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbirşey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla…

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama şimdi 85 indeyim ve biliyorum ki…

Hepsi için çok geç…

Jorge Luis Borges

Arjantin 1985

 

Cupcake yapımı için Pastalar menüsünden Kakaolu Cupcake tarifini, şeker hamuru kısmı için Şeker hamuru tekniklerini inceleyebilirsiniz. Cupcakelerin sunumu için Esse’ den aldığım cupcake standını kullandım. Cupcake yapıp stand kullanmayı düşünenler için farklı tipleri de var. Bu linke tıklayarak farklı standları inceleyebilirsiniz. ”Cupcake Standı

 

Oca 1, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

Kakaolu Cupcake

Bilinen en eski cupcake tarifler 1796 da Amelia Simmons’ un yazdığı American Cookbook kitabında yer alıyor. Bizde yeni yeni keşfedilirken Amerika’da Cupcake deyince bi duracaksınız..Cup cake yapımı onlarda 1800 lü yıllarda başlayıp bu güne değin devam edince epey geliştirmişler… Hakkında yazılmış yüzlerce kitap ,binlerce tarif ve pek çok blog var. Cupcake yapımını o kadar geliştirmişler ki yenilenebilir küçük küçük güller ve çiçeklerle yapılmış cupcakeleri birleştirerek muazzam düğün pastaları, doğum günü pastaları bile yapılmış.

The First American Cookbook: A Facsimile of "American Cookery," 1796

Amerika ‘da yaşamış bir arkadaşımın anlattığı kadarıyla Amerikalılar çok sevdiği cupcakeler için Washington DC de meşhur cupcakeci Georgetown Cupcake ın önünde kuyruk oluyorlarmış. Bizim İstanbul Beyoğlu’da İnci Pastanesinde sıra bekleyip ayakta yemeyi göze aldığımız gibi onlarda ayni çabayı Georgetown ‘nın da cupcake i için sarfediyorlarmış…Georgetown iki kız kardeşin açtığı şık bir cupcakeçi…. İlgilenenler Georgetown cupcake den inceleyebilir. O kadar ünlü bir cupcakeçi ki George town ; New York TimesWashington Post ve benzeri pek çok gazetede adından söz ettirecek kadar da iddialı. Eğer profiterol ile kıyaslayacak olursam benim için kesinlikle profiterol ‘ün önüne geçemez. Gerçi kıyaslamak çok doğru değil kategorileri farklı …Kek olarak değerlendirecek olursam çok şık görünümlü, lezzetli ve servisi kadar; birkaç lokmada yemesiyle de keyifli. Normalde kek yerken bir kocaman dilim çok gelebiliyor ama cupcake de tadı damağınızda kalıyor. Üstelik kreması ve iç dolgusu ile bence kek ile yaş pasta arasında bir yeri var…Yaş pasta kadar ağır, kek gibi sade değil…

Denemeyenler için kısaca bahsedeyim, küçük kup kalıplara yapılmış içi ve üzeri krema dolgulu küçük kekler. Klasik kek ve muffinlerden farklı olarak keki ve kreması, geleneksel tarifleriyle tereyağıyla yapılıyor. İçine meyve taneleri, çikolata, badem parçaları ile çeşni üzerine ise küçük pasta şekerlemeleri ile de süslenip farklı tatlar elde edilebiliyor.

Amerikan cupcake tarifleri genellikle kup ölçüsü ile veriliyor. Bu nedenle birebir çevirilerle beklediğinizden farklı sonuçlar alabilirsiniz. Benim de ikinci deneyimim oldu. İlk denememi beğenmeyince muffin aşamasında kalıp o haliyle tüketiverdik. Cupcake mertebesine çıkarmadım…Krema falan hazırlamadan direkt kek gibi yedik. Aslında benim amacım tereyağı kullanmadan sıvıyağ ile benzer bir lezzeti yakalamaktı. Ama kreması bir yana kekin lezzetinde klasik kek ile aralarındaki ciddi farklardan biri de tereyağının kattığı yumşaklık…Kruvasan ı tereyağsız düşünebilirmisiniz_? bunun gibi bir fark yani…

İkinci denemem de sonuç çok daha başarılı oldu… Hatta öyle ki benimkilerde Georgetown ın yaptıkları kadar güzel çatladı. Seviyesi cup cake kağıdını çok fazla aşmadı…Her şey yolunda gidip ikinci denemeyle kremayı da tutturunca; ideal cup cake tarifim ortaya çıktı…

Tabii krema deyip geçmeyelim; Amerikalıların çok sevdiği tereyağlı krema lezzet olarak bizim alıştığımız kremalardan biraz daha farklı . Benim gurmelerimden biri çok zor yiyen oğlum, diğeri de yemeği sevse de onun kadar zor beğenen uğur böceğim. İlk butter creamli cupcake i oğlum yediğinde çok beğendiği söyledi. Krema konusu damak tadınıza kalmış, uyguladığınız yoğun kıvamlı herhangi bir pasta kreması yada renklendirilmiş krem şanti de kullanabilirsiniz.

Cupcake Yapmında Püf Noktalar;

*Dikkat etmeniz gereken noktalardan biri cup cake kağıdınızın ölçüsüne gore tarifdeki ölçüleri kendinize uyarlamanız. Çünkü cupcake kalıpları birbirinden farklı ebatlarda . Benim şu zamana dek keşfettiğim- 4 farklı ebat var. En küçük olanı 1 numara diye geçiyor ve tam bi lokmalık. En büyüğü –benim kullandığım-4 numara olarak geçiyor.

*Cupcake kağıtlarını cupcake kalıbı kullanmadan fırına sürerseniz yayılıyorlar. Bu işlere başlamak için mutlaka teflon kalıplardan almanız lazım. Yada size ikinci bir seçenek ; özel kartonlu cupcake kalıplarından kullanabilirsiniz. Her cup u aralarındaki kesikli kısımlardan birbirinden ayırabiliyorsunuz. Üstelik karton destek sayesinde kağıtlara döktüğünüz keklerinizin yayılmasını da önlemiş oluyorsunuz.

*Ayni kek karışımını, ayni miktarda ve ayni anda hem silicone hem de kağıt kalıpla fırına sürdüğümde kağıt kalıba döktüklerim daha fazla kabardılar. Yani kullandığınız kalıbın cinsine gore içine dolduracağınız kek karışım miktarı farklı olmalı . Yoksa çok yüksek olup taşma yada çok sığ olup kalıbın içinde kaybolma gibi problemlerle karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle kalıbınıza ve içine doldurduğunuz miktara gore ilk denemenizi bir davete değil, kendinize yapmanızı tavsiye ederim. Kalıba gore değişmekle birlikte ideal olan kalıbın 2/3 ünü doldurmak.

Malzemeler -4 nolu cuplarla 9 cup için

  • 1 su bardağı toz şeker
  • 75 gr tereyağı
  • 1 su bardağı un
  • 1 yumurta
  • 2 çay bardağı süt
  • 4 yemek kaşığı sıcak su
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • ½ tatlı kaşığı karbonat

  

Butter Cream için;

  • 7,5 yemek kaşığı süt kreması
  • 200 gr tereyağı
  • 4 su bardağı pudra şekeri
  • 5 tatlı kaşığı labne peyniri
  • 2 tatlı kaşığı vanilya
  • Tercih ettiğiniz renkte şeker hamuru
  • Kremanın üzerine küçük pasta şekerlemeleri

Yapılışı

  • Kakao ve sıcak su derin bir kapta karıştırılır. Kademeli olarak sürekli çırpma teli ile çırpılarak süt ilave edilir.
  • Ardından eritilmiş tereyağı eklenir. Çırpmaya devam edilir. Yumurta ekleyip çırpılır.
  • Diğer tarafta un,şeker, kabartma tozu ve karbonat karıştırılır.Katı malzeme karışımı kakaolu karışma kademeli olarak karıştırılarak iyice yedirilir.
  • Yağlanmış cupcake kalıplarına kalıbın ağzından bir parmak aşağıda kalacak-yaklaşık 2/3 ‘ üne kadar şekilde karışım doldurulur.
  • Önceden ısıtılmış 17o dereceye ısıtılmış fırında pişirilir.İçinin piştiğini kontrol etmek için kürdan yardımıyla batırma testi yapabilirsiniz. Kürdanı keke batırıp çıkardığınızda kuru ise içi pişmiş demektir.Pişirildikten sonra cupların üzerinde minik parça dairesel olarak kek parçaları ayrılıp, içlerine birer tatlı kaşığı butter cream ile doldurulur. Butter cream doldururken krema torbası da kullanabilirsiniz.

Butter Cream Yapılışı

Oda sıcaklığında hafif yumuşamış tereyağı derin bir kapta pudra şekeri ile birlikte yoğrulur.

Pudra şekeri ile iyice özlendikten sonra önce labne peyniri ve ardından süt kreması eklenir. Çırpma teli ile karıştırılır. Labne ve krema ilavesi kıvamını biraz daha cıvık hale getirdiği için ilave sonrası yoğrulmadan telle karıştırılması daha uygun oluyor.

Sadece tereyağı –pudra şekeri kullanıldığında ise krema çok katı oluyor. Sıkmak zorlaşıyor ve düzgün şekilde çıkmıyor. Sarmal yerine krema ucundan kirpi gibi çubuk çubuk dökülüyor. Süt kreması ilavesi ile daha rahat ve şekilli sıkabileceğiniz bir kıvam elde ediyorsunuz