Aşure | BaharDALI

Aşure

Muharrem ayında pişirilen Aşure hem lezzetli hem de vitamin ve mineral dolu bir tatlı. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayı. Bu takvimde ay hareketleri esas alınmış. Buna göre bir yıl yada kameri yıl 12 ay ve 355 günden oluşuyor. Aşure günü ise Muharrem ayının onuncu günü. Rivayetlere göre bu ayda İslam tarihi ve diğer peygamberlerle ilgili pek çok dönüm noktası yaşanmış. Hz.Adem in Cennetten yeryüzüne gönderilmesi, Nuh(a.s) ‘ un gemisinin tufandan sonra Ağrı dağına(bazı kaynaklara göre Cudi dağına) oturması, Hz.Musa ve İsa nın aşure gününde doğduğu, Hz.Musa ve İsrail oğullarının Firavun ‘un zulmünden kurtulduğu gün oluşu, Müslümanların Mekke’ den Medine’ ye hicreti sadece bir kaç tanesi…Yine rivayet o ki Nuh (a.s) gemisi Cudi dağında karaya oturunca ; gemiye aldığı yiyeceklerden kalanlarla ilk aşureyi pişirmiş.

Hatta Hz.Musa ve kavminin kurtuluşu olduğu için Yahudiler Aşure gününde oruç tutuyorlar… Bizim için ise Aşure günü öncesi yada sonrası bir gün oruç tutmak; Ramazan ayından sonra oruç tutulabilecek en hayırlı gün olarak kabul ediliyor. Oruç tutmak kadar bu güne özel  Allah aşkına yapılan tüm ibadetler ve pişirilip dağıtılan Aşurenin ayrı bir önemi var. Allah aşkını bize en güzel anlatan Peygamberimizden sonra Hz. Mevlana ve Şems hazretleri . Onların Allah aşkını anlatan güzel bir kitap okumak isterseniz son dönemde okuduğum popüler kitaplardan Elif Şafak’ın Aşk adlı kitabını tavsiye ederim. Adına ve kapak rengine bakıldığında ilk çıktığı dönemde çok farklı algılanan kitap erkeklerin yoğun isteği üzerine bir sonraki baskısında gri renkte basılmıştı. Aslında kitabın kapak rengi, adı tamamen biçimsel semboller. İçeriğini okuyup anlayanların bu tür tepkiler göstermeyeceğine inanıyorum. Çift boyutlu olarak; bir kadının bir erkeğe aşkını anlatırken ayni zamanda Mevlana ve Şems hazretlerinin Allah’a ulaşma yolunda kendi nefislerini yenmeleri ve Yüce Rabbimize daha yakın olmak için, kendilerini insani hırs ve duygulardan nasıl uzak tuttukları anlatılıyor…

Mevlana’ nın felsefesini anlatan Mesnevi başta olmak üzere eserleri, özdeyişleri, dillere ve gönüllere destan olan Sema gösterileriyle O’ nu ve Allah aşkını anlamaya- öğrenmeye çalışıyoruz.İşte size geçen hafta izlediğim Şeb-i Aruz töreninden bir kaç enstantene…

Hz.Mevlana’nın Sema için şöyle demiş; “Dönmek sanırsın marifet; arş dönüyor, yıldızlar dönüyor dersin. Zahirdir gördüğün, ahirde dönersin. Marifet dönmek değil, bulmaktır bilesin.”

Mevlana’yı anlamaya çalışan ünlü Alman İslam bilimci Profesör Annemarie Schimmel ‘de ” Sema ancak bir “Sevgili” olunca anlam taşır. Zira güneş olmadan zerreler nasıl harekete geçirilip raksettirilebilir? Aksi halde zerreler yalnızlaşıp donarlar ” demiş. Schimmel in Yunus Emre, Mevlana , Hz. Muhammed ile ilgili pek çok eseri var. Yunus Emre ile yollarda, Muhammed İkbal, Ben rüzgarım sen ateş eserlerinden bir kaçı….

Tüm dünyada ve İslam aleminde; O’nun ve felsefesi ve düşünceleri anlaşılmaya çalışılırken, O (Hz.Mevlana) kendisini aşağıdaki bir kaç dize ile anlatmış…

Yaşamayı öğrendim,

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün

ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla…

Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını zamanla öğrendim.

İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

İnsanın tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…

Sonrada ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.

Kendime yazmayı öğrettim sonra…

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gerçeği öğrendim bir gün…

ve gerçeğin acı olduğunu…

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da “lezzet” kattığını öğrendim…

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

hayatı tadacağını öğrendim…

Hz.Mevlana

Aşureyi yapmak için hazırlıklara bir gün öncesinden başlamanızda yarar var. İşte size tüm püf noktaları ile lezzetli ve kıvamlı aşure pişirmenin adımları….

Malzemeler

  • 2,5 su bardağı aşurelik buğday
  • 1 su bardağı nohut
  • 1 su bardağı kuru fasulye
  • 4 su bardağı toz şeker
  • 200 gr kuru incir
  • 200 gr kuru kayısı
  • 200 gr kuru üzüm
  • Her bir kuru meyve için 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 adet büyük boy nar
  • Ceviz,Fındık(her kaseye birer adet)
  • Kıvamına göre 1 tatlı kaşığı nişasta
  • Tarçın

Yapılışı

  • Bir gün önceden kurufasulye ve nohut 1-2 saat suda bekletildikten sonra iyice haşlanır. Haşlanma aşamasında tadına baktığınızda diri kalmamış olması gerekir.
  • Bu aşamada ayrıca buğdayla da 15-20 dk pişeceğini göz önünde bulundurun.
  • Buğday yıkanıp, ayıklanıp üzerine üç dört parmak su geçecek şekilde su eklenerek haşlanır. Haşlama sırasında oluşan köpükleri kaşıkla alıp atalım.
  • Suyunu çekip suyu azalırsa ılık su ilave edelim. Buğdayların piştiğinde taneciklerin açılmaya başladığını göreceksiniz.
  • Ertesi gün bir gün önceden hazırladığınız ; haşlanmış buğday, nohut, fasulyeyi buğdayın olduğu tencerede birleştirelim.
  • Üzerine toz şeker ilave edilip 15-20 dk kadar birlikte pişirelim. Buğdayın olduğu tencereyi kullanmamızın sebebi buğdayın suyunun da aşureye dahil olması.
  • Buğdayın piştiği suyu kullanıyoruz ama fasulye ve nohuttan çıkan haşlama suyunu süzerek karışıma ilave etmeyelim.
  • Ancak buğdaylar fazla su çekip suyu azaldı ise nohutun haşlama suyundan bir miktar ekleyebilirsiniz. Yapacağınız ilave sonrası buğdayların üzerine bir iki parmaktan fazla su olmasın.
  • Aksi halde fazla sulu oluyor. Kuru yemişlerin suyu da ilave olacağı için buğday koyulaşsa da dolaylı olarak  tekrar su ilave edilmiş oluyor.
  •  Buğdaylı karışım pişerken, yıkanıp küçük küçük kesilmiş kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incir ayrı ayrı küçük tencerelerde birer tatlı kaşığı toz şeker ve üzerini bir kaç parmak kadar geçecek ılık su ile haşlanır. Tadına baktığınızda dirilik hissetmiyorsanız pişmiş demektir. Çok fazla pişirmeyin ki buğdayla da bir taşım daha pişeceği için parçalanma olmasın.
  • Buğdaylı karışımın içine haşlanmış kuru üzüm ve ardından kuru kayısı-canlı turuncu şerbetli suyuyla beraber eklenir.
  • Haşlanmış kuru üzüm ve kayısıdan sonra haşlanmış kuru incir küçük tanecikleri süzgeçle süzüldükten sonra karışıma eklenir.
  • Kuru inciri aşurenin suyunu karartmasına engel olmak için dikkat etmeniz gereken iki nokta var. Biri pişme aşaması biterken en son eklemek .
  • Diğeri ise incirin haşlama suyuna verdiği yoğun taneleri süzmek. Ayrıca yukarıdaki ölçülere göre eklediğim bir çay bardağı sütte bu riski ortadan kaldırdı.
  • Sonuçta ; dağıtılmaya hazır kaselerin aşağıdaki fotoğrafından da görebileceğiniz gibi hiç kararma sorunu olmuyor.
  • Süt ilave edilip hafif karıştırılır. Bir taşım daha kaynatıldıktan sonra ateşin altı kapatılır.
  • Kapatmadan önce şekeri yada suyu az geldi ise kıvam ve şekerine göre arzu ettiğiniz kadar ilave edebilirsiniz.
  • Şekerin yoğunluğu için en doğru kontrol bu aşamada yapılıyor. Çünkü yemişlerin doğal şekeri de aşureye eklendiği için tadını son aşamada değerlendirebilirsiniz. Biz çok yoğun tatlı sevmediğimiz için 2,5 su bardağı buğdaya 4 su bardağı şeker yeterli oldu.
  • Aslında yemişlerin suyu, buğdayın haşlama suyu ve sütle kıvam olarak yeterli oluyor. Hatta bekledikçe biraz koyulaşıyor.
  • Kıvamını daha koyu sevenler ise aşurenin kendi suyundan alıp nişastayı sürekli karıştırarak çözdükten sonra aşure tenceresine ilave edebilir.
  • Kaselere dökülen aşurelerin üzerine iri kıyılmılş fındık, ceviz, nar taneleri ve tarçın serpilerek ikram edilir. Bu ölçü ile kase boyutuna göre değişmekle birlikte 15-2o kase çıkıyor. Evde yediğimiz dışında daha fazla dağıtabilmek için ertesi gün bir ölçü daha hazırladım. Temel malzemelerin yanı sıra arzu edenler; kuş üzümü, badem, susam, gül suyu gibi farklı malzemeler de ekleyebilir.

 



YORUM BIRAKIN

Yorum yapabilmek için GİRİŞ yapmalısınız.