Mayıs | 2011 | BaharDALI
Mayıs, 2011 için Arşiv
May 28, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    Yorum Yok

İki Renkli Mousse ve Yolculuk


Yarın Brüksel’e uçuyoruz. İzlanda dan gelen kül bulutları dağılmış … Brugge ve ardından Paris ‘e gideceğiz… standart düzene ara verme zamanı…üç boy cezve, yine köşe bucak gezmelerde:))

Yolculuk, keşifler, farklı dokulara dokunmak ve hayata farklı açılardan bakmak …Pink Floyd u anımsatıyor bana…

“All you touch and all you see
Is all your life will ever be”
(Dokunduğun ve gördüğün her şey – Bundan sonraki hayatın olacaktır)
Breathe – Pink Floyd

Dönene dek sizi sitede yer alan tariflerle baş başa bırakıyorum…son olarak üç-dört denemeden sonra aradığım kıvamı bulduğum ve Karaorman pastasına adapte ettikten sonra pasta yarışmasında birincilik aldığım bitter çikolatalı mousse tarifini ekledim…Çikolatanın bu köpüksü hatta ipeksi tadını eminim çok seveceksiniz. İki renkli yapabileceğiniz gibi sadece bitter çikolata ile de yapabilirsiniz.

Uyarmadı demeyin mousse yapmak biraz el alışkanlığıyla oturuyor…ama bir kaç denemeden sonra eliniz alışacaktır…

Malzemeler

Bitter Çikolatalı Mus(Mousse) için ;

160 gr kakaolu çikolata-%70 kakao içeren

Yarım çay bardağı süt

3 yemek kaşığı tereyağı

1 yumurta sarısı

300 ml soğuk süt kreması

Beyaz Çikolatalı Mus(Mousse) için ;

3 su bardağı krema

2 çay bardağı süt

300 gr beyaz çikolata

1 yemek kaşığı toz şeker

3 yumurta sarısı

1,5 yaprak jelatin

 

 

Bitter Çikolatalı Mus (Mousse) yapımı;

Bitter çikolata ve tereyağıı benmari usulü su dolu bir kabın içinde eritilir. İçine ılık süt eklenir. Ara sıra karıştırılır. Aşağıdaki kıvama gelince tezgah üzerine alınır.

Çikolatalı karışıma akından tamamen arındırılmış yumurta sarısı eklenip ara sıra karıştırılır.

Diğer tarafta soğuk krema mikserin telinden düşmeyinceye dek iyice çırpılır. Mikser teli de, kullandığınız kapta soğuk olmalıdır.

Karışım krema ile bir spatula yardımı ile dıştan içe doğru yavaşça karıştırılıp homojen bir karışım elde edilir.

Yapım aşamalarını fotoğraflayamamıştım ama “white on rice couple” da gördüğüm fotoğrafları da sizin için ekledim. İçerik farkı var ama birleşim aşamaları aynı.

 

 

Beyaz Çikolatalı Mus (Mousse) yapımı;

Yarım su bardağı kremaya süt ve şeker ekleyip kaynatın. Karışım hafif ılınınca yumurta sarılarını ekleyin.

Beyaz çikolatayı benmari usulü eritip elinizle ıslattığınız jelatinleri içine ekleyin. Kalan krema ve şekerli krema karışımını erimiş çikolataya ekleyin.

Kuplar yada cam bardaklara önce bitter mousse ardından beyaz çikolatalı mousse ekleyip buzdolabında en az iki saat dondurduktan sonra soğuk servis yapın.

İki kat mousse arasına meyve parçacıkları da koyabilirsiniz.

Servisten önce  dolaptan çıkardığınız mousse ‘ları 15-20 dk dışarıda bekletin.

Beyaz Çikolatalı mousse için uyarlama: Flagrante Delicia

May 21, 2011 - Sütlü Tatlılar    Yorum Yok

Fırın Sütlaç

Süt hakkında bilinci ve tüketimini arttırmak amacıyla Birleşmiş Milletler Uluslararası Sütçülük Federasyonu’ nun 1956 yılında tüm üye ülkelerde kutlanması kararını aldığı “Dünya Süt Günü- 21 Mayıs” , 1991 yılında ülkemizde de kabul edilmiş. Bu vesile ile hepinizin dünya süt günü kutlu olsun….

Üretimde öncü ülkelerden olmamıza rağmen süt tüketiminde Avrupa’ nın epey gerisindeyiz. Hepimizin bildiği faydaları saymakla bitmeyen sütü maalesef çok fazla tüketmiyoruz. Kendi adıma bunu en çok anne olduğum ilk aylarda hissettim. Hamilelik döneminde her gün farklı bir versiyonu ile (muzlu, kakaolu, çilekli…) bir bardak süt içsem de içmediğim günlerin etkisiyle doğum sonrası tam yedi dişim de ciddi çürükler oluştu…Dolgu üzerine dolgu…Yıllarca süt içmeye ara vermiş olmamım acısını o günlerde epey yoğun şekilde yaşadım…Şimdi süt tüketmeyi günlük alışkanlık haline getirmeye çalışırken ara dönemlerde de sütlaç,  sütlü irmik tatlısı, muhallebi gibi sütlü tatlılar yapıp onları tüketerek pekiştirmeye çalışıyorum…

 

 

Bunları biliyor muydunuz ?

*Süt eşsizdir çünkü dünyada başka hiç bir içecek bu kadar doğal besin içermez. Protein, yağ, vitaminler (C vitamini hariç) ve mineraller (başta kalsiyum olmak üzere) bünyesinde yaklaşık 85 farklı besin öğesi içeriyor.

*Yarım lt süt içerek alınan kalsiyum ancak 5 kg et , 8,5 kg elma yada 1,5 kg havuç yenerek alınabilir.

*Bir inek memesinde yaklaşık 11,5 ile 22,5 lt arasında süt bulunuyor.

*Bir inek günde ortalama 90 bardak ve ömrü boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt veriyor.

*Avrupa Birliği ülkelerinde yıllık kişi başı süt tüketimi 89 kg, Avusturalya ‘da 107 kg, ABD ‘de  83 kg civarında. Türkiye ’de ise bu oran 25 kg civarında.. Tüketimimiz bu kadar düşük iken süt üretiminde Dünya’da ilk 15 in arasındayız ve yıllık ortalama 12 milyar litre süt üretiyoruz.

*Türkiye ‘de üretilen sütün yüzde 92′si inek, yüzde 6,1′i koyun, yüzde 1,7 si keçi ve 0,26 ‘sı mandalardan geliyor.

*Pastorize sütler,  72- 75 derece sıcaklıkta 15- 20 sn süreyle pastorizasyon işlemine tabii tutulup besin değerlerini korumaları sağlanıyor.

Not: Süt üretimi ve tüketimine dair bilgiler için kaynak pinar.com.tr ‘ dir.

Fırın Sütlaç Yapmanın Püf  Noktaları 

*Klasik sütlaçtan farklı olarak içine eklenen yumurta sarısı üzerinde kabuk tutmuş hafif yanık görüntüyü sağlayan etkenlerden birisi. Ancak yumurta sarısını eklerken akından iyice arındırmak gerekiyor.

*Pişirirken eşit pişmesi için fırın kaseleri yada güveç kaplarınızı su dolu bir borcam tepsi ile fırına sürün.

*Fırının mutlaka önceden 180 dereceye ısıtılmış olması gerekiyor. Fırına sürdükten sonra tabiri caiz ise sütlaçlarınız göbek atıyor. Ortası şişip bir yukarı bir aşağı inip çıkıyor…Endişe etmeyin doğru yoldasınız…

*Şeker ve pirinç dengesi sütlaç kıvamında ağız tadına göre değişiyor. Bu ölçüler bizim için ideal ama tatlı sevmeyenler şekeri, az pirinçli sevenler pirinci yarım bardak azaltabilir. Diet yapanlar az şekerli ve light süt kullanarak pişirebilir.

*Fırına sürmeden önce sütlaçlarınız hafif sulu olmalı ki fırında da pişince çok fazla koyulaşmasın…

Malzemeler

  • 2 lt süt
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 1,5 su bardağı pirinç
  • 8 yemek kaşığı pirinç unu
  • 1 su bardağı süt-pirinç ununu çözmek için
  • 1 paket vanilya
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yumurta sarısı

Yapılışı

Sütün tamamı çelik tencerede ısıtılmaya başlanır. Kaynatılıp ılındıktan sonra şeker eklenip karıştırılarak çözülür. Diğer taraftan ayıklanmış ve yıkanmış pirinç üzerine üç-dört parmak örtecek kadar su ile pişirilir. Pişen pirinçler daha önceden hazırlanmış ılık şekerli süte ilave edilir. Karışıma tereyağı ve vanilya eklenir.

 

 

Pirinç unu bir su bardağı süt ile karıştırılarak sulandırılır. Üzerine yumurta sarıları eklenir. Pirinç unlu karışıma hazırlanan sütlü karışımdan yavaş yavaş karıştırılarak eklenir ve ılık hale getirilir. Hazırlanan pirinç suyu karışımı da sütlaca eklenir. Kıvamı koyulaşınca güveç kaselere paylaştırılır. Güveç kaseler içi su dolu tepsi içerisine yerleştirilip benmari usulu önceden 200 dereceye ısıtılmış fırında pişirilir.Fırın kabı olarak güveç yada ısıya dayanıklı fırın kaselerini kullanabilirsiniz. Tercih sizin. Bu ölçü ile kullandığınız kapların büyüklüğüne bağlı olarak değişse de yaklaşık 12 kase çıktığı için iki seferde pişirip hem güveç hem de minik fırın kaselerinden kullandım. Üzerleri hafif yanınca fırından çıkarıp soğuttuktan sonra afiyetle yiyebilirsiniz.

 

 

May 15, 2011 - Kurabiyeler    Yorum Yok

Pekmezli Kurabiye

Sıcacık içimizi ısıtan güneşin ışıltısı, yemyeşil yapraklar, kuşların cıvıltıları, doğanın içinde keyifli bir pazar sabahı….Müthiş bir huzur ve dinginlik hali…Çocukluğumuza dönüp brunch sonrası ağaçların altında çocuklarla birlikte top oynuyor ve bisiklet sürüyoruz…Yeşile, doğaya döndükçe canlanıyor ve tüm stresimizi atıyoruz…

Bizim yapay olarak elde etmeye çalıştığımız güzelliklerin en canlısı ve en renklisi tüm tonlarıyla dallarında nazlı nazlı süzülüyor…İşte tüm bu görüntülerden uzak kalmamak için evin hep bir köşesinde çiçekler, kuru ağaç dalları, kozalaklar eksik olmuyor…Doğal hayattan bir parça bile girse her şeyi renklendirmeye yetiyor. Sadece gözümüze değil, doğal olan yemişlerde sofraya eklendiğinde de bambaşka lezzetler çıkıyor ortaya. Üzümden pekmezi, kakao ağacından çikolatayı kurabiyeye eklerseniz işte böyle hem görüntüsü hem tadıyla iştah açan kurabiyelere ulaşıyorsunuz…

Dorie Greenspan’ ın “Paris Sweets: Great Desserts from the City’s Best Pastry Shops“ adlı kitabı, pekmezli kurabiye tarifi ve üzerine benim browni kurabiye yorumumla birleşti vee sonuç bu nefis kurabiyeler oldu…

Malzemeler

  • 1 çay bardağı Pekmez
  • 1 çay bardağı Esmer şeker
  • 1,5 yemek kaşığı kakao
  • 1,5 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 125 gr tereyağı
  • Aldığı kadar un
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1,5 çay kaşığı karbonat
  • 1,5 çay bardağı damla çikolata

Üzeri için;

  • 1,5 su bardağı süt
  • Yarım su bardağı toz şeker

Yapılışı

Kakao, tarçın, pekmez,esmer şeker, tarçın derin bir kaba alınıp karıştırılır. Hafif eritilip yumuşamış tereyağı karışıma eklenir.

Diğer tarafta küçük bir kasede karbonat su ile (2-3 yemek kaşığı) karıştırılır. Karışıma eklenecek 2-3 yemek kaşığı un ile iyice homojen kıvama gelince, diğer kabın içine kademeli eklenir.

Azar azar un ve bir buçuk yemek kaşığı nişasta ilavesiyle kulak memesinden yumuşak olana kadar yoğrulur. Uygun kıvama gelince damla çikolatalar ilave edilir.

Yoğurulup şekil verildikten sonra önceden ısıtılmış 175 derece fırında çatlayana dek pişirilir.Fırından çıkan soğumuş kurabiyelerin üzerine sütlü şekerli sıcak şerbet dökülüp afiyetle yenir…

 

May 15, 2011 - İçecekler    Yorum Yok

Dondurmalı Kayısı Kokteyli

 

Kayısılı kokteylin kıvamı ve soğuk olması dondurma ilavesinden önce çok önemli.Soğuk olması dondurma içine ilave edildikten sonra tamamen erimesini önlüyor.

Taze meyve ve dondurma karışımı fıstık ezmesinin tadıyla çok uyumlu oluyor…

Hepsi soğukken karıştırıldığı için vitamin değerlerini de korumuş oluyor.

Dondurmalı kısmını kaşıkla yiyebilirsiniz. Baharı geride bırakıp yaza geçerken ferahlatıcı bir kokteyl…

 

Malzemeler

10 adet orta boy kayısı

5 adet kiraz

1 su bardağı soğuk su

Yarım çay bardağı toz şeker

7 top vanilyalı dondurma

1 yemek kaşığı ş.fıstığı ezmesi

 

Yapılışı

Kayısı ve kirazların çekirdekleri çıkarılır, rondodan geçirilir. Toz şeker eklenir. Çırpmaya devam edilir. Bir top vanilyalı dondurma ilave edilir. Bu aşamada konsantre halde oluyor, soğuk su ilave edilip blenderla tekrar çırpılır. Sürahiye aktarılıp buzdolabında yarım saat soğutulur . Üzerlerine ikişer top dondurma ve fıstık ezmesi eklenip servis yapılır.

Rondomun hacmi geniş olduğu için tamamını içinde hazırladım.

Küçük rondo kullananlar için önerim sürahiye ayırarak çırpmak.

(Bu ölçü üç kişilik)

Şekerini miktarını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

 

May 12, 2011 - Kurabiyeler    Yorum Yok

Tahinli Kurabiye

Tahin ve cevizin müthiş uyumu. Yoğururken ortaokul yıllarında annemlerin alışverişe gidip beni evde bıraktıkları ve onları beklerken saatlerce mutfaktan çıkmadığım günü anımsadım. Onlar eve dönene kadar kakaolu bisküvili toplar hazırlamıştım. Sanırım mutfakta ailem ve sevdiklerim için yeni tarif denemelerim, daha o yıllarda başlamış. Kakaolu bisküvili toplarımı çok beğenerek yediklerini hatırlıyorum…

Devamını Oku »

Çiçekli Cupcakeler ve Anneler Günü

Doğduğum anda hatta karnında yüzerken sesini, kokusunu hissettiğim ömrünün sonuna dek bana hep sevgiyle bakacak ışıl ışıl sevgi dolu gözlerin karşısında kendimi hep çok güvende hissettim. Ne hata yaparsam yapayım benden asla vazgeçmeyecek, her zaman yanımda, her derdime teselli veren, her başarıma benden çok sevinen, dert ortağım , can yoldaşım biricik annem. Senin ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum. Anneliğin tanımı için kelimeler kifayetsiz kalsa da aşağıdaki satırlar kabaca ne olduğunu anlatıyor aslında….

Anne demek;

Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına bürünendir.

Çıkan her pirinç tanesi diş için anneane, babaanne, teyze derken tüm aileyeyle sevinç içinde paylaşandır.

Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla çayını ve omletini sıcak olarak yiyemeyendir.
Sabaha kadar kırk sefer uyanıp, sabah kalkıp zombi gibi işe gidendir.
İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeğinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
Yıkanan küçücük çorap, çamaşır ve kıyafetleri özenle tek tek asıp katlayandır.
Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutup, saçını uzatan bu arada ak düşen saçlarını kuaföre gitmeye vakit bulamadığı için kendi boyayandır…

Babaların okuduğu, oyuncakların arasında ezilmiş pazar gazetesini en son okuyan yada okurken uyuyakalandır.
Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
Temcid pilavı gibi tekrar tekrar ayni film yada çizgi filmleri seyredendir.

Hatta bebekken bu filmleri fırsat bilip birşeyler yedirmeye çalışandır.
Çekirdeklerin kabuklarını tek tek soyup, balığın kılçıklarını ayırandır .
İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,”Anne atttaaaaa” sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutandır.

Dışarı çıkmaya hava durumu müsait değilse de yorgunluğunu bir kenara bırakıp koridorda saklambaç yada futbol oynayandır.
Anne demek çoçuk havuzunda da yüzmektir.
Başka bir anneyi nerede görürse görsün “Seni çok iyi anlıyorum tatlım” bakışı atandır.

Aşı takvimini ezbere bilendir.
Çeşit çeşit yemekler yapıp birinden bile çocuğuna yediremeyi başaramasa da yapmaktan asla vazgeçmeyendir.
Tüm bu koşuşturma ve hengameden sonra TV karşısına geçip bir türlü seyrettiğinin sonunu getiremeyendir.

Uyduruk ninni yada masallar besteleyendir.

Çantasında sürekli çocuğu için oyuncak araba, yedek kıyafet, ıslak mendil ve bir şişe su taşıyandır.

Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.

Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişe etmektir.
Anne demek küçük melekle el ele , gururla, küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
Anne demek yüreğini parçalara bölüp herbir parçayı özenle onlara sunmaktır.
Anne demek dokuz ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.

Anonim

Okurken bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti annemin benim için yaptıkları …Benim gözümün önünden geçenleri bu gün için anneme de yaşatmak istedim. bu yüzden onun için bir film şeridi hazırladım. Annemle geçen 35 yıldan bir kaç enstantene …Babamla yetiştirdiğiniz iki kızınızla başlayan hayatınızda artık iki kızın, iki damadın, ve tam üç torunun var anne…ve hepimiz seni çok seviyoruz…

Okurken bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti annemin benim için yaptıkları …Benim gözümün önünden geçenleri bu gün için anneme de yaşatmak istedim. bu yüzden onun için bir film şeridi hazırladım. Annemle geçen 35 yıldan bir kaç enstantene …Babamla yetiştirdiğiniz iki kızınızla başlayan hayatınızda artık iki kızın, iki damadın, ve tam üç torunun var anne…ve hepimiz seni çok seviyoruz…

 1975- 1982

1982-1997

1997-2010

Annemize verebileceğimiz en büyük hediye sevgimizdir aslında. Anneler çocukları için her şeyi karşılıksız yaparken anne sevgisini hissedebilmekten öte bir şey beklemezler çünkü…Ama yine de böyle özelleşen bir gün de her anne küçük şeylerle de olsa hatırlanmak ister diye düşünüyorum. Bunu anne olunca daha iyi anladım. Bu sabah oğlum elinde harçlıklarıyla biriktirip aldığı çok şık bir hırka ve bir demet çiçekle gelince gözyaşlarımı tutamadım. Senin bizim için her şeyin en güzelini istediğin gibi biz de torunun için her şeyin en güzelini yapmaya çalışıyor, onun sevinçleriyle seviniyor, onun başarılarıyla gurur duyuyoruz.

Her yıl aldığımız klasik hediyelerden öte bu günü biraz özelleştirmek için kendi ellerimle bir cup cake kutusu hazırlamaya karar verdim. Önce renk seçtim, zamanında bize kendi elleriyle işlediği zıbınların, elbiselerin rengi pembe ile başladım. Sonrasında onun çiçek kokusunu anımsayıp oya gibi çiçekler ekledim. Aynı renkte şekerler, tüller, kurdeleler aksesuarlarım oldu. Bir alışveriş merkezinde dolaşırken gördüğüm nakışlı havluda da ayni konsepti görünce cupcake ler yenip bitse de bu güne dair aynı renk ve desenin kalıcı olması için onu da hazırladığım kutuya ekledim.

çok şirin görünüyorlardı, eğer hemen paketlemeseydim dayanamayıp yiyecektim:)) O yüzden hemen paketledim.

Cup cakeler pişti, film şeridi için fotoğrafları eski fotoğraftan fotoğraf çekerek çoğalttım,  şekerlemeler, tüller, bu günün konseptinde ayni çiçeklerden nakışlı havlu evet hepsi kutuya girmeye hazır…Hepsini pembe kurdelelerle kapattım…

Keki tam hayal ettiğim gibi yumuşacık oldu. Şeker hamuru kısmına gelince Pastalar menüsünden detaylarını inceleyebilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 su bardağı toz şeker
  • 220 gr tereyağı
  • 2,5 su bardağı un
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 4 yemek kaşığı sıcak su
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • ½ tatlı kaşığı karbonat
  • 1 çimdik tuz

Üzeri için;

  • Tercih ettiğiniz renkte şeker hamuru
  • Glazür

Yapılışı

  • Kakao ve sıcak su derin bir kapta karıştırılır. Kademeli olarak sürekli çırpma teli ile çırpılarak süt ilave edilir.
  • Ardından eritilmiş tereyağı eklenir. Çırpmaya devam edilir. Yumurtaların sarıları teker teker eklenip çırpılır.
  • Diğer tarafta un,şeker, kabartma tozu ve karbonat karıştırılır. Elekten geçirilir.Katı malzeme karışımı kakaolu karışma kademeli olarak karıştırılarak iyice yedirilir.Diğer tarafta tuz ve yumurta akları iyice çırpılır. Yavaş yavaş kakaolu karışımla birleştirilir.
  • Yağlanmış cupcake kalıplarına kalıbın ağzından bir parmak aşağıda kalacak-yaklaşık 2/3 ‘ üne kadar şekilde karışım doldurulur.
  • Önceden ısıtılmış 17o dereceye ısıtılmış fırında pişirilir.İçinin piştiğini kontrol etmek için kürdan yardımıyla batırma testi yapabilirsiniz. Kürdanı keke batırıp çıkardığınızda kuru ise içi pişmiş demektir.Pişirildikten sonra cupların üzerinde minik parça dairesel olarak kek parçaları kesilir-kabaran yerleri-şeker hamuru ile süslenir.
May 3, 2011 - Kurabiyeler    Yorum Yok

Kuru Meyveli Kurabiye

Hafta sonu için yeni bir tarif denemeyi planlarken Pudingli kurabiyeden sonra Şantili kurabiye yapmayı düşündüm. Pudingle oluyorsa Şantiyle neden olmasın derken aynı formatta başladım yapmaya. Sadece un, yağ ve puding üçlüsü yerine bu kez içine Şanti ekledim. Her kurabiyede yanına yakıştırdığım ek lezzet bu kez epeydir rafta bekleyen kuru meyveler oldu. Kıvamı kulak memesi yumuşaklığına gelip fırında da şekli bozulmadan pişince tam hayal ettiğim gibi diye düşündüm. Tadına baktığımda hafif un kurabiyesini andırıyordu. Bu kadar az malzeme ve bu kadar kısa zamanda un kurabiyesine benzeyen ağızda dağılan leziz bir kurabiye çıktı ortaya. Bu kurabiyeyi ben keşfettim diye düşünürken araştırdığımda gördüm ki aslında bilinen bir kurabiye tarifi imiş. Kendim keşfetmiş gibi sahiplendikten sonra aslında daha önceden keşfedildiğini anladığımda “Douglas Adams ‘ın Kurabiyeleri” ni anımsadım. Hikayeyi sizinle de paylaşmak isterim. Okuyacağınız hikaye Douglas Adams‘a ait.

Anlatacaklarım gerçek bir insanın başına gelmiş, gerçek bir olaydır ve söz konusu olan insan da benim. Trene yetişmeye çalışıyordum. Olay 1976′nın Nisan ayında İngiltere, Cambridge’de meydana geldi. Gara erken gelmiştim ve trenin kalkmasına daha zaman vardı. Kendime, bulmacasını çözmek için bir gazete, bir fincan kahve ve biraz kurabiye almaya gittim. Sonra bir masaya oturdum.

Sahneyi gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum. Bunu kafanızda net bir şekilde canlandırmanız çok önemli. Masa, gazete, bir fincan kahve ve bir paket kurabiye. Karşımdaysa takım elbiseli, çantalı, son derece normal görünüşlü bir adam oturuyordu. Tuhaf bir şey yapacak gibi görünmüyordu. Bununla birlikte şöyle yaptı: Ansızın öne doğru eğildi, kurabiye paketini aldı, yırtarak açtı, içinden bir tane aldı ve yedi.

Şimdi, bunun, İngilizler için hiç de kolayca başa çıkabilecekleri bir durum olmadığını söylemeliyim. Bizim geçmişimizde, yetişme tarzımızda ya da eğitimimizde, güpegündüz kurabiyelerimizi çalan biriyle nasıl baş edebileceğimizi gösteren hiçbir şey yok.

Burası Güney Los Angeles olsaydı, ne yapacağınızı bilirdiniz. Hemen silahlar çıkar, helikopterler gelmeye başlardı, CNN falan, bilirsiniz işte… Neyse, ben sonunda her sıcakkanlı İngiliz’in yapacağı şeyi yaptım; görmezden geldim. Gazeteme bakmaya devam ettim, bir yudum kahve içtim, bulmacanın bir satırını çözmeye çalıştım. Ama bir şey yapamadım ve düşündüm; şimdi ne yapacaktım?

Sonunda düşündüm ki, bunun için hiçbir şey yapmayacaktım. Sadece harekete geçmeliydim; kendimi zorladım ve paketin gizemli bir şekilde daha önceden açılmış olduğunu farketmemiş gibi yaptım. İçinden bir kurabiye çıkardım. Bu onu kendine getirir, diye düşündüm. Ama hayır getirmedi. Çünkü bir iki dakika sonra yine aynı şeyi yaptı; bir kurabiye daha aldı. İlk seferinde konu etmemiş olmak, ikinci sefer konuyu açmayı daha da zorlaştırıyordu. “Afedersiniz, elimde olmadan dikkatimi çekti de…” Yani, olmuyor.

Böylece bütün paketi bitirdik. Bütün paket dediysem, zaten yalnızca sekiz kurabiye vardı, ama bana sanki bir ömür sürmüş gibi geldi. O bir tane daha aldı, ben bir tane, o bir tane aldı, ben bir tane. Nihayet bittiğinde ayağa kalktı ve yürüyüp gitti. Yani, aslında hemen öncesinde anlamlı anlamlı bakıştık ve sonra gitti. Derin bir nefes alıp rahatladım, arkama yaslanıp oturdum.

Bir iki dakika sonra tren yaklaştığında, kahvemin kalan kısmını yudumladım, gazetemi aldım ve altından kurabiyelerim çıktı.

Douglas Adams, The Salmon of Doubt l Cookies

Hikaye için kaynak ; Futuristika

Puding, sıvıyağ, ununuzu hazırlayın. Sonra kurabiyelerinizi paylaşmak kısmı size kalmış:))

Malzemeler

  • 2 paket krem şanti
  • Bir su bardağı sıvı yağ
  • Yaklaşık 2 su bardağı un
  • (kulak memesi kıvamına gelene kadar)
  • 1 su bardağı kuru meyve

Yapılışı

  • Şanti ve sıvı yağ derin bir kapta çırpılır.
  • Kulak memesi kıvamına gelene kadar un ilave edilir. Kuru meyveler eklenir. Yoğrulup ceviz büyüklüğünde bezeler hazırlanır. Yuvarlak şekil verilerek fırın tepsisine yerleştirilir. İlave yağ eklemek istemediğim için tepsiye yağlı kağıt yerleştirdim. Önceden ısıtılmış 160 oC fırında pişirilir. Fırını çok önceden açmayın ki kuru meyveleriniz  sertleşmesin.

Ispanaklı Lazanya

Her şeyin farkında ve ortasında olduğumuz ya da olduğumuzu sandığımız anlarda bile ne çok şeyi kaçırıyoruz aslında. Yargı, inanç ve bilgi üçgenimiz içinde hayata ve bazen de insanlara ne kadar önyargılı bakıyoruz. Karşımızdakini dinlerken aslında onunla ilgili olumlu yada olumsuz yargılarımızı düşünüyor ve onu gerçek anlamda tanıyamıyoruz.. Buna fırsat vermiyoruz. Biz kendimizi ne kadar demokrat olarak görsek de demokrat davranmıyoruz. Fırsat eşitsizliğinden bahsetmişken bu konuda Özdemir Asaf ın mısraları düşüyor aklıma….

Devamını Oku »