Kasım | 2011 | BaharDALI
Kasım, 2011 için Arşiv
Kas 30, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Paris ve Champs-Elysees

Her şehrin bir rengi vardır. Paris ‘in rengi bence altın sarısı… İddalı, şık ve zarif.  Kısa süre içerisinde hayranlık uyandırıp, uzaklaşınca bile detayları unutulmayan…Bu şehrin romantik ve tarihi havasını solumanın en iyi yolu sokak aralarına girmek. Bu yürüyüş için Fransa’nın ve dünyanın en meşhur caddelerinden Champs-Elysees  nam-ı diğer Şanzelize caddesi iyi bir başlangıç . Zaten başkentin merkezindeki bu cadde yürüyüş mesafesinde (biraz uzun bir yürüyüş) , şehrin tarihi eserleriyle kalbinin attığı bölgede. En rahat ayakkabılarımızı geçirip ayağımıza dolaşmaya başlıyoruz…

Cadde çook geniş , Ankara’daki Atatürk Bulvarını sollayacak kadar diyeyim siz tasavvuf edin artık. Çok şık mağazalar , şık cafeler, restoranlarla dolu.

Fransız Modasının kalbi de burada atıyor. Hatta , Louis Vuitton ‘ a gelince kalp atışlarının sesini hissediyoruz :)) Bileğin alt kısmı zebra başı şeklinde tasarlanmış zarif ayakkabıların , topukları da zebranın ayakları şeklinde .

Tamamı paletlerle zebra şeklinde işlenmiş pelerin de çok çarpıcı duruyor, askılı dekolte siyah bir elbisenin üzerinde çok şık bir aksesuar olabilir…

Devamını Oku »

Kas 27, 2011 - Kahvaltılıklar, Özel Günler    2 Yorum

Tost Ekmeği Pizzası ve Kahvaltı Sofrası

Gönül ne kahvaltı bekler, ne sofra…biraraya gelmek isteyen gönüllerin birlikteliği için sofrada kahvaltı da bahane…Bu pazar çok sevdiğimiz aile dostlarımızla birlikte bir pazar kahvaltısı yaptık. Dostlar deyince dostluğa dair bir formül okumuştum geçenlerde.  Şöyle diyordu “Dost dediğin analitik ve dört işlem bilir olmalı; üzüntüyü senden çıkarmalı,  senin vereceğin tepkileri hesaplamalı, hüznünü bölmeli ve sevincini kendi sevinci ile toplamalı”…Şükür Yaradan a böyle dostlara sahip olduğumuz için….

Sofrada; Beyaz Peynir, Çeçil Peyniri, Manyas Peyniri, İncir Reçeli, Vişne Reçeli, Bal, Tereyağı, S.Zeytin, Yeşil Zeytin, Cevizli Ezme, Domates-Salatalık, Yumurta, Zeytinyağlı Sarma, Simit, Zeytinli Açma, Lazanyalı-Yalancı Su Böreği, Sucuklu-Kaşarlı Kanepe, Pırasalı Muffin ve kahvaltı sonrası için Kubbe Pasta vardı…

Devamını Oku »

Güveçte Peynirli Börek

Ortalama bir gün içinde zihnimizden altmış bin düşünce  geçerken bunlardan %95 inin bir önceki günle bağlantılı ve hatta aynı oluşu ne kadar enteresan değil mi? Robin Sharma ‘nın Ferrarisini Satan Bilgesini okurken dikkatimi çeken çarpıcı noktalardan biriydi bu oran. Üstelik bu yüksek oran bir gün önce bizi kaygılandıran düşüncelerden ibaretmiş desem size…Bir gün önce bizi üzen çocuğumuz, ummadık bir anda kalbimizi kıran eş, dost yada arkadaş , iş ortamında yapılmış olumsuz bir yorum yada bizim için büyük ama insanlık için küçücük bir detayda takılıp kalmak !  En büyük düşünürlerin bile zihinsel kapasitelerinin yalnızca on binde birini kullandıklarını düşünürsek, başlayan her yeni günü kaygılarla nasıl doldurup potansiyelimizi bloke ettiğimizi siz düşünün.

Tüm kaygılarımı geride bırakıp mutfağa giriyor ve elimdeki malzemelerle lezzetli bir börek yapmak üzere konsantre oluyorum. Biraz hayal gücü, biraz geçmişte okuduklarımdan esinlenme, biraz da güveçte pişirme aşkı bir araya gelince yeni börek tarifim çıkıyor ortaya….

Devamını Oku »

Mısır Unlu Pırasalı Kek

Burada oldukları günlerde sadece akşamları ve hafta sonları bir araya gelebilsek de yanı başımda olmaları nasıl bir huzur veriyordu anlatamam. Kimden mi bahsediyorum, benim dünyaya gelmeme vesile iki güzel insan; annem ve babam’dan. Eve döndüğünüzde başınızı dizlerine koymak nasıl bir lüks, bunu ancak bizim gibi ayrı şehirlerde yaşayanlar bilirler…

Her ayrılışımızda boğazım düğüm düğüm oluyor, gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Ayrılsak da beraberiz biliyorum ama elim de değil. Ayrı bir şehirde yaşamayı üniversite yıllarında öğrenmiş olsam da ayrılığa alışmayı hala öğrenemedim. Aklıma bencilce fikirler geliyor. Hiç gitmeseler, hep bu şehirde yaşasalar…Biliyorum ki alıştıkları şehirde, akrabalar, dostlarla, yıllardır alıştıkları düzenle daha rahatlar. Burada yaşasalar da ben zaten her gün göremeyeceğim. Ama yine de düşünmeden edemiyorum.

Hatta bu defa durumu biraz daha abartıp çocuk yanımla bir geceyi ikisinin arasında sarılıp uyuyarak geçirmeyi hayal ediyorum. bir türlü fırsat bulamayıp yada belki biraz utanıp tüm cesaretimi toplayarak bir sonraki gelişlerine erteliyorum…

Devamını Oku »

Kas 13, 2011 - Kurabiyeler, Pratik Tarifler    2 Yorum

Pratik Cevizli Kurabiye

Pratik tarifleri çok seviyorum. Az zamanda çok fazla malzeme gerektirmeyen, margarin içermediği için hafif ve lezzetli bir kurabiye. Daha önce kakaolu deneyip cevizi içine eklemeden sadece üst kısımlarına yerleştirmiştim. Bu haliyle çok beğenildi. Cumartesi davetinde  Semra ‘dan tam not aldı…

Aslında benim planım cumartesi akşamına bu kurabiyeyi daha önce yaptığım gibi bonibonlu olarak hazırlamaktı. Mutfaktaki kiler dolabımın en üst rafına koyduğum hatta gizlediğim diyelim, bonibonları bulamayınca planı değiştirmem gerektiğini anladım. Yine de emin olmak için oğluma sorduğumda, sevimli bir gülümsemeyle midesini göstermez mi:)) Daha önceden çok severek yediği ve tekrar yapmamı istediği kurabiyeler yalan oldu…Bonibonların dayanılmaz hafifliği….Bu durum kiler dolabında cevizleri bulunca farklı bir versiyonu denemem için vesile oldu. İki şekilde de çok lezzetli ve pratik olan bu kurabiyeyi yapmak için tercih size kalmış…

Bonibonlu Kurabiye 

Devamını Oku »

Kas 9, 2011 - Et Yemekleri, Özel Günler    Yorum Yok

Dana Yahni ve Kurban Bayramı

Maneviyat denen şey; insan olmak, kamil insan olmak, biriktiren değil, sürekli dağıtan olmak ve en önemlisi haktan yana olmak…..Pagan dönemiyle başlayan öğretilerden sonra ; Musevilik, Hristiyanlık ve dinimiz İslam ‘da da aynı öğretilere ve güzel ahlaka sahip olmanın yolları anlatılıyor. Temel duyuların ötesine çıkıp daha yüksek duyularla bakmak hayata, diğer canlılara ve yüceler yücesi Yaradan’ a..

Pek çoğunuzun bildiği gibi Hz. İbrahim oğlunu Allah a kurban etmeye teşebbüs ettiğinde kesmeyen bıçağın ardından bize göre gökten Yahudilere göre çalıların arasından; ama her ikisi de mucizevi şekilde gelen koç bu gün Allah yolunda kesilen kurbanların başlangıcı olmuş. Yüce Yaradan Hz. İbrahim ‘i o günlerde canından çok sevdiği oğlu İsmail ile sınamış. Kalbinde benden büyük sevgi olmaksızın, benim için onu bile feda eder misin diye…İbrahim oğlunu feda etmeye hazır olunca ona bu vasıflara haiz bir canlı göndermiş.  Hiç düşündünüz mü? neden bir kuzu da kurt değil yılan değil ? Çünkü kuzu, kurban edilmeye hazır İsmail ‘in ruh haline benzer bir ifadeye sahip; masum, sevimli, başına geleceklerden habersiz. Kesilmesi için gönderilen yılan gibi zararlı bir canlı olsaydı zaten zararlıydı derdik…Yararı olmayan bir hayvan olsa zaten yararsızdı derdik. Yararlı da olsa, masum da görünse, keserken vicdan muhasebesi de yapsanız tüm dünya nimetleri gibi hiç bir şeyin ve Allah sevgisinden öte olmayacağını göstererek akıtılan kanlar ruhunuz arınması için.

Nefis arınırken kurban kesmenin İslamdaki diğer ibadetler gibi toplumsal boyutu da paylaşarak yaşanıyor. Bu vesileler ile kesilen tüm kurbanların kabul olması dileğiyle, Kurban bayramınız kutlu olsun.

Devamını Oku »