Baharlopedi | BaharDALI
Baharlopedi için Arşiv"
Haz 30, 2016 - Baharlopedi    Yorum Yok

Seyahat İhtiyaç Listesi

datcagiris

Her tatilde ayrı bir kontrol listesi hazırlamak yerime listemi standartlaştırınca aynı şeye ihtiyacı olan tüm seyahat severlere ve yola çıkacaklara kolaylık olsun diye paylaşayım istedim. Listeyi devamında bulabilirsiniz. Hepinize mutlu, sevdiklerinizle beraber keyifli bir bayram tatili dilerim….Bu bayram ailemle birlikte tatil için seyahat listem devamında ve ben kaçar….

Devamını Oku »

Eki 14, 2012 - Baharlopedi    Yorum Yok

Bazal Metabolizma Hızı Nasıl Hesaplanır ?

Vücut kompozisyon analizi (Body Composition Analyzer) cihazı son dönemlerde, her ay diyetisyenime gittikçe buluştuğum, her ölçümde, düşen yağ oranı değerini gördükçe mutlu bir filmin sonu gibi huzur duyduğum anlar yaşattı bana. Daha sağlıklı olmaya doğru çıkılan yolda bir adım daha ilerlemek de katma değeriydi. Hedefe yaklaşmak için son dönemeç, benim için son bir buçuk kilo sonrası, kontrol için artık diyetisyenimin ofisi yerine başlayabilirsem bir fitness salonunda yada bir avm ‘ de buluşmaya devam edeceğiz bu cihazla. Bu kadar çok haşır neşir olunca, cihazın dilinden anlamaya, amatörce olsa da yorumlamaya ve diyetisyenimle randevu öncesi ara dönemlerde bazı değerlerini hesaplamaya başladım.

Devamını Oku »

Eki 13, 2012 - Baharlopedi    Yorum Yok

Push up ile genç kalalım

Hareket alanımızın azaldığı soğuk kış günlerine geçiş yaparken, egzersiz yapmak, kasların zayıflığı sebebiyle omuriliğimize verdiğimiz yükü azaltmak, bunun bir sonucu olarak bel/boyun ağrılarına önlem almak hepimiz için farz oluyor.

Devamını Oku »

Tem 28, 2012 - Baharlopedi    Yorum Yok

Yeşil tuz ve doğal tuzun sihirli gücü

Zamanında Tuz en önemli ticaret alanı iken Romalılar maaşları tuz ile öderlermiş. Hatta tuz o kadar kıymete binmiş ki Avrupalı ve Afrikalı kaşifler bir fincan tuz almak için 1 fincan altın tozu veriyorlarmiş. Yani tuz kıt bulunduğu yörelerde altın kadar kıymetli imiş, hatta tuza beyaz altın diyorlarmış.

Devamını Oku »

Oca 28, 2012 - Baharlopedi    Yorum Yok

Yoğurt yapmanın püf noktaları

Taze süt alabilmek için, çocukluğumuzda pazar günleri mahalleye gelen küçük kamyonetin arkasında kuyrukta beklerdik. Sütçü, güğümleri sıralar, geç gelen biten-giden kamyonete bakakalırdı. Biz hep kuyruğun başında bekler, kabımızı doldurmadan eve dönmezdik.  Eve dönünce, sütün bir kısmı içmeye, bir kısmı yoğurda, bir kısmı da  sütlaç yada muhallebi gibi sütlü tatlıların yapımına ayrılırdı. Şimdi taze süt alınca, evde o günlerin, annemin pişirdiği sütlacın kokusunu alıyorum.

Devamını Oku »

Nis 3, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Çikolata Ağacı

Catherine Atkinson ‘un kitabında Çikolatanın tarihi Aztekler ve Mayalar ‘a yani 3100 yıl gerilere dek uzanıyor. Mayalar çikolatanın özü olan kakao çekirdeklerinden yapılan acı, mayalı içeceği keşfetmişler. Bu içeceği dini ritüellerinde kullandıkları gibi kralların ve Tanrıların içeceği olarak da tanımlamışlar. 18 yy. a gelindiğinde tüm canlılar için ikili adlandırma sistemine geçildiğinde İsveçli botanikçi kakao yada çikolata ağacı olarak anılan ağaca Theobroma cacaoadını vermiş. Aslında Yunanca theos (Tanrı) ve Broma (içecek) sözcüklerinden oluşan bu terim Mayalara uzanan tarihini unutulmaz kılmış  : ))

Devamını Oku »

Mar 27, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Yenilebilir Sanat -Edible Art


Yemek bedenin gıdası ancak aslında lezzet bir bütün olduğunda doyurucu oluyor. Yani görüntü de ruhunuzu beslemeli. Artık estetik sunum yediğiniz şeyin lezzeti kadar önemli. Öyle bir noktaya geldi ki artık yemek heykel traşlığı yada yiyecek fotoğrafçılığı gibi meslekler var…Tereyağından, çikolatadan, peynirden ve şekerden heykeller, ev gereçleri inanılmaz gerçekçi şekilde çalışılıyor. Hatta yapılan bu çalışmalar yaratıcılığın sınırları zorluyor. Çocukken okuduğum oduncunun çocukları Hansel ve Gretel ‘ in çatısı pastadan, pencereleri şekerden evini sadece hayal ederdik :))

Devamını Oku »

Mar 18, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

pH ı yüksek su içmek

Suyun serüveni yağmurla başlıyor. Aslında yağmur mineralli olarak yağmıyor, toprakta süzülüp can dostu minerallerle toprakta buluşuyor. Mineralli bir su kaynağı ise ortalama 90 senede oluşuyor. İşte bu yüzden doğal kaynak suları bu kadar değerli. Bunun en çarpıcı örneği Dubai ‘de yaşanıyor. Geçen hafta sonunu Dubai ‘de geçiren bir arkadaşımın anlattı; su 2 dirhem iken benzin 1,6 dirhem. Yani su benzinden bile pahalı !

Aslında bu kadar değerli olan ve vücudumuzun toplam ağırlığının yaklaşık %60 ını oluşturan su ile ilgili çarpıcı gerçekler….

Devamını Oku »

Mar 14, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Siz hiç Mor Patates Gördünüz mü?

İçeriğinde yüksek oranda potasyum, kalsiyum ile C ve B vitaminleri bulunan, kan şekeri düşürücü etkisi olan her çeşit etli yemeğin yanına çok yakışan patatesi sevmeyen yoktur herhalde… Geleneksel patates üzerine yapılan geliştirmelerden sonra cıvıl cıvıl görünen “Mor Patatesler” Colorado Üniversitesinin yaptığı çalışmalarla geliştirilmiş.

Devamını Oku »

Şub 26, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Silikon Kalıplarla Yaratıcı Şekiller

Küçük mutfak aletleri hem mutfakta işimi kolaylaştırırken hem de hazırlık aşamalarını daha zevkli hale getiriyor. Tasarlayan kişiler epey hayırlı dualar alıyorlardır herhalde…Fırsat buldukça Esse, Metro, Mudo gibi mağazalarda bulduğum böyle fonksiyonel ürünleri kaçırmıyorum. İki yıldır kullandığım silikon ürünler tam bir teknoloji harikası. Ayrıca yüksek sıcaklıklardan etkilenmediği için bulaşık makinesinde de yıkanabiliyor. Çocukluğumuzda böyle buluşlar yokken annem evde irmik tatlısı yaptığında ne çok uğraşırdı neskafe fincanlarına koyup ters çevirirken parçalanmadan çıkarabilmek için… O zamanlar değil silikon teknolojisi kek kalıpları bile tek tipti….

Bu kalıbı Esse’den almıştım. Çok kullanışlı hem 220 dereceye kadar fırında hem de -30 dereceye kadar derin dondurucuda kullanılabiliyor. Yani hem fırında pişirmeye hem de buzdolabında dondurulup soğuk ikram edilen tariflere uygun. İrmik tatlısından, muffinlere hatta patates salatasına kadar pek çok tarifte kullandım. Şekilleri çok şık ve kalıptan kolayca çıkarılabiliyor. Kalıplarla yapabileceğiniz şeyler hayal gücünüze kalmış, renkler ve sunumlarda ufak değişiklikler ile çok farklı şekillerde servis yapabilirsiniz. Silikon kalıplarda ayçiçeği, gül, kartanesi, kalp gibi pek çok farklı çeşitleri de var. Size fikir vermesi için yukarıdaki kalıplarla yaptığım kekten ,salataya, muffinden irmik tatlısına bir kaç farklı sunum…Tariflerine menülerden ulaşabilirsiniz.

 

Sütlü İrmik Tatlısı

Patates Salatası

Çikolatalı – Sütlü İrmik tatlısı

Portakallı Kek


Patatesli Muffin


 

Oca 23, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Muz- Kahve Dayanışması ve Kahve Ağacı

Kahve ile muzun uyumu ve dayanışması yetişme aşamasına kadar gerilere dayanıyor. Kahve hayatına toprağa gömülen “parşömen” çekirdeğinin filizlenmesi ile başlıyor. Filiz köklendikçe çekirdeği toprağın dibine itiyor. Bir kaç gün içinde, artık ince filizin tepesine çıkmış çekirdeğin üzerinde ilk iki yaprak oluşuyor.

Eski çekirdeğin kabuğu çıkıyor ve kısa sürede yere düşüyor. İnce fide daha sonra fidanlıkta yerini alıyor. Fide bir sene burada tutulduktan sonra üzerindeki koruyucu örtü kaldırılarak açık havayla tanışıyor. Kahve ağacına günde sadece bir kaç saat güneş ışığı yettiği için tarlada bir muz ağacının yanına alınıyor. Tabii bu işlem özellikle güneş ışınlarının daha dik geldiği ekvatora yakın bölgelerde uygulanıyormuş. İşte tarlada uyumla başlayan bu dostluk lezzetlerindeki uyumla da sofralarımıza taşınıyor. Bu dayanışmadan etikilenerek Atkınson/Banks/France ve Mcfadden ‘ın yazdığı The Chocolate and Coffee Bibleadlı kitabını karıştırıdım ve Muzlu Kahveli Kek tarifinden esinlenerek kendimi mutfağa attım. Tarife göre servisi çikolatalı kahveli kek muzlu sosu ile servis yapılırken ben yaş pasta tarzında sunmayı tercih ettim. Tarifi ve sunumumu PastalarMenüsünden inceleyebilirsiniz.

Fotoğraflar için kaynak:

Coffee+Tree+Cherries+1.jpg

Kahve fidelerinin çiçeği yasemin çiçeklerini andırıyor.

 

Oca 23, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Doğanın müthiş dengesi Somon Balığı

Tatlı suda doğup büyüyen somonlar yaşamlarının geri kalanını geçirmek için okyanuslara doğru yol alıyorlar. Tatlı suya adapte olmuşken, okyanusa doğru yaptıkları yolculukta gelişerek tuzlu suda yaşamaya hazır hale geliyorlar. Daha da ilginci tuzlu suya, okyanusa açıldıktan yıllar sonra tekrar yumurta olarak doğdukları yere geri dönebilmeleri…Doğduğunuz yeri çocukken bırakıp binlerce kilometre uzağa gidiyorsunuz ve yıllar sonra geri dönmek istiyorsunuz, çocukluğunuzu geçirdiğiniz sokağı ve evi bulma olasılığınız nedir? Ya da değil bin açık denizde 10 km yüzüp tekrar başladığınız noktaya dönebilir misiniz?  Somon balıkları yıllar sonra yollarını şaşırmadan geri dönüyorlarmış…. Doğa bilimcilerin yaptığı denemelerde özel kaplar içinde kara yoluyla binlerce kilometre öteye götürülen somonların üç yıl sonra doğdukları yere döndüklerini tespit etmişler. Tam bir doğa harikası… Belkide etinin lezzeti de buradan geliyor. Rengi ile ilgili olarak da okuduğum bir yazıda Somonlar; kırmızı pigment içeren alg ve tek hücreliler yiyen karideslerle beslendikleri için hafif pembe görünürlermiş. Somon balığının bir kaç çeşidi var. Türkiye’ de satılanı genellikle ithal gelen Norveç somonu ve çiftlik balıkları. Somon balığı alırken özellikle koyu renkli olanları seçin. Biz satın almak için genellikle hiper marketleri tercih ediyoruz.

Alaska Katmai ulusal parkında ayıların somon avı fotoğraflanmış. Somon balıklarının yumurtlamaya akıntıya ters olarak gittikleri dönüş döneminde onlarca ayı stratejik metotlarla ava çıkmışlar….

Ayıların avcılığı bazı somonların dönüşüne engel oluyor….Doğadaki garip denge; ayının başarısı somunun başarısızlığı ile sonuçlanıyor !

 

Katmai ulusal park fotoğrafları için kaynak: www.stresyado.com

Somon balığının diğer özelliği zengin bir omega-3 kaynağı olması nedeniyle kalp damar sağlı için yararlı. Ayrıca metabolizma hızlandırıcı etkisi de var. Tabii bu kadar besleyici ve omega-3 dolu olunca doktor kontrolünde Somon balığı yağı olarak çeşitli markalarda haplarını da kullananlar var.

Sebzelerin suyu ve zeytinyağı ile pişen Somon balığı yağsız olduğu için diğer balıklardan farklı olarak mutlaka servis sırasında sos ile sunulmalı. Özellikle ekşili soslar bu balığa çok yakışıyor. Ekşiliğini vermek için limon yada portakal kullanılabilir. Yanına ilave edeceğiniz patates püresiyle birlikte mevsim sebzelerinden hafif ekşimtırak taze otları da ekleyebilirsiniz. Semizotu, madımak yada biberiye iyi birer alternatif olabilir. Denemek isteyenler Fırında Somon Balığı tarifini inceleyebilir.

Oca 22, 2011 - Baharlopedi    Yorum Yok

Aşure günü ve Aşk

Muharrem ayında pişirilen Aşure hem lezzetli hem de vitamin ve mineral dolu bir tatlı. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayı. Bu takvimde ay hareketleri esas alınmış. Buna göre bir yıl yada kameri yıl 12 ay ve 355 günden oluşuyor. Aşure günü ise Muharrem ayının onuncu günü. Rivayetlere göre bu ayda İslam tarihi ve diğer peygamberlerle ilgili pek çok dönüm noktası yaşanmış. Hz.Adem in Cennetten yeryüzüne gönderilmesi, Nuh(a.s) ‘ un gemisinin tufandan sonra Ağrı dağına(bazı kaynaklara göre Cudi dağına) oturması, Hz.Musa ve İsa nın aşure gününde doğduğu, Hz.Musa ve İsrail oğullarının Firavun ‘un zulmünden kurtulduğu gün oluşu, Müslümanların Mekke’ den Medine’ ye hicreti sadece bir kaç tanesi…Yine rivayet o ki Nuh (a.s) gemisi Cudi dağında karaya oturunca ; gemiye aldığı yiyeceklerden kalanlarla ilk aşureyi pişirmiş.

Hatta Hz.Musa ve kavminin kurtuluşu olduğu için Yahudiler Aşure gününde oruç tutuyorlar… Bizim için ise Aşure günü öncesi yada sonrası bir gün oruç tutmak; Ramazan ayından sonra oruç tutulabilecek en hayırlı gün olarak kabul ediliyor. Oruç tutmak kadar bu güne özel  Allah aşkına yapılan tüm ibadetler ve pişirilip dağıtılan Aşurenin ayrı bir önemi var. Allah aşkını bize en güzel anlatan Peygamberimizden sonra Hz. Mevlana ve Şems hazretleri . Onların Allah aşkını anlatan güzel bir kitap okumak isterseniz son dönemde okuduğum popüler kitaplardan Elif Şafak’ın Aşk adlı kitabını tavsiye ederim. Adına ve kapak rengine bakıldığında ilk çıktığı dönemde çok farklı algılanan kitap erkeklerin yoğun isteği üzerine bir sonraki baskısında gri renkte basılmıştı. Aslında kitabın kapak rengi, adı tamamen biçimsel semboller. İçeriğini okuyup anlayanların bu tür tepkiler göstermeyeceğine inanıyorum. Çift boyutlu olarak; bir kadının bir erkeğe aşkını anlatırken ayni zamanda Mevlana ve Şems hazretlerinin Allah’a ulaşma yolunda kendi nefislerini yenmeleri ve Yüce Rabbimize daha yakın olmak için, kendilerini insani hırs ve duygulardan nasıl uzak tuttukları anlatılıyor…

Mevlana’ nın felsefesini anlatan Mesnevi başta olmak üzere eserleri, özdeyişleri, dillere ve gönüllere destan olan Sema gösterileriyle O’ nu ve Allah aşkını anlamaya- öğrenmeye çalışıyoruz.İşte size geçen hafta izlediğim Şeb-i Aruz töreninden bir kaç enstantene…

Hz.Mevlana’nın Sema için şöyle demiş; “Dönmek sanırsın marifet; arş dönüyor, yıldızlar dönüyor dersin. Zahirdir gördüğün, ahirde dönersin. Marifet dönmek değil, bulmaktır bilesin.”

Mevlana’yı anlamaya çalışan ünlü Alman İslam bilimci Profesör Annemarie Schimmel ‘de ” Sema ancak bir “Sevgili” olunca anlam taşır. Zira güneş olmadan zerreler nasıl harekete geçirilip raksettirilebilir? Aksi halde zerreler yalnızlaşıp donarlar ” demiş. Schimmel in Yunus Emre, Mevlana , Hz. Muhammed ile ilgili pek çok eseri var. Yunus Emre ile yollarda, Muhammed İkbal, Ben rüzgarım sen ateş eserlerinden bir kaçı….

Tüm dünyada ve İslam aleminde; O’nun ve felsefesi ve düşünceleri anlaşılmaya çalışılırken, O (Hz.Mevlana) kendisini aşağıdaki bir kaç dize ile anlatmış…

Yaşamayı öğrendim,

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün

ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla…

Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını zamanla öğrendim.

İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

İnsanın tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…

Sonrada ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.

Kendime yazmayı öğrettim sonra…

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gerçeği öğrendim bir gün…

ve gerçeğin acı olduğunu…

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da “lezzet” kattığını öğrendim…

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

hayatı tadacağını öğrendim…

Hz.Mevlana

 

Kas 7, 2010 - Baharlopedi    Yorum Yok

Akrilamid nedir? Vücudumuzu nasıl etkiler?

AKRİLAMİD İÇEREN BESİNLER

 

Hidrojene bitkisel yağ içeren bazı bisküviler içindeki yağlar (oda ısında katı olan margarinler,trans yağlar)yüksek ısıya dayanıklı ve vücut ısısında yakılamıyor, vücudun bir parçası haline gelip kalıcı şişmanlığa sebep oluyor. Bu tür yağları içeren yiyeceklerden – fast food, gofret, cips, bisküvi, hazır kek vs.- sık tüketenler obezite ile karşı karşıya kalıyor. Bunun sonucu olarak da kolay kilo veremiyorlar.

Ayrıca kanser riskini de arttırıyor.

Soldaki vücut 113 kg , sağdaki ise 54 kg. Dışarıdan görünüşte estetik farkı dışında

İçeriden görünüşte korkunç fark var. Oldukça çarpıcı….

 

 

Genellikle dış görünüşümüzü ve estetik yönünü düşünerek pek çoğumuzun uygulamaya çalıştığı diet yada sağlıklı beslenme aslında iç görünümüz de de ne kadar olumlu değişiklik yarattığını gösteren çarpıcı bir şema. Kilo düştükçe iç organlarda da yağlanma bariz azalıyor.

Konu ile ilgili TUBİTAK ’ın yaptığı bir araştırma dikkatimi çekti. Sağlık Platformunun haberine göre TÜBİTAK gıda ürünlerinde kanser yapıcı “akrilamid ” maddesini araştırdı. Yapılan araştırmada 20 çeşidin üzerinde geleneksel gıda ürünü temiz çıkarken bazı cips çeşitleri, kahvaltılık gevrekler, bebe bisküvileri ve patates kızartmalarında yüksek miktarda kansorejen özelliği olan akrilamid tespit edildi. Tulumba tatlısı ve beyaz ekmek kabuğunda da kayda değer miktarda kanserojen maddeye rastlandı. Izgara, döner, tahin helvası, çavdar ekmeği, baklava ve pilavda ise akrilamid miktarı ölçülebilir değerlerin altında çıkmış.

 

Akrilamid (Acrylamide) nedir ?
Akrilamid, endüstriyel atık suları ve içme sularının işlenmesinde kullanılan poliakrilamidin üretildiği kimyasal bir madde. Akrilamidin toksik özellikleri ve potansiyel bir kanserojen madde olduğu aslında yıllardır biliniyor. Ancak ısıl işlemler sonucu gıdalarda oluşabildiği 2002 yılı başlarında anlaşılmış… Akrilamid, özellikle kızartılmış, kavrulmuş, ızgara veya fırında pişirilmiş gıdalarda 120ºC nin üstündeki sıcaklıklarda oluşuyor. Buna karşın haşlanarak pişirilen gıdalarda akrilamide rastlanmamış. Bu araştırma sonrasında Çinlilerin az haşlanmış gıdalarla ne kadar doğru seçim yaptıkları bir kere daha ispatlanmış oldu…

Gıdaların yapısında bulunan bazı şeker ve proteinlerin yüksek sıcaklıklardaki reaksiyonları sonucunda akrilamid oluşabildiği kanıtlanmış. Yapılan çalışmalar bunun dışında gıdanın yapısında bulunan yağların da akrilamid oluşumundan sorumlu olabileceğini gösteriyor. Ancak, akrilamidin gıdalarda nasıl oluştuğu henüz tam olarak belirlenemediği için, bunu önleyici yöntemleri tanımlamak şu aşamada mümkün değil. Bu nedenle, gıdaların üretim yöntemlerinde herhangi bir değişiklik öngörülmeden önce, akrilamidin farklı gıdalarda oluşum mekanizmalarının tam olarak anlaşılması gerekiyor.

 

Akrilamid Kanser Yapıyor…
Projenin Türkiye koordinatörü Dr.Hülya Ölmez, çalışmanın sonucuna göre akrilamid içeren gıdaların yasaklanabileceğini ya da ambalaja uyarı yazıları konulabileceğini söyledi.

Avrupa Birliği`nin bilimsel araştırmaları desteklediği 6. Çerçeve Proramı kapsamında 4,2 milyon Euro tahsis ettiği akrilamid-kanser araştırmasına 13 ülkeden 23 kuruluş katılıyor. Projenin Türkiye koordinatörlüğünü, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Gıda Enstitüsün`den gıda yüksek mühendisi Dr. Hülya Ölmez yürütüyor.

Dr. Ölmez fırınlama ve kızartmada gıdanın içindeki şeker ile proteinin yüksek ısıda reaksiyona girmesi sonucu ortaya çıkan akrilamidin haşlama yemeklerde oluşmadığını söyledi. Hülya Ölmez, `Tencerede pişen yemek kültürü Türkiye`de yaşayanlar açısından bir şans.` dedi. Bisküvi ve cipslerin bazı çeşitlerinin potansiyel kanser riski taşıdığını belirtti. İnsanlara taze meyve ve sebze yemelerini, haşlanmış gıdalar tüketmelerini öneren Dr. Ölmez, bisküvi, cips, kahvaltılık gevrekler ve özellikle patates kızartması tüketmeyenlerin sağlıklı beslenme açısından kazançlı olacağını belirtti.

2002 Nisan`ında İsveçli bir bilim adamı gıdaların doğal halinde bulunmayan akrilamidin, yüksek ısıyla pişerken oluştuğunu keşfetti. Ardından Amerika ve Avrpa başta olmak üzere dünyanın gelişmiş ülkelerinin gıdalarında da akrilamid taraması yaptı. Akrilamidin insanlarda ve laboratuvar hayvanlarında nörotoksik etkisi kanıtlandı. Yine laboratuvar hayvanlarında kötü huylu tümör (kanser) oluşumuna neden olduğu tespit edildi. İnsanlardaki kanser oluşumuyla henüz bir bağlantısı kanıtlanmasa da Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu(International Agency for Research into Cancer) gıdalardaki akrilamidi `insanlar için potansiyel kanserojen maddeler` arasına aldı. Şu ana kadar yapılan çalışmalar akrilamidin, özellikle şeker ve asparajin içeriği bol gıdaların yüksek sıcaklıklarda (kızartma ve fırında) pişirilmeleri sonucu doğduğunu ortaya çıkardı. Proteinlerin yapı taşları olan 20 aminoasitten bir tanesi olan asparajin, akrilamid oluşumunda kilit rol oynuyor. Yüksek ısıda protein ile şeker kimyasal reaksiyona girip akrilamid maddesini doğuruyor. Bu yüzden asparajin içeriği yüksek gıdalarda daha ileri seviyede akrilamid oluşuyor.

Akrilamid normalde gıdalarda hiç bulunmuyor. Bu madde plastik sanayiinde kullanılıyor. Sigarada kansere yol açtığı sanılan maddeler arasında akrilamid de bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ve Dünya Tarım Örgütü(FAO) insanlara akrilamid içeriği yüksek gıdaları mümkün olduğunca tüketmemeyi ve taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmeyi öneriyor TÜBİTAK tan Dr. Ölmez de, Nisan 2004`ten bu yana 150 gıdayı analiz ettiklerini, bilimsel yeterlilik için analiz tekrarı sayısını artıracaklarını vurguladı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezilaboratuvarında yapılan Türkiye`deki akrilamid taramalarında evde taze patatesin soyularak kızartılmasına oranla fast food ürünü olarak doğranıp dondurulmuş patateste çok daha yüksek miktarda akrilamid tespit edildi.

Meyvesi sebzesi bol, mutfak kültürü zengin bir ülkede yaşadığımız için ne kadar şanslıyız. Daha sağlıklı beslenmek için atıştırmalık zararlı abur cuburları da evden uzaklaştırırsak bu tür risklerden de uzak oluruz… Ben artık atıştırılmak üzere kekler yapıp mutfakta bir köşeye kek fanusu, bir köşe atıştırmaya hazır meyveleri koyuyorum. İş yerine giderken yanıma ara öğünler için meyve alıyorum.