Enginar Dolması | BaharDALI

Enginar Dolması

Baharın gelişinin habercisi bahar dalları. Bahar dallarında beyazlı pembeli cıvıl cıvıl çiçekler… Doğanın renk cümbüşüne dönüşünün başlangıcı; göçmen kuşların, kelebeklerin, güneşli günlerin müjdecisi. Yeni başlangıçlara, yeni keşiflere gebe olan bahar geldi…Günler uzayıp, havalar ısınmaya başladı. Kışın soğuk havaların getirdiği miskinlikten sıyrılma zamanı geldi. Artık kalabalık mekanlarda kapalı ortamlara kapanmak yok. Hafta sonu kaçamaklarında doğanın içinde çiçek-böcek, dağ-bayır geçirip güneşli havaların tadını çıkaracağız… Bahara ve yaza hazırlık için benim yapılacaklar listem bayağı kabarık…

-yüzmeye devam edilecek,

-hafta içi yürüyüşe başlanacak,

-daha hafif  sebzeli yemeklere yönlenip en az 3 kilo verilecek,

-kışlıklar kaldırılacak,

-dolap içlerinde bahar temizliği yapılıp tüm kış boyunca kullanılmayanlar ayıklanacak,

-balkondaki büyük saksıya cam güzelleri ekilecek…

İlk iki maddeden sonra sırada üçüncü madde ve pazarda gördüğüm enginar tezgahında tepsi içerinde ışıl ışıl yüzen canlı enginarlara gelince günün menüsü belli oldu …Maydanozların arasında ortasında leylak renkli girintileri ile tablo gibi görünüyorlar. Çocukken patlıcanlı, baklalı ve enginarlı yemekler, yemediğim bir elin parmaklarını geçmeyen yemekler listesindeymiş. Daha o zamanlardan belliymiş  yemeklere ve mutfağa düşkünlüğüm. Hatta o kadar ki bebekken mama saati geldiğinde beş dakika geçmesin katıla katıla ağlayan iştahlı bir bebekmişim…. Allah’dan hep kontrollü olup porsiyonlarımı abartmamışım da hiç bir zaman gürbüz bir çocuk yada çok kilolu bir dönem geçirmedim…Porsiyonlarım kadar spor yapmanın keyfini lise yıllarında alıp sonrasında devam ettirmem de etkili oldu galiba. İlk olarak lise takımında basketbol oynamaya başladığımda öyle tutku ile bağlanmıştım ki  teneffüs aralarında bir küçük maç yapıp kan ter içinde tekrar derse dönüyorduk. Basketbol maceram üniversite yıllarında da devam etti. Mühendislikte fkm- fizik-kimya-matematik ağırlıklı geçen ilk sene ve ikinci yılda hafif derslerle başlayan tempo artınca üçüncü yıl basketbola ara vermek durumunda kaldım. Tabii bu durum spordan ayrı kalmama engel olamadı…Arkadaşlarla birlikte ders çıkışlarında bir fitness salonuna Step yapmaya gidiyorduk…Şimdi fırsat buldukça evde yaptığım step sevdası benim üniversite yıllarında başlayan tutkumdu…

Spor sevdamı çeşitlendirip geliştirirken yemeklere düşkünlüğüm ve yemediğim çeşitlere ilgim de ayni yıllarda arttı. Uzun periyotlu evden ayrılıklar-yaşayanlar bilir- anne yemeklerinin kıymetini, zamanında burun kıvırıp yemediğiniz lezzetlerin aslında dünyanın en güzel yemekleri  olduğunu nasıl derinden hissetmenizi sağlıyor. İlk gelişme patlıcanla başladı. Özlemlerine dayanamayıp az dersim olan bir cumayı kırarak eve gittiğim hafta sonu annem, patlıcanı tamamen soyarak kızarttıktan sonra zeytinyağlı, domates ve sarımsaklı bir sosla pişirmiş. Ön yargılı davranmamı engellemek için baştan içinde neler olduğunu söylemeden domatesli sosun altında kalan patlıcanların tadına bakmamı istedi. Siyah kabukları soyulmuş ve domates sosuna gömülmüş haliyle içinde ne olduğunu düşünürken ilk lokma, ardında ikinci ve lezzetine varınca bir tabağı silip süpürmemle sonuçlandı. Hatta hafif şeker eklenmiş zeytinyağlı sosunu bile bir ekmek parçası ile tabaktan tamamen sıyırınca annem hayretler içinde kaldı:)) Sanırım içinden Evreka-kızıma patlıcan yedirmenin yolunu buldum ! demiştir…. yıllardır yemediğim patlıcanın aslında ne kadar lezzetli olduğunun farkına vardım. O günden sonra sadece zeytinyağlı değil etli yemeklerin yanına da aslında çok yakıştığını fark ettim, üstelik ön yargımın sebebi siyah alacalı kabuklarının da tadı hiç de düşündüğüm gibi değilmiş…Bu farkındalığın ardından karnıyarık ve patlıcan oturtma yemekleri de yemediğim yemekler listesinden çıkıverdi…İlerleyen dönemde annemin enginar ve bakla denemeleri maalesef yenilemeyenler listemi değiştirmedi. Baklayı halen yemiyorum. Sanırım tek yemediğim şey halen bakla …Ama enginarla ilgili bir başka gelişme yaşadım. İş yerinden bir grupla birlikte Bursa Çelik Palas otele seminere katıldığımız bir gün öğlen yemeğinde zeytinyağlı tabağında enginar dolması vardı. Yemek ve yememek arası ciddi tereddüt yaşayıp kendimle mücadele ederken yenilikçi tarafım muhafazakar yanımı yendi veee ilk çatal. ımmm nefis olmuş…. İyi pişmiş patates gibi yumuşacık ağızda dağılan nefis dereotu aroması ve zeytinyağı ile gelen lezzet. Neden bunca yıl bu lezzetten mahrum kalmışım diye düşündüm…. Siz de benim zamanında yaşadığım gibi enginara karşı ön yargılıysanız muhafazakar olan iç sesinizi yenerek yenilikçi bir devrim yapın ve pazar yerinde tepsilerde canlı canlı yüzen enginarları yüzdürerek evinize kadar getirin. Sonrası için neler yapılması gerektiğini kısaca aşağıdaki tarifte yazdım.Tadını bilenlere çok fazla söyleyecek bir şeyim yok zaten. Ama bir kaç ufak detay var ki bildiğiniz lezzetle anlattığım arasındaki farkı yaşamanızı sağlayacak. Enginarlar çatalla kolayca bölünecek kadar iyi pişirilmeli ve pişmeden önce kılçıklarından iyice arındırılmış olmalıdır. Taban kısmı çok kalın olmamalı ki her yeri eşit pişsin…Ayrıca benim ilk denemelerimde haşlamadan hazırlıyordum. Haşlayarak yapıldığında iki kademeli daha yumuşak ve lezzetli oluyor. Bazen enginarın cinsine göre yeterince yumuşak olmaz ise zeytinyağlı sosuyla beraber fırın tepsisine sürüp alüminyum folyo ile sardıktan sonra yumuşayana dek fırınlayabilirsiniz.

 

Malzemeler

  • 3 adet enginar
  • 1,5 orta boy limon
  • 100 gr konserve bezelye
  • 1 adet orta boy patates
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1 adet orta boy havuç
  • 3/4 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 tutam maydanozu yada dereotu
  • Tuz, bir adet kesme şeker

Yapılışı

  • Geniş bir kaseye soğuk su koyup içine bir limonun suyunu sıkın. Hazırladığınız limonlu suya bol suyla yıkadığınız enginarlarınızı koyun ve kısık ateşte enginarlar iyice pişene dek haşlayın.
  • Diğer tarafta patates ve havucu küp küp keserek ayrı bir kabın içinde haşlayın.
  • Zeytinyağında yemeklik doğranmış soğanları soteleyin. İçine tuz ve toz şeker ekleyin. Sebzeleri (patates ve havuçları) ilave edip bir kaç dakika kavurun. Ardından pişen enginarların suyunu kevgirde iyice süzdürerek tencereye ekleyip önce bezelye ve arından patates-havuç karışımı ile doldurun. Üzerlerine yarım limon suyu sıkıp, kısık ateşte kapağı kapalı olarak 15- 20 dk. pişirip soğuk servis yapın. Şimdiden afiyet olsun….


YORUM BIRAKIN

Yorum yapabilmek için GİRİŞ yapmalısınız.