Nisan | 2011 | BaharDALI
Nisan, 2011 için Arşiv

Bayrak Kanepe

Bu gün 23 Nisan, neşe doluyor insan ! Tüm çocukların ve bir yanında çocuk tarafını yaşatanların 23 Nisan’ ı kutlu olsun…Minikler stadyumda rengarenk kıyafetleri, ışıl ışıl gözleri ile günlerce çalıştıkları gösterilerini neşe içinde sundular. Bu arada yer gök kırmızı-beyaz bayrağımızın canlı rengi ile ışıldıyordu.

Devamını Oku »

Nis 16, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

Mousse&Fraumbuazlı Karaorman Pastası ve İlk Ödül

Yeni tarif denemelerim, mutfak maceralarım ve bir yılı aşan yemek bloğu faliyetlerimden sonra ilk yarışma deneyimimi bu hafta sonu yaşadım. Alanında uzman ve profesyonel jürinin karşısında tüm adaylar için heyecan doruktaydı. Buseder’ in (Bursa Umut, Sevgi ve Eğitim Gönüllüleri Derneği ) nin organize ettiği yarışmada büyük ustalardan oluşan Jüri üyeleri arasında ;Rıhtım Pastahaneleri Pasta Şefi Oktay GÜLBAHAR , Pasto-Neşeli Pasta Atölyesi Pasta Şefi Hakan DOĞAN vardı. Bu güzel organizasyonu yapan ve jüri üyeleri arasında yer alan Buseder başkanı Berna KÜÇÜKDAĞ’ a da buradan tekrar teşekkür ediyorum.

Hakan DOĞAN’ ı, Pasto’ yu ve Neşeli Pasta atölyesini bilenler zaten tanıyacaktır ama bilmeyenler için kısaca bahsedeyim. Kendisi Dünyaca ünlü çikolata firması CALLEBAUT’un çikolata akademisine davet alıp el yapımı Belçika Çikolatası üzerine özel eğitim almış, alanında uzman usta pastacılardan. Callebaut; 26 ülkede, 40 üretim tesisi ile dünyanın en büyük çikolata ve kakao üreticisi olarak biliniyor. Oktay Gülbahar ise hem Güney Marmara Aşçılar Derneği Yönetim kurulu üyesi hem de Rıhtım Pastahaneleri Pasta Şefi. Onlarla tanışmak ve onların karşısında yarışmaktan onur duydum.

On farklı yarışmacının katıldığı yarışmada tüm yarışmacılar gibi ben de heyecanla final anına dek ter döktüm…  Şeker hamurlu pastadan, fındık krokanlıya, böğürtlenli yaş pastadan, bal bademli pastaya çok farklı çeşitler vardı. Birincinin alacağı ödüller; Pastaland’ den koca bir paket pasta malzemesi ( farklı krema kalıpları, marzipan seti, kuvertür çikolata, şeker hamuru vs..), özel bir hastahanenin güzellik uzmanlarının uyguladığı kürler için açık bir çek ve hediye çeki olacaktı.

Pasta seçimim ve içeriğinden bahsedeyim. Lezzetin en öenmli kriterlerden biri olduğu bu yarışma için özellikle Karaorman pastasını seçtim. Karaorman 1930 yıllardan beri yapılan ve klasikleşmiş bir Alman pastası. Genellikle vişne ile yapılıp rendelenmiş çikolata parçacıkları ile süsleniyor. Klasik halinden farklı olarak; içine mousse ve vişne klasiği yerine fraumbuaz kullandım. Özellikle defalarca deneyip sonunda kıvamını istediğim ipeksi dokuya getirdiğim bitter çikolatalı mousse ‘u karaorman pastasına adapte ettim.

Mousse için okuduğum yerli ve yabancı kaynaklarda çok farklı tarifler vardı. Benmari sıcak çikolatanın soğuk kremayla buluşması sonucu ortaya çıkan yumuşak doku ısı ayarı ve gerekli hava boşlukları kalmazsa pelte gibi ayrışmaya başlıyor ve sonuç hüsran oluyor. Yarışma öncesi hazırladığım mousse istediğim kıvama gelene kadar bir kaç paket bitter çikolata (üstelik özel olarak%70 kakao içeren bittersweet), bir kaç paket krema ziyan oldu….Krema ile bitterin buluşma anı ve ısı ayarları öyle hassas ki biri diğerine geç kalmamalı yada erkende bir araya getirmemelisiniz. Sadece bu kadar da değil; ikisinin karışımı öyle olmalı ki ne çok iç içe -hava boşluksuz ne çok ayrık-uzak ! Mousse kıvamını tutturmak bu nedenle çok kolay değil. İlk defa deneyeceklere tavsiyem önce sadece mousse yapıp sonra pastada kullanmaları. Çünkü mus tek başına da tüketilebilen nefis bir tatlı…Konusu geçmişken hemen belirteyim marketlerde satılan çikolataların üzerinde herhangi bir açıklama görmez iseniz bilin ki satın almış olduğunuz çikolata %56 oranında kakao içeren ve semisweet olarak adlandırılan çikolatadır ve daha yüksek şeker oranına sahiptir. Mousse için kullanmanız gereken %70 yani bittersweet çikolata.

 

Diğer yarışmacıların pastaları;

 

Pastalarımızın sunumu da kriterler arasındaydı. Her pastanın hikayesini dinlediler. Kendimizi de tanıttığımız bu aşamada yemek bloğumdan da bahsedince sunucu şu anda ailenizden yanınızda kim var diye sordu. Kameranın ona yönlendiği anda spiker hemen sordu ” eşinizin yaptığı yemek ve pastaları nasıl buluyorsunuz? ” .  Yan dönüp profilden göbeğini göstermez mi ! Hepimizi kahkahalara boğdu :))

Yarışma süresince Jüri üyeleri her pastada yaptıkları yorumlarla dağarcığımızı ve bakış açımızı geliştirdiler. Bazı özel kanalların düzenledikleri yarışmalardaki gibi yıkıcı değil, yapıcı eleştirileriyle yaklaştılar.

**Özellikle dikkat çektikleri konulardan biri önlerine gelen krem şanti kremalı pastada krem şanti kullanımı yerine artık kremalı pastaların daha sağlıklı olduğu yönündeydi.  Neyse ki ben uzun zaman önce bırakmıştım. En azından bu noktada puanımın düşmeyeceğini hissederek derin bir nefes aldım.  Artık sürekli süt kreması kullanıyorum. Size de tavsiye ederim.

**İç malzemeler konusunda da eleştiri alanlar vardı. Yaş pastada bol malzeme kullanmak yerine uyumlu malzeme kullanmanın lezzet açısından ve asıl öne çıkarılmak istenen lezzeti gölgelememesi açısından dikkat edilmesi gereken noktalardan biri olduğunu belirttiler.

**Mousse tarifim konusunda Hakan bey beni yüreklendirdi. Mousse sunum ve değerlendirme aşamasında özellikleri inceledikleri konulardan biriydi. Hakan bey uzun süre beklemesi gereken pastalarda mousse kullanımı durumunda içine jelatin eklenmesini de tavsiye etti.

Kritikler, eleştiriler, heyecan, destek, rekabet, coşku ve sonunda final anı gelip çattı…. Lezzet- görsellik ve sunum kategorilerine göre değerlendirme yapıldı veeee sıkı durun sonuç ne mi oldu ? 3. açıklandı, 2. açıklandı ve tam heyecanımın pik yaptığı nabız atışlarımın tavan yaptığı anda birinciyi beklerken juri üyelerinden birinin göz kırpması sonucun ne olduğunu hissettirdi…Bitter Mus’lu (Mousse)- Fraumbuazlı Karaorman pastamla 1. oldum !

Yukarıda bahsettiğim-ödüller bir yana bu motivasyon ve yaşadığım bu coşku herşeye bedeldi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

İşte size yarışmada birinci olan pastamın tarifi ;

Malzemeler

Bitter Çikolatalı Mus(Mousse) için ;

160 gr kakaolu çikolata-%70 kakao içeren

Yarım çay bardağı süt

3 yemek kaşığı tereyağı

1 yumurta sarısı

300 ml soğuk süt kreması

Pasta keki için;

4 adet oda sıcaklığında yumurta

1,5 su bardağı un

3/4 su bardağı şeker

3/4 su bardağı süt

1,5 çay bardağı sıvı yağ

25 gr kakao

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

bir çimdik tuz

arasına 450 gr fraumbuaz

üzerine 160 gr bitter çikolata-%70 kakao içeren

Üst krema için;

1 kutu süt kreması

1 yemek kaşığı mısır nişastası

1 yemek kaşığı pudra şekeri

 

Yapılışı

Pasta keki yapımı;

-Un, kakao ve kabartma tozu ince elekten 3-4 defa elenir.

-Oda sıcaklığında yumurta sarıları ve şeker iyice çırpılır. Sıvı yağ ve süt eklenir. Karışıma elekten geçirilen unlu karışım ilave edilir.

Diğer tarafta yumurta beyazları ve bir çimdik tuz kar haline gelene kadar iyice çırpılır. Yumurta akı mikser telinden düşmeyecek kıvamda köpük şeklinde olmalıdır.

 

-Köpük kıvamındaki yumurta beyazı  diğer karışıma kademeli olarak eklenir. Bu aşamada mikser yerine elle spatula kullanarak dıştan içe doğru karıştırılarak homojen karışım sağlanır. Hava kabarcıkları söndürülmemelidir. Aksi halde kekiniz pişerken çatlayabilir.

-Önceden 170 dereceye ısıtılmış fırında (turbosuz olarak) pişirilir. Pişme kıvamını kürdan yerine elinizle pasta kekinin üzerine hafif bastırarak kontrol edebilirsiniz. Pasta keki fazla sertleşmeden çıkarılır.

-Pişen pasta keki ızgara tel üzerinde soğutulur. Soğuduktan sonra ortadan ikiye kesilir.

-Kekin üzeri için; ılık süt, şeker ve rondoda çekilmiş 50 gr fraumbuaz ile şurup hazırlanır. Kek bu şurup ile ıslatılır.

-Kekin üzerine fraumbuazlar her yerini kaplayacak şekilde yerleştirilir. Üzerine dökülecek mousse-mus karşımı aşağıdaki gibi hazırlanır. Mus karışımını mutlaka ilk sefer için ayrı denemenizi tavsiye ediyorum. Ayrıca Hakan usta nın tavsiyesi dolaptan çıkarıp kısa süre içerisinde servis yapmayacaksanız mutlaka içine jelatin ilave etmeniz. Jelatin kıvamını sertleştiriyor. Ben bu aşamayı buzdolabında bekleterek sağlamıştım. Mustan sonra diğer katını da şerbetleyip üzerine kapatıyoruz ve sıra pasta kremasını hazırlamaya geliyor.

 

Pasta kreması yapımı-Süt kremalı-;

-Süt kreması mikserin telinden düşmeyecek kıvama gelene dek iyice çırpılır. Çırpmaya başlamadan önce içine tatlandırmak için pudra şekeri ve koyulaştırmak için mısır nişastası ilave edilir.

-Hazırlanan krema ile kekin üzeri iyice sıvanır. Krema ucu ile simetrik olarak her üçgen dilime denk gelecek yıldızlar eklenir. Süslemek için çikolata rende ile (chips rendesi kullandım) iri tanecikli olarak rendelenir. Pastanın üzeri çikolata rendesi ile kaplanır. Yan yüzeyleri için ise yağlı kağıda rendelenmiş çikolata serpip hızlı ve yavaş hareketlerle yan yüzeyleri de kaplanır. Bir kaç saat buzdolabında bekletilip servis yapılır.

 

Mus (Mousse) yapımı;

-Bitter çikolata ve tereyağı benmari usulü eritilir. İçine ılık süt eklenir. Ara sıra karıştırılır.

Diğer tarafta soğuk krema mikserin telinden düşmeyinceye dek iyice çırpılır. Mikser teli de, kullandığınız kapta soğuk olmalıdır.

-Çikolatalı karışıma akından tamamen arındırılmış yumurta sarısı eklenip ara sıra karıştırılır. Karışım krema ile karıştırıldıktan sonra elde edilen Mus ile fraumbuazların üzerine sıvanır.

Nis 12, 2011 - Kurabiyeler    Yorum Yok

Hindistan Cevizli Kurabiye

Farklı bir kurabiye çeşidi ararken yemek dergilerimden Sofra dergisinin özel sayısında gördüğüm hindistan cevizli kurabiyeyi denemeye karar verdim. Tarifi seçerken özellikle un miktarı ve yağ oranı diğer kurabiyelerden daha az olması sebebiyle tercih nedenim oldu.

Devamını Oku »

Nis 11, 2011 - Kurabiyeler    Yorum Yok

Gül Kurabiye

 

Bisküvi kıvamında hem göze hem de ağız tadına hitap edecek bir kurabiye yapmak isterseniz denemenizi tavsiye ederim. Görüntü olarak zor gibi gözükse de aslında yapımı zor da değil. Üç ayrı yuvarlak parça olarak açtığınız parçaları kaydırarak üst üste dizip rulo yaparak birleştiriyorsunuz . Ortasından ikiye kesip yan yatırdığınızda iki gül elde ediyorsunuz. Bu gün aldığım iki mailde de (bahar@bahardali.com ’a) yapılış şekliyle ilgili detay istenmişti, aşağıdaki fotoğrafları sizin için ekledim.

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Malzemeler

  • 2 yumurta
  • 2 su bardağı mısır nişastası
  • 5 çorba kaşığı toz şeker
  • 200 gr sanayağı
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • Bir su bardağından bir parmak eksik sıvıyağ
  • 4-5 su bardağı un(kulak memesi kıvamına gelene kadar)

 

Yapılışı

  • Yumurta, nişasta, hafif eritilmiş margarin ve şeker karıştırılır.
  • Kulak memesi kıvamına gelene kadar un ilave edilir. İkiye bölünür. Yarısına kakao eklenir,yarısı sade olarak ayrılır. Hamur merdane ile açılır, üç yuvarlak parça bardak ağızı ile kesilir. Rulo  şeklinde yuvarlanıp bıçakla ortadan ikiye kesilerek iki parça gül elde edilir.
  • Önceden ısıtılmış 175 oC de fırında 15-20 dakika -pembeleşene kadar pişirilir.

Enginar Dolması

Baharın gelişinin habercisi bahar dalları. Bahar dallarında beyazlı pembeli cıvıl cıvıl çiçekler… Doğanın renk cümbüşüne dönüşünün başlangıcı; göçmen kuşların, kelebeklerin, güneşli günlerin müjdecisi. Yeni başlangıçlara, yeni keşiflere gebe olan bahar geldi…Günler uzayıp, havalar ısınmaya başladı. Kışın soğuk havaların getirdiği miskinlikten sıyrılma zamanı geldi. Artık kalabalık mekanlarda kapalı ortamlara kapanmak yok. Hafta sonu kaçamaklarında doğanın içinde çiçek-böcek, dağ-bayır geçirip güneşli havaların tadını çıkaracağız… Bahara ve yaza hazırlık için benim yapılacaklar listem bayağı kabarık…

Devamını Oku »

Nis 9, 2011 - Özel Günler    Yorum Yok

1 Yaş Pastası ve Nisan

Zaman hızla akıp giderken ömrününün ilk yılını geride bıraktın. Baharla gelen yenilikler ve değişim rüzgarıyla bir yıl önce bir bahar günü başta annene, babana ve ailemize bir armağan gibi girdin… Bir kez daha bize amca ve yenge olmayı yaşattın…Sen büyürken biz biraz daha olgunlaştık. Biz gerçekleştirilmiş hedeflerimizi ve düşlerimizi geride bırakırken sen ilk düşünü, ilk adımlarını atıyorsun yeni yaşınla…umut dolu, biraz heyecanlı, biraz ürkek ve bir o kadar da masum…1 yıldan geriye bıraktığın küçülmüş patiklerin, artık yumru yumru ayaklarına dar gelen zıbınların ve şefkat dolu geçirdiğin 365 koca gün oldu…

Zıbınların yerini minicik elbise ve eteklere bırakırken keşiflerini artık adım adım arttırmaya başladın….Keşfetmek, yürümek, koşmak, büyümek ve daha büyük çocukların yapabildiklerini yapmak….Çocuk oyun odasında ilgiyle onları izleyip ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorsun…. Büyüklerin yanına gelince de şarkılara tempo tutup bir sağ bir sol yana salınıyor, sevinçle yerinde çığlıklar atarak zıplıyorsun.

Minik minik kolların dalıyorsun pembe düşlere….

dünyalardan habersiz, keşfediyorsun hayatı neşeyle…
düşlerinin getirdiği mutluluk olsun sana

Sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür güzel kız…
Günün dününden güzel olsun..

Belki bu güne dair yaşadıklarını anımsamayacak olsan da ailen için bu ilk yaş günün hiç unutulmaz olacak. İleride bu güne dair kalan bir kaç anı fotoğrafı ve bu küçük magnet nereden başladığını anlatacak sana…Tüm ömrün boyunca hayata başladığın bu ılık bahar esintisi sıcaklığında, baharın getirdiği güzel duygularla hep pozitif enerji dolu sağlıklı ve uzun bir ömrün olması dileğiyle yeni yaşın kutlu olsun…

Nis 6, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Uludağ

Öyle bir dağ ki, dört mevsimi ayrı güzel. Buz gibi akan suları, yemyeşil çam ağaçları, gölleri, kışın bembeyaz yamaçları ve benzersiz bitki örtüsüyle kendine mıknatıs gibi çekiyor insanı….Bu iklim ve coğrafya ile tüm bu güzellikler kendinizi dev gibi hissettiriyor…Necip Fazıl’ın dediği gibi bir dev olmak istiyorsan, dağlarda şarkı söyle!

  • Al eline bir değnek,
  • Tırman dağlara, söyle!
  • Şehir farksız olsun tek,
  • Mukavvadan bir köyle.
  • Uzasan, göğe ersen,
  • Cücesin şehirde sen;
  • Bir dev olmak istersen,
  • Dağlarda şarkı söyle!

       Necip Fazıl Kısakürek

Pek çoğunuzun; kayak cenneti ve mangal sefası için ideal bir mekan gözüyle baktığı Uludağ ‘da aslında yaz aylarında yapılacak pek çok farklı aktivite var ; trekking, dağ bisikletiyle turlar, gölde yüzmek, zirve yürüyüşü yada tırmanışı v.b….

Bu aktiviteler arasında en keyifli deneyimi zirve yürüyüşü sırasında yaşadık. 25 kişilik EMO (Elektrik Mühendisleri Odası) grubu ile birlikte Volfram madeninden başlayan yürüyüşümüzde bize iki uzman dağcı eşlik etti. Böyle bir aktivite için ilk çıkışta mutlaka yanınızda uzman dağcılar olması şart. Yoksa teknik konular ve yön bulmada ciddi sıkıntı yaşayabilirsiniz… Bize destek olan spora ve doğaya aşık iki güzel insan; ayni zamanda birbirinin ruh ikiziydi… Hatta bu birliktelikleri resmi hale getirirken nikahlarını da zirvede kıydırmışlar….Ne hoş değil mi? İşte bu iki özel insan tüm tecrübelerini bize aktararak yol gösterdiler…İzlediğimiz güzergah şemadaki patika yol oldu.

Bu yürüyüşe çıkarken yanınıza; su ve kumanyalarınızın yer aldığı bir omuz çantası, iri cepli kargo tipi pantolon, iyi bir dağcı ayakkabısı (yada iyi bir spor ayakkabı), güneş gözlüğü, şapka, ensenizi güneşten korumak için ter emebilen pamuklu bir fular ve mümkünse zorlu alanlara karşı bir baton gerekiyor…Böyle bir tırmanışın en ideal zamanı ise Temmuz yada Ağustos ayı. Yani zirvede karların iyice eridiği bitki örtüsünün ve minik dağ çiçeklerinin açtığı aylar.

Aslında bu yürüyüş öncesi günde bir saat yürüyüşle antremanlı olmak ideali ama biz çok spontane gelişen geziye katılış planımızdan ötürü böyle bir fırsat bulamamıştık. Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra grup halinde çıkış başlıyor… Bazı kurallar var ki olmazsa olmaz. Bunlardan birisi tek sıra halinde yürümek ve gruptan hariç duraklama yapmamak… Yukarıda her yer aynı gibi görünüyor …Gruptan ayrılanları kurtlar kapar misali tek sıra düzenini bozmamak gerekiyor….Çıkış sırasında rotayı uzman dağcılarımız belirlediler. Çıkış sırasında sürekli S çizerek yürüyorsunuz ki eğimli kısımlarda çok fazla zorlanmayın….Belli bir noktadan sonra bulutların aşağıda kaldığını görüyorsunuz, işte bu müthiş bir duygu, dev gibi hissettiğimiz an. Bitki örtüsü oteller bölgesinden çok farklı, çok daha çorak ama küçük şirin dağ çiçekleriyle dolu. Tamamen dağın doğasına özgü bu çiçekler halen pek çok doğa bilimcilerin araştırma konularındanmış. Tüm bu güzelllikleri yaşarken mp3 ler çantaya, grup olmanın tadıyla tutturuk bir türkü; sesimiz yankılanırken bulutların üzerinde biz gayretle çıkışa devam ettik. Aralarda küçük molalarda vardı. Ama süre 2-3 dakikayı aşmayacak şekilde! Neden diye isyan ederken, uzman dağcılarımızın söylemi “uzun sure durursanız bir daha devam edemezsiniz, temponuzu bozmayın” şeklindeydi… vee finale çok yaklaştık, küçük zirveye ulaştık… Son dönemece girince karşımızda Zirve- 2542 metre yüksekteyiz- ; üzerinde bir bayrak ve anı defteri. Anı sayfalarına zirveyi aşmanın, bulutların üzerinde olmanın hissettirdiği tüm güzel duyguları aktarmaya çalıştık. Zirveye çıkış süremiz toplam da tam 4 saati buldu. Zirveden aşağıya doğru baktığımızda Kara göl, Kilimli göl ve Aynalı göl arda arda karşınızda. Hafif bir eğimle aşağıda inişe geçiyorsunuz veee gölün kenarına ulaşıyorsunuz…

Gölde yüzenler, göl çevresinde güneşlenenler, kamp kurup bir kaç günlük de olsa demir atanlar…Biz kumpanyalarımızı çıkarıp minik bir piknik sofrası kurduk kendimize…Zafere ulaşmış komutanların edalarıyla yorgun ama gururlu ve mutlu bir şekilde gölbaşı sefası yaptık. Aslında yorgunluk tavana vurdu da uğur böceğimle birlikte, zirveye Jeeple civar köylerden çıkan temiz yüzlü insanlara, inerken bizi de götürürmüsünüz dememek için kendimizi zor tuttuk. Hatta kamp için çadırları getirmediğimize pişman olmadık desem yalan olur…

Zirve görülecekler listemizde olan yerlerden biriydi. Anlatılmaz yaşanır bir macerayıdı….Yazın yapılacaklar, zirve yürüyüşü ile sınırlı değil; zirveye çıkmadan da dağın serin sularında gölette yüzmenin tadına varabilirsiniz. Aşağıdaki fotoğrafı yüzdüğüm gölette çekmiştim. Filmlerde izlerken gördüğüm ve çok farklı bir deneyim olduğunu düşündüğüm gölette yüzme aslında son derece keyifli. En başta doğa ile baş başa kalıyorsunuz, deniz yada havuzdaki kalabalık ve yoğunluk yok. Çevrede sadece sizi saran ağaçlar var…Yeşilin her tonu suyun yüzeyine yansıyor; görüntü muhteşem. Ayrıca dağdan gelen suyun oluşturduğu gölcüklerde, su, çeşmeden akar gibi berrak ve temiz…Suya alışınca çıkmak istemeyeceğiniz bir keyif hali…

Yazın güzellikleri kadar Kışın da ayrı bir büyüsü var Uludağın. Her yer ipeksi beyaz bir örtü ile kaplanıyor. Kayak takımları, snowboard yada kızaklarla kayma zamanı … Hangisi cesaret ve ilgi alanınıza giriyorsa, tercih size kalmış…Snowboard ‘u hiç denemedim ama deneyenler hem riskinin daha fazla hem de daha zor olduğunu söylüyor. Biz acemice de olsa kaymayı tercih edenlerdeniz…Kayakta tecrübe arttıkça kullandığınız pist sayısı da artıyor tabii.

Pistlerin kabaca çizimi aşağıdaki gibi; telesiyej kartını alıp bütün gün pistten piste dolanabilirsiniz. Eğer ilk kez deneyecekseniz öğrenme sürecini hızlandırmak için kayak hocasından ders almanızda yarar var. Aslında en temel hareket kar sapanı. Kar sapanını başarırsanız kaymak aslında hiç zor değil. Kayakların arkasını açıp uçlarını birbirine yaklaştırıyorsunuz. Yani ayaklarınızla ucu hafif açık bir V şekli yapıyorsunuz. Kayak hocaları bu hareketi yapmaya alışmanız için özel bir aparatla kayakların ön uçlarını birbirinden ayırıyor. Bu uygulama-kar sapanı- frene basmak gibi bir şey…Hızınız artarken dengeyi sağlamanız için. Paralel tuttuğunuz durumda gaza basmış gibi hızlanıyorsunuz. Teorisi kolay ama uygulamaya alışmak biraz zaman alıyor tabi…

Ayağımı yerden kesen üç şey acayip zevk veriyor… Bunlardan biri bembeyaz karların üzerinde kaymak, diğeri tekneden atlayıp turkuaz rengi sularda yüzmek ve sonuncusu da her iki tarafı ağaçlarla dolu bir yolda soft bir müzik eşliğinde araba kullanmak. Denemediyseniz özellikle kaymanızı tavsiye ederim…

Aktivitelerin yanısıra Uludağ a çıkıp şehire tepeden bakmanın (Bakacak tarafından görüntü Google Earth gibi) yada ormanın yemyeşil, kışında bembeyaz dokusunun sefasını (kuş sesleri eşliğinde) yaşayabilirsiniz. Bu sefanıza tertemiz ve bol oksijenli ortamda, şöyle kocaman bir porsiyon sucuk-ekmek yada kuzu çevirmede eşlik edebilir. Üzerine de şöyle mangalda pişirilmiş köpük köpük Türk kahvesi eşlik edince bunun tam karşılığı keyif oluyor !

Ayrıca Teferrüç ‘ten teleferikle Sarıalan‘ a çıkarak manzara keyfinizi çıkış yolu boyunca sürdürebilirsiniz. Teleferikle çıkış oldukça zevkli . Ama uyarmadı demeyin kalp problemi olanlar fazla heyecana dayanamayanlara tavsiye etmem.  Bazı yerlerde -direklerden aşağı inerken-uçaklardaki hava boşluğu gibi salınımlar yaşanıyor, işte bu kısımlar heyecanı arttırıp lunaparktaki gibi nabzınızın sınırlarını zorlayabiliyor.

 

Nis 3, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Çikolata Ağacı

Catherine Atkinson ‘un kitabında Çikolatanın tarihi Aztekler ve Mayalar ‘a yani 3100 yıl gerilere dek uzanıyor. Mayalar çikolatanın özü olan kakao çekirdeklerinden yapılan acı, mayalı içeceği keşfetmişler. Bu içeceği dini ritüellerinde kullandıkları gibi kralların ve Tanrıların içeceği olarak da tanımlamışlar. 18 yy. a gelindiğinde tüm canlılar için ikili adlandırma sistemine geçildiğinde İsveçli botanikçi kakao yada çikolata ağacı olarak anılan ağaca Theobroma cacaoadını vermiş. Aslında Yunanca theos (Tanrı) ve Broma (içecek) sözcüklerinden oluşan bu terim Mayalara uzanan tarihini unutulmaz kılmış  : ))

Devamını Oku »