Şubat | 2011 | BaharDALI
Şubat, 2011 için Arşiv

Kestaneli Pilav

Kestane öylesine bir meyve ki; anlatırken önce yetiştiği özel ağaçla başlamalı…Bu özel ağaç taşıdığı eşsiz lezzeti korumak istercesine asıl kabuğu dışında dikenli kabuklarıyla sarmış yemişlerini… Sadece yemişlerini koruması ile değil, bu ağaç zamanında sağlamlığıyla denizcilere tekne yapımında, köy hayatında ise ev yapımına ham madde olmuş. Günümüzde halen Bursa’nın Cumalıkızık köyünde kestane ağacından yapılma 200 yıldır ayakta kalan evlerde o dönemin şahitlerinden.

Uzun kış akşamlarında sinema önleri, çarşı içinde daracık sokak aralarında çatlamış kabuğunun arasından kendine çeker bizi….Hele bir de şerbetli haliyle Bursa’nın meşhur kestane şekerini görüp de almadan yanından geçmek mümkün değil…Kestane şekeri ilk sırayı almakla birlikte kestane kullanımı bazı yemek ve pilavlara da çok yakışıyor. Özellikle benim listemde kestaneli lahana dolması ve kestaneli pilav başı çekiyor.

Aslında kestanenin bizim mutfağımızda pilavlarla kullanımı Osmanlı döneminde başlıyor. Kestane sadece bizim mutfağımızda değil sofra kültürü bize yakın mutfaklardan İtalyan mutfağında da yaygın olarak kullanılıyor. Bizde tatlılar dışında pilavların ve dolmaların içinde yerini alırken, Toscana bölgesinde yetişen kestaneler İtalyan mutfağında pasta, kek ve Lazanya yapımında kullanılıyor.

                              Ispanaklı kestaneli lazanya

 

                                          The Italian Kitchen & Bar

Türkiye’de özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde yetişen kestanenin kendisi kadar balı ve çiçeği de şifalı. Çiçeği ıhlamur gibi demlenerek içiliyor; astıma, baş ağrısına ve şeker hastalığına iyi geldiği söyleniyor. Kestane balı ise mide, karaciğer rahatsızlıklarına ve bağışıklık sistemine karşı da etkili. Kestane genellikle 1200 rakım civarında -yüksek- yerlerde yetişirken, kestane balı için arılar kestane çiçeği ile yine yükseklerde yetişen böğürtlen, kızılcık ve nergis gibi bitkilerden de polen ve nektar topluyorlar. Balı dışında kestane unundan da faydalanabilirsiniz. Kestanelerin fırınlandıktan sonra değirmenlerde öğütülmesi ile elde edilen kestane unu meşhur Kafkas markasının ürün gamına girmiş durumda. Bu ürün çölyak hastalarının da derdine deva. Glüten içermediği için klasik un tüketemeyen çölyak hastaları bu unla her çeşit unlu kek, kurabiye, pasta türevi şeyler yiyebiliyorlar.

Kestaneli pilav yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli aşaması kestanelerin pişme kıvamı. Haşlama aşamasında kestaneler pirinçle birlikte hem kavrulup hem de beraberce et suyuyla pişeceği için ne çok pişmiş ne de çok diri olmamalı. Eğer haşlama aşamasında fazla pişerse pilav yaparken püre gibi dağılabilirler. Ya da tam tersi diri kalırsa pirinçle birlikte pişse de yerken sert gelebilir.

Malzemeler

  • 2,5 su bardağı baldo pirinç
  • 1 orta boy soğan
  • 200 gr kestane
  • 2 su bardağı tavuk suyu
  • Yarım parça tavuk göğsü
  • 1,5 yemek kaşığı tereyağı
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı kuş üzümü
  • 1 çay bardağı fileto badem
  • 1 adet kesme şeker
  • Tuz, tarçın , karabiber

Yapılışı

  • Yıkanan kestanelerin kabuklarına bıçak ucuyla kesik atılıp kaynak su içerisinde haşlanır. Atılan kesikler kestanelerin haşlama sonrası kolayca soyulmasını sağlıyor. Haşlama aşamasında ne çok pişmiş ne de çok diri olmamalıdır. Haşlandıktan sonra ılık iken kabukları iyice soyulur.
  • Pirinci ayıklayıp üzerine tuz serpildikten sonra sıcak su dökülerek 15-20 dk bekletilir.
  • Pirincin nişastası iyice uzaklaşacak şekilde bir kaç defa yıkanır.
  • Kuş üzümleri yıkanır, bir kaseye konulup üzerine sıcak su eklenip şişmesi beklenir.
  • Soğanlar ince ince kıyılır. Tereyağı ve sıvı yağ tencereye konur, kıyılan soğanlar eklenir kısık ateşte pembeleşene kadar kavrulur. Tuz ilave edilir.
  • İçine suyu süzülen kuş üzümü, fileto badem ve haşlanmış kestaneler eklenir. Hafif kavrulur.
  • Yıkanmış pirinçler eklenip hafifçe kavrulur. Tarçın ve şeker ilave edilir.
  • Üzerine yarım cm örtecek kadar şekilde; tavuk suyu ve su ilave edilir.
  • Tavuk eti tuzlu suda haşlanıp; lime lime didilir. Parça tavuk etleri de eklenir. Beş dakika hızlı ardından kısık ateşte pişirilir.
  • Pişen pilav kağıt havlu yada temiz bir bez örtülerek 5-10 dakika demlenir. Ilık servis yapılır.
Şub 26, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Silikon Kalıplarla Yaratıcı Şekiller

Küçük mutfak aletleri hem mutfakta işimi kolaylaştırırken hem de hazırlık aşamalarını daha zevkli hale getiriyor. Tasarlayan kişiler epey hayırlı dualar alıyorlardır herhalde…Fırsat buldukça Esse, Metro, Mudo gibi mağazalarda bulduğum böyle fonksiyonel ürünleri kaçırmıyorum. İki yıldır kullandığım silikon ürünler tam bir teknoloji harikası. Ayrıca yüksek sıcaklıklardan etkilenmediği için bulaşık makinesinde de yıkanabiliyor. Çocukluğumuzda böyle buluşlar yokken annem evde irmik tatlısı yaptığında ne çok uğraşırdı neskafe fincanlarına koyup ters çevirirken parçalanmadan çıkarabilmek için… O zamanlar değil silikon teknolojisi kek kalıpları bile tek tipti….

Bu kalıbı Esse’den almıştım. Çok kullanışlı hem 220 dereceye kadar fırında hem de -30 dereceye kadar derin dondurucuda kullanılabiliyor. Yani hem fırında pişirmeye hem de buzdolabında dondurulup soğuk ikram edilen tariflere uygun. İrmik tatlısından, muffinlere hatta patates salatasına kadar pek çok tarifte kullandım. Şekilleri çok şık ve kalıptan kolayca çıkarılabiliyor. Kalıplarla yapabileceğiniz şeyler hayal gücünüze kalmış, renkler ve sunumlarda ufak değişiklikler ile çok farklı şekillerde servis yapabilirsiniz. Silikon kalıplarda ayçiçeği, gül, kartanesi, kalp gibi pek çok farklı çeşitleri de var. Size fikir vermesi için yukarıdaki kalıplarla yaptığım kekten ,salataya, muffinden irmik tatlısına bir kaç farklı sunum…Tariflerine menülerden ulaşabilirsiniz.

 

Sütlü İrmik Tatlısı

Patates Salatası

Çikolatalı – Sütlü İrmik tatlısı

Portakallı Kek


Patatesli Muffin


 

Bandırma

Bandırma, yöresel lezzetlerden Kastamonu mutfağının enfes yemeklerinden birisi. Benim gibi mantı yemeyi sevenlerden iseniz bu yemeği de kesinlikle çok seveceğinizi söyleyebilirim.

Bu yemeğin adı her bir parçanın etin suyuna bandırarak yenmesinden dolayı Bandırma olarak geçiyor. Bu yemek aslında ev yapımı özel bir hamurla pişirilirken günümüzde biraz daha pratik hale gelerek hazır yufka ile yapılmaya başlanmış. Kullanılan yufkanın çok ince olmaması gerekiyor ki sarılıp dikey konumda fırında çıtır çıtır pişsin. Bu nedenle yufka seçiminde her zaman taze ve yufkacıdan almayı tercih ederken bu kez vakumlu market yufkası aldım. Reklam olmasın ama her yerde bulunmadığı için belirtiyorum; Dia sa ‘nın kendi ürünleri arasında bulabilirsiniz.

Yemek pişirirken aslında tercihim kasaptan eti, pazardan meyve-sebzeyi, şarküteriden peyniri, yufkacıdan yufkayı almak.  Ancak taze yufka hem kolayca parçalanıyor hem de et suyu ile hamur olma riski var. Vakumlu yufka yerine Kastamonulu olup bu yemekte lavaşta kullananlar varmış. Ben hiç denemedim ama lavaşla daha sert olacağını düşünüyorum.

Vakumlu yufkanın özelliği ise hem paketlenme şekliyle daha uzun ömürlü olmasını sağlamak hem de ambalaj aşamasına gelmeden önce hafif fırınlanmış olması. Vakumlu yufkayı paketten çıktıktan sonra beş dakika kadar havalandırmanız gerekiyor. Sarıp fırınladığınızda her bir parça çıtır çıtır oluyor. Üzerine tavuk suyu döktüğünüzde de “cosss” diye bir ses duyuyorsunuz …Üzerine sarımsaklı yoğurt, didilmiş tavuk eti veeee yine kızdırılmış buram buram kokan tereyağı eklenince kendinizi bir tabakla frenlemeniz mümkün olmuyor. Her bir parçanın görüntüsü tomurcuk gülü anımsatıyor…

  

Kastamonu, hem çeşit çeşit yemekleri hem de doğal güzellikleriyle ile zengin. Aşağıdaki fotoğraf Ilıca Şelalesinden, fotoğraflarını çok beğendiğim Mehmet Akar ın kolleksiyonundan…İlk fırsatta görülecekler listesine Kastamonu ‘yu ekliyorum. Paylaşılarak tadılacak ne çok yeni lezzet, gidilecek ne çok yeni mekan var…..Nazım’ın şiirini anımsatıyor tüm bunlar bana… 

En güzel deniz,  henüz gidilmemiş olandır. 
En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız…

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür…

Nazım Hikmet Ran

Kastamonu: Ilıca Şelalesi

Kastamonu Doğa FotoğrafLARI: Mehmet AKAR

Bandırmayı servis yaparken et, yoğurt ve ceviz parçalarını gelişi güzel dökebileceğiniz gibi şekilli olarak da yerleştirilebilirsiniz… Buradan sonrası size kalmış, spontane olarak geliştirilebilir:))

Malzemeler

  • 2 parça tavuk göğsü
  • 1 parça tavuk but
  • 4 yufka
  • 3,5 su bardağı tavuk suyu
  • 750 gr yoğurt
  • 100 gr ceviz içi
  • 2,5 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz, karabiber, kırmızı toz biber, pul biber

Yapılışı

  • Yufkalar ortadan ikiye bölünüp içine (bir parça tavuk göğsünü dört yufka için dörde bölerek sarabilirsiniz) didilmiş tavuk göğsünden serpme parçalar konularak rulo şeklinde iki büyük rulo olarak ayrı ayrı sarılır. Sarım sırasında dikkat etmeniz gereken yerken sert olmaması için çok sıkı olmaması, dağılmaması için de çok yumuşak olmaması. Diğer taraftan tavuk eti haşlanıp çıkan tavuk suyundan yarım su bardağı ılık tavuk göğsü bir kaseye ayrılır. Sarılımış rulolardan ikişer santimlik parçalar kesilir. Kesim sırasında da tavsiyem ucu pürüzsüz keskin et bıçaklarından kullanmanız. Aksi halde dolanmış parçaların kesilen dipleri pürüzlü çıkıyor. Kesilen parçalar tavuk suyuna bandırılıp yufkaların uçları sigara böreğinde suya batırılıp yapıştırıldığı gibi tavuk suyuna bandırılarak birleştirilir. Rulolar tepsiye parça parça yerleştirilir. Tamamına ayni işlem uygulanıp 200 oC fırında çıtır çıtır olana kadar fırınlanır. Yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Yufkaların hafif rengi de değişiyor…
  • Diğer taraftan bol tuzlu suda haşlanan ılınmış tavuk etleri didilir. Hafif tuz ve karabiber karışımı ile harmanlanır. Tavuk suyu için ben bütün parça tavuk kullandım. Kemikleri ve derisi olmadan lezzetli tavuk suyu çıkmıyor. Tavuk göğsü ile butları birlikte haşlayarak da yakın sonuç elde edilebilir.
  • Sarımsaklar rendelenerek yoğurtla iyice çırpılarak sarımsaklı yoğurt hazırlanır.
  • Fırında çıkan yufkaların üzerine; yufkalar sıcak tavuk suyu ılık iken 3 su bardağı tavuk suyu her yerine eşit olacak şekilde gezdirilir. Ardından tekrar fırına konup 7-8 dakika tavuk suyunu çekmesi beklenir.
  • Tavuk suyunu çeken bandırma parçaları fırından çıkarılıp üzerine sırasıyla; bol sarımsaklı yoğurt, didilmiş tavuk eti ve son olarak da kızgın ve pul biber-kırmızı toz biberli tereyağı dökülür. İri kıyılmış ceviz içi parçacıkları serpildikten sonra sıcak servis yapılır.
Şub 17, 2011 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Meksika Fasulyeli Salata

Yoğun iş temposu ve stress attığım mutfak faaliyetlerimin yanı sıra fırsat buldukça Best seller kitapları ve güncel filmleri takip etmeye çalışıyorum. Pazar günü bir kaçamak yapıp kendimizi sinema salonuna atınca, 14 Şubat arifesinde duygusal bir film izlemek istedik ve “Aşk tesadüfleri sever” filmini seçtik. Duygusal bir film izlemek isteyenler için kesinlikle doğru bir seçim. Üstelik Türk filmlerinin yada Türk romanlarının en sevdiğim tarafı senaryoları ve kültürleri bizden olduğu için kendinizden çok daha fazla şey yakalayabilmeniz. Ayrıca bu kadar çok yabancı film seyrederken, Türk sinemasını da tüm milliyetçi duygularımla desteklememiz gerektiğini düşünüyorum. Kendinizden pek çok duyguyu yakalarken, bu duygu dolu anı pekiştiren sevdiğiniz duygusal Türkçe parçalarda diğer faktör oluyor. Aşk tesadüfleri sever filminde Şebnem Ferah ‘tan Hoşçakal, Teoman’dan Değirmenler, Tanju Okan’ dan Aşkı bulacaksın şarkıları bunlardan sadece bir kaçı…

Aslında çocukluk aşkı olan çift, yıllar sonra birbirini kaybetmiş hatta büyümüş haliyle yüzünü bile anımsamaz iken tekrar bir araya gelerek olgun ve dolu dolu bir aşkı tadıyorlar…Tesadüfler aslında sadece yıllar sonra karşılamadan ibaret değil; filmde aynı gün aynı hastahanede doğmak hatta tesadüfi bir kaza sonucu birbirlerinin doğumunu tetiklemek gibi başka tesadüflerde vardı.. Bu kısımlarda ki tesadüfler biraz fazlaydı bence ama yine de bu film izlenmeye değer…Bu aşk anlatılırken film iki ayrı boyutta sürüyor. Çocukluk aşkına şahit olurken 70 li ve 80 li yıllarda Türkiye ve o dönemin kültürünü, olgun aşkı yaşatırken de günümüzden kesitleri içeriyor. Büyük aşkı dolu dizgin yaşadıktan sonra mutlu son beklerken finalde klasik Türk filmlerinden farklı olarak beklenmedik bir sonla karşılaşıp göz yaşlarına boğulduk. Çok duygusal bir film seyredersem elimde değil gözyaşlarımı tutamam, duygusal olmak başa bela:)) Türk sinemasında da action filmleri hariç ciddi gelişmeler var. Holywood gibi stüdyolarımız olunca eminim ki action filmlerine de sıra gelecek…Duygusal sahnelerde artık final sahnesi, çekimlerde ışık kullanımı, bakış açısı o kadar değişti ki artık gerçekten Türk filmleri de sizi şaşırtıp çok daha estetik, sanatsal çekimler karşınıza çıkıyor…Bu tür sahnelerde daha sanatsal bir bakış açısı ile çekildiğinde unutulmaz oluyor. Örneğin ünlü Cesur Yürek filminde Mel Gibson ın idamı hala unutamadığım sahnelerden birisidir. Kanlı ve vahşet dolu bir drama çekim yerine duygu dolu ve estetik bir çekimle elindeki mendili tutarken sadece gökyüzü ve yüreğini sevdiğinin mendiliyle elinde taşıyan o el, bir anda açılıp mendil yere düşünce son anını yaşatıyor…Tabii mendil yere düşmeden fonda Mel Gibson ‘ın freedom-özgürlük diye yeri göğü inleterek haykırışını duyuyorsunuz…Aşk tesadüfleri sever filminde de ters ışıkla çekilen aşağıdaki final sahnesi oldukça etkileyeci idi…Şu haliyle çok anlamlı gelmeyebilir ama filmi izleyecek olursanız bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bol acılı soslar ve baharatlarıyla İtalyan mutfağından sonra Meksika mutfağı Türk damak zevkine en yakın olan mutfaklardan birisi. Geleneksel Türk mutfağı ve farklı yörelerin yemeklerini denediğimiz gibi bize yakın kültürlerin mutfaklarından da denemeler yapıyorum. Meksika fasulyeli salata özellikle bol yeşil sebze ve ekşili soslara çok yakışıyor. Tadına doyum olmayan lezzetli, yedikçe içinizi ferahlatan bir salata bu. Bu nedenle limonla beraber nar ekşisi de kullandım. Meksika fasulyesini Migros gibi büyük marketlerden temin edebilirsiniz. Sunum sırasında biber çeşnili Acılı “Aşk acıdır” sloganlı kalpli Doritoslardan kullandım. Ben aşkın tatlı olanını severim diyenler ketçap aromalı  sloganı “Aşk tatlıdır” olanları tercih edebilirler.

Malzemeler

  • 1 kutu-250 gr-Meksika fasulyesi
  • 8-9 adet kornişon turşu
  • 120 gr haşlanmış mısır-1 kutu
  • 1/2 demet taze soğan
  • 1/2 demet maydanoz
  • 1 adet domates
  • 1 limon
  • 1 yemek kaşığı nar ekşisi
  • 50 gr ceviz içi
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • Tuz

Yapılışı

  • Meksika fasulyesi yıkanıp suyu iyice süzülür.
  • Taze soğan, maydanoz ince kıyılır. Kornişon turşular ve domates ince ince kesilir. Taze soğan, maydanoz, turşu ve mısır iyice karıştırılır.
  • Üzerine nar ekşisi, yarım limon suyu ile yarım çay bardağı zeytinyağı karışımı dökülür. Tuz eklenir.
  • Derin bir kase içerisinde hepsi birbiriyle hafifçe karıştırılır. Üzerine iri kıyılmış ceviz içi serpilip servis yapılır.


Şub 16, 2011 - Sinema    Yorum Yok

Aşk Tesadüfleri Sever

14 Şubat arifesinde duygusal bir film izlemek istemiştik ve “Aşk tesadüfleri sever” filmini seçtik. Duygusal bir film izlemek isteyenler için kesinlikle doğru bir seçim. Üstelik Türk filmlerinin yada Türk romanlarının en sevdiğim tarafı senaryoları ve kültürleri bizden olduğu için kendinizden çok daha fazla şey yakalayabilmeniz. Ayrıca bu kadar çok yabancı film seyrederken, Türk sinemasını da tüm milliyetçi duygularımla desteklememiz gerektiğini düşünüyorum. Kendinizden pek çok duyguyu yakalarken, bu duygu dolu anı pekiştiren sevdiğiniz duygusal Türkçe parçalarda diğer faktör oluyor. Aşk tesadüfleri sever filminde Şebnem Ferah ‘tan Hoşçakal, Teoman’dan Değirmenler, Tanju Okan’ dan Aşkı bulacaksın şarkıları bunlardan sadece bir kaçı…

Devamını Oku »

Portakallı Cheseecake ve Sevgililer günü

Hepinizin sevgililer günü ve Mevlit kandili kutlu olsun. Bu yıl iki özel gün çakıştı. Allah aşkı, Peygamber aşkı yada biz naçizane kulların aşkı… Bütün yollar aşktan geçiyor…Ümit Yaşar’ın şiiri düşüyor aklıma…

Tut ki iki noktayız birbirinden uzak

Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum…

Sonra bir ev yaparak çizgilerden
İçine seni yerleştiriyorum

Başlıyoruz geometrik yaşamlara
Nokta nokta, şekil şekil
Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
Öbür çizgiler umurumuzda değil

Tanığı çizgiler var olduğumuzun
Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?

Ümit Yaşar Oğuzcan

Sevgililer günü arifesinde hazırladığım davet sofrasında Meksika Fasulyeli salata, Portakallı Cheesecake, Kubbe Pasta, Tavuklu Mantarlı lazanya, Kaşar Lorlu börek, Tarçınlı kurabiye ve Kırmızı Biberli kuru pasta vardı. Konsepte uygun olarak hepsinde kalp figürünü kullandım. Herkesin tabağının altında da yukarıda gördüğünüz küçük kalpli kartlar vardı…

Bu gün Portakallı Cheesecake in tarifini yazdım. Kaşar Lorlu Börek ve Meksika Fasulyeli Salata tariflerini önümüzdeki günlerde yazacağım. Diğer tarifler menü den bulabilirsiniz..

Portakallı Cheesecake

 

Küçük portakal kabuklarından kalp parçacıkları çıkardım…

Kırmızı Biberli Kuru Pasta

Tarçınlı kurabiye

Aşkın rengi kırmızı, sofrada da günün rengini kullandım…

 

Meksika Fasulyeli Salata

 

Bir dilim daha… yedikçe yediriyor bu cheesecake…

 


Portakallı cheesecake’ i özelleştiren portakallı sosu ve portakal kabuğu rendesi. Portaka kabuğu rendesini hazırlarken rende kullanarak hazırlayabileceğiniz gibi bıçağın ucuyla kabuğundan incecik parçalar kesip onları ince ince kıyarak da hazırlayabilirsiniz. Rende kullanımı ile portakal kabuğunun iç kısmındaki beyaz tabakayı da almış oluyorsunuz. Ancak ince ince kestiğiniz parçalarda beyaz kısımları almadan ayırabilirsiniz. Ben keserek hazırladım.

Malzemeler

Tabanı için;

  • 2 paket yulaflı bisküvi
  • 100 gr tereyağı

Peynirli harcı için;

  • 2 paket labne peyniri
  • 2 su bardağı süzme yoğurt
  • 2 yumurta
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi

Portakallı sos için;

  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • Yarım su bardağı portakal suyu
  • 1 portakal-süslemeye
  • 1 tatlı kaşığı nişasta

Yapılışı

  • Önce bisküvili tabanı hazırlanır. Bunun için bisküviler toz haline getirilir. Rondo kullanarak çok pratik oluyor ama rondonuz yok ise geniş bir tepsi içine bisküvileri elinizle kırdıktan sonra üzerinden cam bir kavanozla bastırarak ayni sonucu elde edebilirsiniz. Tabanda kullanılacağı için pütürlü ve büyük parçalı olarak kalmaması gerekiyor. Ardından tereyeğını eritip bisküvilerle iyice karıştırın. 26 cm çapında kelepçeli kek kalıbının altına önce alimünyum folyo ile kaplayıp ardından hazırladığınız harcı eşit olarak her tarafına yayın. Üzerine iyice bastırarak yerleştirin. Bu aşamada su bardağı kullanarak her tarafına pres yaptım böylece iyice yerleşti. Tabanı hazır haliyle biraz dondurmak için buzdolabına koyup yarım saat buzdolabında bekletin.
  • Peyniri, yoğurdu-mutlaka süzme yoğurt olmalı- ve toz şekeri pürüzsüz olana kadar mikserle düşük devirde çırpıyoruz. Ardından yumurtaları teker teker kırıp yavaşça çırpıyoruz. Yoğun çırpılmış keklerde çatlama olurken chessecake te çatlama olmaması için devri düşük tutuyoruz.Ardından portakal kabuğu rendesi ve un eklenir.Hazırlanan harç soğuyan taban üzerine kelepçeli kalıba dökülür. Önceden 200 dereceye ısıtılmış fırına sürülüp ; 10 dakika 200 derecede ardından 40 dakika kadar 160 derece fırında pişirilir. İstenen kıvama ve renge geldikten sonra fırının ısıtıcı fanı kapatılıp fırın kapağı açık bırakılır. İki saat kadar bu şekilde soğuduktan sonra buzdolabına konup 4-5 saat soğumasını bekliyoruz. Benim gibi sizinde misafiriniz akşam gelecek ise öğlene doğru kadar bu aşamalarını tamamlayıp akşam üzeri sosunu hazırlayabilirsiniz. Hatta bir gün önce bile yapılabilir. Zeytinyağlılar gibi durdukça lezzetleniyor; ilk tadına baktığım ana göre ikinci gün tekrar yediğimde fark ediyorum ki durdukça daha lezzetli oluyor. Son aşamada portakallı sosu hazırlanır. Bunun için tereyağı eritilir. Şeker ekenip çırpılarak iyice karıştırılır. Benmari usulu bir kabın içerisinde kısık ateşte hafif pişrilir. Nişasta eklenip sürekli karıştırılır. Portakal kabuğu rendesi ve portakal suyu da eklendikten sonra karıştırılıp soğutulur. Buzdolabından çıkarılan cheesecake’ in üzerine tatlı kaşığı ile her yeri eşit gelcek şekilde portakallı sos dökülür. Buzdolabında bir kaç saat beklettikten sonra servis yapılır. Sosu tam çekmeden servis yapmam gerekti ama tavsiyem iyice çekmesi için bir kaç saat bekletirseniz daha iyi olur. Servis yapmadan önce portakal dilimi, portakal kabuğu rendesi ile süslendikten sonra servis yapılır.

Balık Köftesi ve Turkuazoo

Akşam yemeği için omega-3 kaynağı somon balığı ile balık köftesi hazırladım. Aslında su altı dünyası öylesine zengin ki biz bu zenginliğin ancak bir kısmını biliyoruz. Sadece yiyecek olarak değil sağlıkla ilgili konularda da eşsiz bir cevher…Glikozamin sülfatla yaşadığımız bir sağlık problemi sonrası tanıştık. Kabuklu deniz hayvanlarının kıkırdaklarından elde edilen doğal molekül, düzenli kullanımla insan vücudundaki kıkırdakların zedelenmesini önlüyor, hatta kıkırdak oluşumuna olanak sağlıyor. Bu sadece bildiğimiz kadarı, aslında bu özel dünya daha keşfetmediğimiz kimbilir ne kadar çok doğal molekülü içeriyor… Su altı dünyasını yakından tanımayı hep çok istememe rağmen bir yaz tatilinde havuzda yapılan dalışa ilk adım kursunda su altında tüplü dalışın bana göre olmadığına karar verdim. Ancak içindeki merakı da gideremedim…Amerika’ da San diego ‘da  bir benzeri olan Turkuazoo ‘ya açıldığı günden beri bir fırsat yaratıp gitmeyi planladığımız geziyi bu hafta gerçekleştirdik veee defalarca kez dalış yapmış kadar oldum:))  Üstelik dalışın tüm risk ve zorluklarını yaşamadan…

Karadenizden Akdenize, Karayiplerden Hint ve Pasifik okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafından en ilginç balık türlerini bu dev akvaryuma getirmişler. En vahşisinden başlayarak köpek balığı, Piranha, okçu balığı, balon balığı, iğneli vatozlar, dilbalığı, kalkan, isparoz, karagöz, müren balıkları bunlardan sadece bir kaçı. En sevimlileri ise tabii ki Kayıp balık Nemo ve ailesi…Yani gerçek adı ile Palyaço balığı. Turuncu beyaz çizgili deseniyle tüm aile üyeleri birbirinden şirinler  :)) Hatırı kalmasın ; Dory (mavi cerrah balığı) ve Gill (moorish idol) ü de gördük…

Devamını Oku »

Tantuni

Tantuni özellikle etin but yada biftek kısmından, ortası çukur saç tepsi içinde saçta kavurma şeklinde yapılıyor. Mersin yöresinin bu güzel yemeğini ev usulü olarak hazırladık. Önce jülyen kesilmiş etleri şööyle lokum gibi olacak şekilde haşlıyorsunuz. Sonra tavada kavurup baharatları ilave ediyoruz…ve başlıyor buram buram kokmaya:))…

Tantuni yerken benim gibi yapıp kendinizle ettiğiniz mücadeleyi alacağınız kalorileri bi tarafa bırakıp bu keyifli anın tadını çıkarıyorsunuz ki Tantuni ile aranıza başka hiç bir şey girmesin ! Lavaşı alıp etin üzerine bandırdıktan sonra garnitürleri ile birlikte bir güzel sarıp afiyetle yiyebilirsiniz…

Mersin mutfağı yöresel mutfaklar arasında en sevdiğim mutfaklardan birisi. Tantunisi, cezeryesi, künefesi, kerebiçi hepsi ayrı ayrı birbirinden güzel. Ne de olsa hem Akdeniz hem Doğu kültürünün özelliklerini taşıyor.

Malzemeler

  • 400 gr ince dilimlenmiş dana biftek
  • 3 parça lavaş
  • 3-4 yaprak marul
  • 2 yaprak taze soğan
  • 4 orta boy domates
  • 1 tutam maydanoz
  • 1/2 çay bardağı sıvı yağ
  • Tuz, pul biber, kırmızı toz biber, kimyon

Yapılışı

  • Kasapta ince dilimlenmiş biftekler evde jülyen biçimde hazırlanır. Yıkanıp süzülen etler bir tencereye alınıp üzerine geçecek kadar su alınıp haşlanır.
  • Etler pişmeden suyunu çekerse üzerine sıcak su ilave ederek iyice pişene kadar haşlanır.
  • Bu arada domatesler iri zar boyutunda doğranır.
  • Marul, maydanoz ve taze soğan ince ince kıyılarak hazırlanır.
  • Haşlanan etler ocak üzerinde ısıtılan teflon tavaya bir porsiyonluk kadar alınır.
  • Hızlı hızlı çevrilerek kavrulmaya devam edilir. Kavurma esnasında iki yemek kaşığı kadar yağ ilave ederek kavrulmaya devam edilir.
  • Pul biber, kırmızı toz biber ve tuz eklenir. Bir avuç küp küp doğranmış domates ilave edilip etlerle birlikte çevrilir.
  • Lavaş ekmeği bu karışıma bandırılıp, lavaşın iç tarafı malzemeye iyice bulaştırılır.
  • Lavaş geniş bir kaba alınıp, içine kavrulmuş et, ince ince doğranmış marul, taze soğan ve maydanoz yeterince ilave edilir. Arzu edenler kuru soğan da ekleyebilir.
  • Dürüm şeklinde sarılıp sıcak sıcak servis yapılır.