Ara 4, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Paris ve Louvree


Paris ve dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri Louvree a girmeden dönmek olmazdııı:)) Floransa'da Uffizi, Roma 'da Vatikan ve Paris 'te Louvree u da gördüm ya ölsem de gam yemem artık:))

Louvre müzesi şehrin merkezinde Seine nehrinin sağ yakasıyla Rivoli caddesi arasında yer alıyor. Yapımı 1500 lü yıllarda başlayıp farklı krallar tarafından yapılan ekler sonucu 1800 lü yıllara kadar devam etmiş. Nostaljik ve görkemli binaya yapılan son ek ise 1989 yılında Champs Elysees -Şanzelize caddesi ekseninde yapılan Louvre Piramidi. Piramit eski Fransa başkanı François Mitterand’ın ön ayak olması sonucu yapılmış. Aslında görüntü biraz tezat olmuş doğrusu modern bir piramit çevresinde tarihi bir saray:))

Müzeye metro ile Palais Royal-Musee du Louvree istasyonundan ulaşılabilir. Ya da Champs-Elysees nam-ı diğer Şanzelize caddesini takip edip bitimine doğru aşağıdaki güzergahı izleyerek yürüyebilirsiniz. Zafer Takını arkanıza alıp cadde boyunca piramidi görene dek yürüyorsunuz…

Devamını Oku »

Kas 30, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Paris ve Champs-Elysees

Her şehrin bir rengi vardır. Paris ‘in rengi bence altın sarısı… İddalı, şık ve zarif.  Kısa süre içerisinde hayranlık uyandırıp, uzaklaşınca bile detayları unutulmayan…Bu şehrin romantik ve tarihi havasını solumanın en iyi yolu sokak aralarına girmek. Bu yürüyüş için Fransa’nın ve dünyanın en meşhur caddelerinden Champs-Elysees  nam-ı diğer Şanzelize caddesi iyi bir başlangıç . Zaten başkentin merkezindeki bu cadde yürüyüş mesafesinde (biraz uzun bir yürüyüş) , şehrin tarihi eserleriyle kalbinin attığı bölgede. En rahat ayakkabılarımızı geçirip ayağımıza dolaşmaya başlıyoruz…

Cadde çook geniş , Ankara’daki Atatürk Bulvarını sollayacak kadar diyeyim siz tasavvuf edin artık. Çok şık mağazalar , şık cafeler, restoranlarla dolu.

Fransız Modasının kalbi de burada atıyor. Hatta , Louis Vuitton ‘ a gelince kalp atışlarının sesini hissediyoruz :)) Bileğin alt kısmı zebra başı şeklinde tasarlanmış zarif ayakkabıların , topukları da zebranın ayakları şeklinde .

Tamamı paletlerle zebra şeklinde işlenmiş pelerin de çok çarpıcı duruyor, askılı dekolte siyah bir elbisenin üzerinde çok şık bir aksesuar olabilir…

Devamını Oku »

Kas 27, 2011 - Kahvaltılıklar, Özel Günler    2 Yorum

Tost Ekmeği Pizzası ve Kahvaltı Sofrası

Gönül ne kahvaltı bekler, ne sofra…biraraya gelmek isteyen gönüllerin birlikteliği için sofrada kahvaltı da bahane…Bu pazar çok sevdiğimiz aile dostlarımızla birlikte bir pazar kahvaltısı yaptık. Dostlar deyince dostluğa dair bir formül okumuştum geçenlerde.  Şöyle diyordu “Dost dediğin analitik ve dört işlem bilir olmalı; üzüntüyü senden çıkarmalı,  senin vereceğin tepkileri hesaplamalı, hüznünü bölmeli ve sevincini kendi sevinci ile toplamalı”…Şükür Yaradan a böyle dostlara sahip olduğumuz için….

Sofrada; Beyaz Peynir, Çeçil Peyniri, Manyas Peyniri, İncir Reçeli, Vişne Reçeli, Bal, Tereyağı, S.Zeytin, Yeşil Zeytin, Cevizli Ezme, Domates-Salatalık, Yumurta, Zeytinyağlı Sarma, Simit, Zeytinli Açma, Lazanyalı-Yalancı Su Böreği, Sucuklu-Kaşarlı Kanepe, Pırasalı Muffin ve kahvaltı sonrası için Kubbe Pasta vardı…

Devamını Oku »

Güveçte Peynirli Börek

Ortalama bir gün içinde zihnimizden altmış bin düşünce  geçerken bunlardan %95 inin bir önceki günle bağlantılı ve hatta aynı oluşu ne kadar enteresan değil mi? Robin Sharma ‘nın Ferrarisini Satan Bilgesini okurken dikkatimi çeken çarpıcı noktalardan biriydi bu oran. Üstelik bu yüksek oran bir gün önce bizi kaygılandıran düşüncelerden ibaretmiş desem size…Bir gün önce bizi üzen çocuğumuz, ummadık bir anda kalbimizi kıran eş, dost yada arkadaş , iş ortamında yapılmış olumsuz bir yorum yada bizim için büyük ama insanlık için küçücük bir detayda takılıp kalmak !  En büyük düşünürlerin bile zihinsel kapasitelerinin yalnızca on binde birini kullandıklarını düşünürsek, başlayan her yeni günü kaygılarla nasıl doldurup potansiyelimizi bloke ettiğimizi siz düşünün.

Tüm kaygılarımı geride bırakıp mutfağa giriyor ve elimdeki malzemelerle lezzetli bir börek yapmak üzere konsantre oluyorum. Biraz hayal gücü, biraz geçmişte okuduklarımdan esinlenme, biraz da güveçte pişirme aşkı bir araya gelince yeni börek tarifim çıkıyor ortaya….

Devamını Oku »

Mısır Unlu Pırasalı Kek

Burada oldukları günlerde sadece akşamları ve hafta sonları bir araya gelebilsek de yanı başımda olmaları nasıl bir huzur veriyordu anlatamam. Kimden mi bahsediyorum, benim dünyaya gelmeme vesile iki güzel insan; annem ve babam’dan. Eve döndüğünüzde başınızı dizlerine koymak nasıl bir lüks, bunu ancak bizim gibi ayrı şehirlerde yaşayanlar bilirler…

Her ayrılışımızda boğazım düğüm düğüm oluyor, gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Ayrılsak da beraberiz biliyorum ama elim de değil. Ayrı bir şehirde yaşamayı üniversite yıllarında öğrenmiş olsam da ayrılığa alışmayı hala öğrenemedim. Aklıma bencilce fikirler geliyor. Hiç gitmeseler, hep bu şehirde yaşasalar…Biliyorum ki alıştıkları şehirde, akrabalar, dostlarla, yıllardır alıştıkları düzenle daha rahatlar. Burada yaşasalar da ben zaten her gün göremeyeceğim. Ama yine de düşünmeden edemiyorum.

Hatta bu defa durumu biraz daha abartıp çocuk yanımla bir geceyi ikisinin arasında sarılıp uyuyarak geçirmeyi hayal ediyorum. bir türlü fırsat bulamayıp yada belki biraz utanıp tüm cesaretimi toplayarak bir sonraki gelişlerine erteliyorum…

Devamını Oku »

Kas 13, 2011 - Kurabiyeler, Pratik Tarifler    2 Yorum

Pratik Cevizli Kurabiye

Pratik tarifleri çok seviyorum. Az zamanda çok fazla malzeme gerektirmeyen, margarin içermediği için hafif ve lezzetli bir kurabiye. Daha önce kakaolu deneyip cevizi içine eklemeden sadece üst kısımlarına yerleştirmiştim. Bu haliyle çok beğenildi. Cumartesi davetinde  Semra ‘dan tam not aldı…

Aslında benim planım cumartesi akşamına bu kurabiyeyi daha önce yaptığım gibi bonibonlu olarak hazırlamaktı. Mutfaktaki kiler dolabımın en üst rafına koyduğum hatta gizlediğim diyelim, bonibonları bulamayınca planı değiştirmem gerektiğini anladım. Yine de emin olmak için oğluma sorduğumda, sevimli bir gülümsemeyle midesini göstermez mi:)) Daha önceden çok severek yediği ve tekrar yapmamı istediği kurabiyeler yalan oldu…Bonibonların dayanılmaz hafifliği….Bu durum kiler dolabında cevizleri bulunca farklı bir versiyonu denemem için vesile oldu. İki şekilde de çok lezzetli ve pratik olan bu kurabiyeyi yapmak için tercih size kalmış…

Bonibonlu Kurabiye 

Devamını Oku »

Kas 9, 2011 - Et Yemekleri, Özel Günler    Yorum Yok

Dana Yahni ve Kurban Bayramı

Maneviyat denen şey; insan olmak, kamil insan olmak, biriktiren değil, sürekli dağıtan olmak ve en önemlisi haktan yana olmak…..Pagan dönemiyle başlayan öğretilerden sonra ; Musevilik, Hristiyanlık ve dinimiz İslam ‘da da aynı öğretilere ve güzel ahlaka sahip olmanın yolları anlatılıyor. Temel duyuların ötesine çıkıp daha yüksek duyularla bakmak hayata, diğer canlılara ve yüceler yücesi Yaradan’ a..

Pek çoğunuzun bildiği gibi Hz. İbrahim oğlunu Allah a kurban etmeye teşebbüs ettiğinde kesmeyen bıçağın ardından bize göre gökten Yahudilere göre çalıların arasından; ama her ikisi de mucizevi şekilde gelen koç bu gün Allah yolunda kesilen kurbanların başlangıcı olmuş. Yüce Yaradan Hz. İbrahim ‘i o günlerde canından çok sevdiği oğlu İsmail ile sınamış. Kalbinde benden büyük sevgi olmaksızın, benim için onu bile feda eder misin diye…İbrahim oğlunu feda etmeye hazır olunca ona bu vasıflara haiz bir canlı göndermiş.  Hiç düşündünüz mü? neden bir kuzu da kurt değil yılan değil ? Çünkü kuzu, kurban edilmeye hazır İsmail ‘in ruh haline benzer bir ifadeye sahip; masum, sevimli, başına geleceklerden habersiz. Kesilmesi için gönderilen yılan gibi zararlı bir canlı olsaydı zaten zararlıydı derdik…Yararı olmayan bir hayvan olsa zaten yararsızdı derdik. Yararlı da olsa, masum da görünse, keserken vicdan muhasebesi de yapsanız tüm dünya nimetleri gibi hiç bir şeyin ve Allah sevgisinden öte olmayacağını göstererek akıtılan kanlar ruhunuz arınması için.

Nefis arınırken kurban kesmenin İslamdaki diğer ibadetler gibi toplumsal boyutu da paylaşarak yaşanıyor. Bu vesileler ile kesilen tüm kurbanların kabul olması dileğiyle, Kurban bayramınız kutlu olsun.

Devamını Oku »

Eki 29, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Karaincir

Karaincir ‘e geldiğimizde Bodrum u aslında bu güne dek yeterince tanımadığıma karar veriyorum. Billur gibi elimizden akan kumları ve çarşaf gibi durgun deniziyle bizi karşılıyor… Elimde bir fincan köpüklü Türk kahvesi yanımızda dostlar, durgun denize bakıp alabildiğine uzanmak istiyorum bu mavi çarşafın üstüne…

Bu derin, mavi dünyanın yanı başında iken plaj çantamda bekleyen ve diğer koylar gibi Karaincir ‘ i de gezen kitabımı çantadan çıkarmak hiç içimden gelmiyor. Tüm alıcılarım denizin kokusu ve esintisi, kumların yumuşak dokusu, mavinin derinliği ve ilk anda görmeyip baktıkça keşfettiğim detaylar için çalışıyor.

Önce izlerken keyfini çıkarıp sonra bu engin maviliğin içine girerek tadına varalım diyoruz ve cup paaa!!! Serin sulara kendimizi bırakıyoruz….Bu güzel maviliğin içinde iken içimde Kos’ a kadar yüzebilecek müthiş bir enerji…

Biraz daha derinliğine girelim diyoruz ve takıp şnorkellerimizi dalıyoruz balıkların huzur ve sükûnet veren dünyasına. Üst yüzeylerde giden Zarganalar dışında, adını bilmediğim ve ilk defa gördüğüm üç renkli balıklar, zebra gibi çizgililer, tombik ve kuyruğu benekliler..…Yüceler yücesi Rabbim neler yaratmış böyle….Birbirinden farklı ve bir o kadar mükemmel ne dünyalar var…Kendimi National Geographic in su altı belgesellerindeki balıkadamlardan biri gibi hissediyorum. Keşke onları da fotoğraflayabilseydim…Tarif edilecek gibi değil yaşanarak hissedilecek bir huzur…Yüzlerce balığın, onlarca midyenin arasında ne bir karmaşa ne de bir kavga. Hatta bu dünya öyle bir dünya ki sizi bile içine alabiliyor, bir parçası gibi… Bu şirin balıklar diğer balıklara baktıkları gibi göz göze geldiğinizde hep oranın bir parçasıymışsınız gibi davranıp geçip gidiyor yanınızdan. Bu güzel anların hatırası birkaç midye ve deniz minaresi için dalış yapıyoruz. En ilginci pembe dikdörtgenimsi midye daha önce gördüklerimden çok farklı…Yakaladığımız deniz minaresine gelince içindeki yengeci çıkarmayı başaramayınca onu kendi doğal halinden ayırmamak gerektiğini düşünerek bırakıyoruz.

Güneşin tepeye çıkmasından anlıyoruz ki birkaç saattir sudayız…Oysa suyun içindeki anlarımızda zaman durmuş gibiydi, saatler nasıl da çabuk geçti…Bir şeyler yemek için sudan çıkıyoruz. Tekrar geri dönmek ve bu huzurlu dünyanın bir parçası olmak üzere…

Sıra Karaincir deki küçük motellerin enfes lezzetlerinden tatmaya geliyor. Vedat Milör ün bir röpörtajını anımsıyorum. “Herşey dahilin yemeklerinden vebadan kaçar gibi kaçarım” diyordu… Sayılamayacak çok seçenek aynı anda sunulunca göz doldursa da sıcak, lezzetli ve kupon olarak hazırlanmış özel lezzetler için bu rutinden kaçmanın en doğru karar olduğunu bir defa daha hissediyoruz. Her çeşit taze-leziz balık, deniz ürünleri dışında ev yemekleri, meşhur kabak çiçeği dolması, pide çeşitleri, özel lezzetlerden Güveçte Tereyağlı Mantar, Envai çeşit Zeytinyağlılar, önümüzdeki tuzlukları görmemize engel olacak kadar çok kabarmış Çiğ börekler ve tatlılar kısmında un helvası ile enfes lokma tatlısı… Bu lezzetlerin ünü civarda yayılmış, özel tekneyle dolaşanların da gözde uğrak yeri olmuş bu koy. Motellerden teknelere özel servisler çıkıyor. Yoksa hep denizde olmanın yolu yazlık yerine bir teknede mi yaşamak? Gözümüz teknelerde, bunlardan biri bizim olsa ne hoş olurdu…

Deniz altındaki huzur ve sukunet dolu dünyayı hissettikten hemen sonra hiç balık yada deniz ürünü yiyesim gelmiyor…Hatta vejeteryan bile olabilirim artık derken öğlen yemeği için menüdeki Güveçte Mantar cazip geliyor. Dumanı üstünde güveçte mantarın masaya geldiği an doğru seçim yaptığıma karar verdim. Üzerlerinde eriyen tereyağı ve kaşarı görünce ben de erimeye başladım :)) Bu erimenin bedeli öğleden sonra epey uzun bir yüzme ile sonuçlanacağını bile bile. Ama ben zaten böyle bir tura baştan gönüllü olduğum için sorun yoktu…

Bir başka tatilde tekrar gelmek üzere son günümüzü geçirdik Karaincirde…Kendimizi bu muhteşem doğanın bir parçası olarak hissetsek de en kısa sürede tekrar eksik yanımızı doldurmaya gelmek üzere bir sezonu daha kapatarak dönüş yolculuğuna çıkıyoruz….

Eki 17, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    1 Yorum

Böğürtlenli Çikolata Güneşi

Catherine Atkinson ‘un kitabında Çikolatanın tarihi Aztekler ve Mayalar ‘a yani 3100 yıl gerilere dek uzanıyor. Mayalar çikolatanın özü olan kakao çekirdeklerinden yapılan acı, mayalı içeceği keşfetmişler. Bu içeceği dini ritüellerinde kullandıkları gibi kralların ve Tanrıların içeceği olarak da tanımlamışlar. 18 yy. a gelindiğinde tüm canlılar için ikili adlandırma sistemine geçildiğinde İsveçli botanikçi kakao yada çikolata ağacı olarak anılan ağaca Theobroma cacaoadını vermiş. Aslında Yunanca theos (Tanrı) ve Broma (içecek) sözcüklerinden oluşan bu terim Mayalara uzanan tarihini unutulmaz kılmış :))

Mayalar altına ilk imzayı atsa da, ilk keşif ve yayılmasına vesile olan kişi olarak konu, kaşifler kaşifi Kristof Kolom a atfediliyor. 1502 yılında Karayipler ‘e dördüncü ve son seyahatini yapan Kolomb Guanaja adasına ulaşmış. Hikayeye göre, ticari mallarının bir kısmına karşılık kendisine bademe benzeyen bir şeyler sunan Aztekler Ona ve tayfalarına bu içeceği tanıtmak için özel olarak hazırlayıp sunmuşlar. Kolomb ve ekibi baştan koyu renkli ve acımtırak olan bu karışımı çok beğenmeseler de bir miktar yanlarına alıp İspanya ‘ ya dönmüşler. Sonra ne mi olmuş? patlamış gitmiş tabiii :))))

Devamını Oku »

Kabak Çiçeği Dolması

Uzun zamandır planladığım Kabak çiçeği dolmasını pişirmek nihayet Bodrum’ da kısmet oldu. Tabii bu konuda kabakları ve o güzel çiçekleri bahçesinde yetiştirip onları özenle toplayan Ayşe teyzemizin de katkısı büyük oldu. En taze şekliyle vakit kaybetmeden pişirebilmemiz için sabah namazının ardından topladığı çiçekleri, sabah yürüyüşümüzün ardından deste halinde özenle bize teslim etti. 

Devamını Oku »

Eyl 23, 2011 - Kurabiyeler, Pratik Tarifler    1 Yorum

İncirli Truffle

Mehtaba karşı balkon sefaları geride, dizi akşamları önümüzde…Kışlıklar baş köşeye, yazlıklar dibe….Yürüyüşlerin yerine fitness salonu, deniz yerine havuz suyu….Balkondaki cam güzeli düşecek hava sıcaklıklarına karşı yapacağım korumalarla bu kışı da atlatır mı endişesi….Ya aslında benim kışa karşı bir fobim olduğunu falan düşünmeyin sakın….Her rengi, her inişi-çıkışı, her mevsimi ayrı yaşamayı sevenlerdenim. Benim derdim doğadan daha uzak yaşayacağıma….Bir de değer verdiğiniz her nesnenin ve her olgunun uzaklaşma sürecinde yaşanan değişimle hissettiğiniz duygusal boşluk…Orhan Veli’ nin dediği gibi…

“bakakalırım giden geminin ardından, atamam kendimi denize

dünya güzel…” O.V.Kanık

Devamını Oku »

Eyl 13, 2011 - Seyahatname    1 Yorum

Bitez

Bitez adını Yunancadan almış. Bağlık bahçelik anlamına gelen BİTEZ, Bodrum’un en yeşil beldelerinden birisi…. Mandalina ve zeytin ağaçları ile dolu taş evler arasından sahile inince ağaçların bittiği yerde kumsalın başladığını göreceksiniz. Bodrum yarımadasında bu özelliği ile diğerlerinden farklı kılan bir koy….

Bitez de sahil boyunca yer alan küçük motel ve restoranlarda ağaçlar arasından kumsala geçişe şirin dekorlar eklemişler….Pofuduk ve rengarenk minderlerin altında üfül üfül esintiyle kahvenizi yudumladıktan sonra kendinizi serin sulara atıp denizin tadını çıkarabilirsiniz….

Devamını Oku »

Cevizli Tel Kadayıf ve Ramazan Bayramı

Uzun bir aradan sonra işte size tatlı bir başlangıç….Hazırladığım cevizli kekli kadayıf  hafif ve lezzetli bir tatlı. Kaymak yada dondurma ile servis yapabilir. Yazmaya ara vermiş olsam da yeni lezzet deneyimlerime tatil de de devam ettim.  Önümüzdeki günlerde Bodrum ‘da denediğim farklı lezzetlerin de tariflerini ekleyeceğim….

Bu arada umarım hepinizin bayramı şeker tadında geçmiştir:)) Biz bayramın ilk günü dolu dolu tatlı tabaklarını midemize indirip, büyüklerimizin ellerinden öptükten sonra ertesi gün Bodrum yollunu tutunca bu yılın son iftar davetindeki tarifleri, iftar ve bayram için hazırladığım tatlının tarifini ekleme fırsatı bulamamıştım.
Bu yılın son iftar davetinde hazırladığım menüde; Paçanga Böreği, Mevsim Salata, Zeytin Yağlı Taze Fasulye, Yoğurtlu Kırmızı Biber Salatası, Tavuklu Sebze Salatası, Muradiye Çorbası, Orman Kebabı, Şehriyeli Pirinç Pilavı ve Cevizli Kekli Tel Kadayıf tatlısı vardı…

Devamını Oku »

Ağu 25, 2011 - Çorbalar    3 Yorum

Minestrone Çorbası

Minestrone, İtalyan usulu karışık sebze çorbası. İtalya ‘da Verona ‘da yediğimiz şekliyle hazırladım. İçine fasulye, kereviz ,şehriye yada makarna da konabiliyor. Et suyu ile pişiriliyor ancak bizde ki kıvamlı çorbalardan farklı olarak yoğurt-yumurta yada un katılmadan hazırlanıyor.

Devamını Oku »

Şirinler Pastası ve Oğlumun Doğumgünü

New York ‘tan sonra bu hafta Şirinler bizim evdeydi !!!

Oğlumun doğum günün de Şirinli pasta hayalini gerçekleştirip masamızı ve şirin arkadaşlarının neşesiyle evimizi şirinledik:)))

Her şey Alperen’in şirinli pasta seçimi ile başladı. Şirinleri çağırmanın en şirin yolu şirinli davetiyeler diye düşünerek bir kaç gün önceden yukarıdaki davetiyeyi hazırladım. Neşeli şirinin yanına şirin oğlumun fotoğrafı ve şirin çağrısı başlangıç noktası oldu. Sonra şirinlerin en çok sevebileceği çeşitlerle masayı donattım.

Menüde şirinlerin ağzına layık; Sosisli halka börek, Bonibonlu Kurabiye, Tava Pizzası, Sütlü İrmik Tatlısı , Beze veeee en önemlisi Şirinli Pasta vardı.

Devamını Oku »

Ağu 16, 2011 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Etimekli Kırmızı Biber Salatası ve İftar

İftar masasındaki çiçek bana ilham verdi ve salatanın üst yüzeyini içimden geldiği gibi şekillendirdim…..

Aslında lezzeti içinde saklı ama görüntüde iştah kabartmalı:)) Salata ilk iftar davetinde çok beğenilince ikincisinde de tekrarı- repeat olarak hazırladım. İmalatta baskı sektöründe buna kısaca repeat’ in sessiz harfleri ile RPT deniliyor…Aynı şeyi tekrar tekrar yapmayı sevmediğimden olsa gerek hemen üst yüzeyi değiştirdim. İşte size iki seçenek, tercih size kalmış…

İkinci davet sofram….

Malzemeler

  • 1/2 paket etimek,
  • 300 gr. ceviz
  • 300 gr. közlenmiş biber ( 5-6 adet orta boy)
  • 200 gr. mantar (süper fresh kesilmiş mantar kullandım)
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz
  • 1/2 çay bardağı zeytin yağı, Yarım limon

Yapılışı

· Etimekler ve ceviz içi fındık büyüklüğünde ufalanır.

· Diğer tarafta, közlenmiş biber ve mantarlar ince kıyılır.

Közlenmiş biberi mevsiminde fırında yıkayıp 180 derecede kabukları çatlayana dek bekleterek közledim.

Közlenen biberlerin kabuklarını soyup tomurcuklarını ayırdıktan sonra küp küp kesiyoruz.

Mevsim dışında konserve şekliyle kullanabilirsiniz. üzerine zeytinyağı, limon ve tuz eklenerek karıştırılır.

Bu iki karışım birleştirilir. Servis tabağına alınan karışım üzerine, sarımsaklı yoğurt dökülüp, süslenir.

Not: Mısır sevenler mantarlı, közlenmiş kırmızı biberli karışıma zeytinyağı ve limon eklemeden önce haşlanmış mısır da ilave edebilir.

Cevizli Buğday Salatası ve İftar

Ramazan geldi , hoş geldi….Aile büyükleri, dostlar ve kardeşlerle kurulan bereketli sofraların vakti geldi.

Vakit anlama vaktidir…

Gönlünü ve bedeninin nadasa çekerek anlama..

Yoksulu, muhtacı, israfı ve bereketi anlama…

ve dünya nimetlerini paylaşmanın tadını anlama..

Vakit dönüş vaktidir…

Yaradan’ a ve özüne dönüş …

 

Bu yılki iftar davetimde menüde; Şehriyeli Tavuk Suyu Çorbası, Paçanga Böreği, Tas Kebabı, Yıldız Şehriyeli Pirinç Pilavı, Cevizli Buğday Salatası, Etimekli -Mantarlı Kırmızı Biber Salatası ve Güllaç vardı.

İşte davet sofram….

İftariyelik Tabağı

Hurma- Domates Reçeli- Gelincik Reçeli- Baharatlı Tütsülenmiş Hollanda Kaşarı ve Pastırma

Tas Kebabı ve Tereyağlı-Yıldız Şehriyeli Pirinç Pilavı

Cevizli- Yoğurtlu Buğday Salatası

Şehriyeli Tavuk Suyu Çorbası

Kaşar peyniri ve Pastırmanın nefis birleşimi ile,

Paçanga Böreği

 

Kırmızı Biberli- Mantarlı Salata

Güllaç bizim için Ramazan’ın pide gibi vazgeçilmez yada olmazsa olmazlarından. Hafif ve pratik bir sütlü tatlı yapmak isteyenlere ideal seçenek. Tarifi Pastalar menüsünde…



 

CEVİZLİ BUĞDAY SALATASI

Malzemeler

  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • 1 su bardağı ceviz
  • 3 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı süzme yoğurt
  • 2 küçük diş sarımsak
  • 4 orta boy salatalık
  • Tuz

Yapılışı

  • Buğday yıkanıp, üzerini dört beş parmak örtecek kadar su ile iyice haşlanır.
  • Sarımsaklar rendenin küçük tarafı ile rendelenip sarımsaklı yoğurt hazırlanır. Tuz ilave edilir. Hazırlanan yoğurda süzme yoğurt ilave edilerek daha kıvamlı bir hale getirilir.Haşlanan buğdayların suyu iyice süzülür. Bu aşamada bir süzgeçte bekleterek fazla suyu süzüyorum. İri kıyılmış ceviz, haşlanmış buğday ve küp küp kesilen salatalıklar yoğurtlu karışımla karıştırılır.Üzeri ince kesilmiş salatalık parçaları ile süslenir.

 

Tem 18, 2011 - Çorbalar    Yorum Yok

Fransız Usulü Soğan Çorbası ve Montmarte Tepesi

Paris ’i tepeden izlemek, Sacre Coeur ve Ressamlar sokağını görmek için Montmartre tepesine çıktık. Yüksekliği 130 metre civarında olan bu tepe dik bir yamaçta. Tepeye ulaştığımızda Sacre Coeur tüm haşmetiyle karşımızdaydı. Beyaz kubbeleri Tac Mahal i anımsatıyor.

Sacre Coeur ‘ü karşımıza alıp sol tarafındaki dik yokuşa çıkınca Ressamlar sokağına ulaştık. Burada zamanında Pablo Picasso, Van Gogh, Salvador Dali gibi pek çok ressam çalışmış. Halen Paris teki ressamlar için bir merkez konumunda. Kendi portresini yaptırmak isteyenler yada el yapımı bir Paris manzarası satın almak isteyenler için seçenek çok.

Devamını Oku »

Tem 11, 2011 - Çorbalar, Sizlerden gelenler    Yorum Yok

Annemin Arpa Şehriye Çorbası

Hayata başlarken sağlıklı doğdunuz ve kocaman “1” ile başlangıç yaptınız. Sonra gittikçe sahip olduklarınız artmaya başladı. Büyüdünüz, okullu oldunuz, yanına bir “sıfır” …Okul bittiğinde bir “sıfır” daha. Meslek sahibi oldunuz, çalışmaya başladınız, bir “sıfır” daha arttırdınız… Sonra mesleğinizde hedeflediğiniz kariyere ulaştınız, tebrikler yeni bir “sıfır” eklediniz hanenize:))

10000000……..

Devamını Oku »

Haz 18, 2011 - Et Yemekleri, Özel Günler    Yorum Yok

Ballı Mahmudiye ve Babalar Günü

 


Her çocuk babasına düşkündür ama kız çocukları için babaları bir başkadır. Bu düşkünlüğün ötesinde gelen hayranlık pek çoğumuz için eş seçimine dek sürer…Gece gibi sakin, gündüz gibi hareketli, hep koruyan, hep şefkatli…Kısık gözlerinin kenarlarında yıllarca yaptığı çalışmaların getirdiği çizgilerle bize hep ışıl ışıl bakan bir çift göz. Gür ve kavisli kaşları yüzüne sert bir ifade verip hem bir mesafe hissettiriyor hem de göz bebeklerinde şefkati tamamlıyor. Gözlerine bakınca hiç ayrılmasam diyorum. Zaman zaman ayrılmak zorunda kalsam da, en zoru beyaz gelinliğime bağladığı kırmızı kurdeleden sonra oldu. Kapıdan çıkana kadar göz yaşlarını göz pınarlarına sakladı. Taa ki kapıdan dışarı çıkana dek…Adımımı atarken eşikten gayri ihtiyari dönüp bakınca süzülen yaşları gördüm. Benden sakladığı yaşlar pınarlarına sığmayıp taşmıştı…O güne dek bize hiç göstermediği yaşlar…

Hayatın üzerine, onun arkamda olup beni koruyacağını, savunacağını bilerek hep cesaretle yürüdüm. Benim mihenk taşım, pusulam, koruyucum her şeyim, biricik babam…Sen olmasan nasıl dayanırdım kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenirken hayata…Elinin içinde kaybolan küçücük ellerimi tutunca senin hızına yetişemesem de doğru yolda olmanın verdiği huzur ve güven içimden hiç eksik olmadı. Sen var oldukça o küçük kız çocuğu hep içimde yaşayacak. Senin ve tüm babaların babalar günü kutlu olsun. Babalar ve kızlarına değinmişken yakın zamanda keşfettiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Farklı bir yaklaşımla yazılmış, duygusal ve güzel bir kitap. Pradigma yayıncılık Oğullar ve Babaları ‘ndan sonra şimdi de “Kızlar ve Babaları “adlı kitabı basmış. Avukat, akademisyen, emekli, müzisyen, gazeteci, şair vb. farklı meslekten 56 kadın çocukluktan taşıdıkları hatıralarla babalarını anlatmış. Kitapta farklı kuşaklar, farklı politik görüşler,farklı mesleklerden ama pek çok ortak şeyi, en başta kızların babalarına duyduğu o büyük sevgiyi anlatmış. Babalar gününe dair güzel bir hediye olabilir…

Aslında yapılabilecek çok şey var bu özel günde onun için . Ama sanırım en güzeli babalar için kendi elinizle yapılmış bir yemek olur. Şöyle babalara yaraşır bir Osmanlı yemeği…Ballı Mahmudiye; bal, kayısı, razaki üzüm ve bademle pişirilmiş limon soslu tavuk parçaları. Benim gibi bir yemek tutkunu ve damak tadını geliştirmeye çalışan birisi için her kaynak bir yol oluyor. Kitap, dergi, çeşitli gıda ürünlerin içinden çıkan tarifler, yurt içi-yurt dışı kaynaklı tarifler, yemek ve gurme programları. Tabii hal böyle olunca bir süre önce başlayan Master Chef ‘de benim için bir kaynak oldu. Programda ünlü şeflerden Aydın Demir’in yarışmacılar için hazırladığı bu yemeği deneyip, tarifini uyarladığımda şimdiye dek yediğim en lezzetli şehriye pilavı ve tavuk etli yemeği yediğimi hissettim. Uğraşması biraz zor görünse de yemeğe başladığınızda değdiğini göreceksiniz.

Malzemeler

  • 1 Büyük boy Tavuk
  • 1 adet iri boy Havuç
  • 2 adet orta boy soğan
  • 1 adet limon
  • 2 defne yaprağı
  • 2.5 lt Su
  • 1.5 Kase arpa şehriye
  • 10-12 adet kuru kayısı
  • 15-20 adet kuru razaki üzüm
  • 15-20 adet çiğ badem
  • 2 adet çubuk tarçın
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1/2 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı bal
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 1 tutam maydanoz
  • Tuz, Tane Karabiber

Yapılışı

  • Yıkanan tavuk, iri doğranmış havuç, dörde bölünmüş bir kuru soğan, 5-10 adet tane karabiber ve 1/4 Limon tencereye su ile birlikte koyulup tuz ilave edilerek iyice haşlanır. Tavuk etleri, kemikten hafif dokununca  sıyrılacak kadar pişirilir. Diğer tarafta kuru soğan yemeklik doğranır.
  • Pilav tenceresinde çiçek yağı hafif kızdırılınca, tere yağı da eklenir. Tere yağı köpürüp sütünü kaybedince arpa şehriyeler katılır. Tuzu ilave edilir, sürekli çevrilerek kavrulur. Şehriyeler hafif renk değiştirince, küçük doğranmış soğanlar eklenerek kavurmaya devam edilir.
  • Şehriyeler tamamen kavrulunca, tavuğun haşlama suyunun 1/3′ü ve bir o kadar da kaynar su ilave edilerek, şehriye pilavı klasik pilav gibi pişirilir. Şehriyenin cinsine göre su miktarı ayarlanabilir. Önce yüksek ateşte, göz göz olunca kısık ateşte suyu çektirilir. Demlenmeye bırakılır.
  • Kenara alınan haşlanmış tavuk iri iri (löp et olarak) kemiklerinden sıyrılarak, fırın tepsisine konur. Sıyırma esnasında göğüs ve but etlerini tepside ayrı bölgelere yerleştirilerek, servis esnasında tabaklara da eşit oranda dağıtabilirsiniz.
  • Ayıklanan tavuğun kemikleri, derisi tekrar haşlama tenceresine alıp haşlamaya devam edilir. Bu haşlama ile daha lezzetli ve yoğun bir haşlama suyu elde edilir.
  • Tavukları etlerini tepsiye koyduktan sonra üzerine, kuru kayısı (kişi başına 2 tane), kuru razaki üzüm, soyulmuş çiğ badem rastgele konulur ve üzerine bal gezdirilir.
  • Kalan haşlama suyunun yarısı ayrı bir kaba alınarak, ılık su ile sulandırılmış nişasta ve bir limon suyu ve ince doğranmış bir tutam maydanoz eklenerek hazırlanan sos kısık ateşte biraz koyu kıvam alana kadar kaynatılır.
  • Hazırlanan bu sos, tavuklu-ballı tepsiye dökülür ve üzeri alüminyum folyo ile sarılıp önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında pişirilir. On- onbeş dakika sonra çıkarılır. Bir yemek kaşığı tere yağı üzerine eklenir.
  • Tabağa kase ile ters çevrilerek konan şehriye pilavının ortası oyulup, Ballı mahmudiye eklenerek sıcak servis yapılır.

 

Haz 12, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Disneyland- ilk tur

Masal diyarı Disneyland ‘ a gitmeyi düşünenler için Pariste otellerin büyük çoğunluğunda ve Tourism Information ofislerinde Disneylandbiletleri satılıyor. Gidişle ilgili ulaşım konusunda da kalacağınız otelden bilgi alabilirsiniz. Ya da bileti girişte alabilirsiniz. Mesafe olarak trafiğe göre değişmekle birlikte, ulaşım merkeze 30-45 dakika arası zaman alıyor. Aklınızda olsun Paris merkeze göre birazcık daha tepede ve daha serin-rüzgarlı oluyor.

Biz bilet konusunu girişte alarak hallettik…Çocuklar zaten şendi ama biz de çocuklar gibi şendik:)) Disneyland 10:00 da açılıp akşam 19:00 da kapanıyor. Bizde zamanı tam değerlendirdik ve açılırken girip kapanırken çıktık… Neredeyse çıkarken kapıyı arkadan kapatın dedirtecektik:))

Disneyland; Walt Disney Stüdyolarını, otellerin yer aldığı kasabayı ve eğlencenin tavan yaptığı Disneypark ’ı içine alıyor. Disneypark girişinde envai çeşit hediyelik eşyaların satıldığı dükkanların yer aldığı Main Street-Ana cadde ile başlıyor. Bu cadde Central Plaza adı verilen parkın orta noktasına kadar uzanıyor. Buradan sonrası Frontierland, Adventureland, Fantasyland ve Discoveryland olarak bölgelere ayrılıyor.

Frontierland, vahşi batı ve kovboyların hakim olduğu Amerikan stilinde. Big Thunder Roller Coaster da burada yer alıyor. Ayrıca bu bölgede nehirde büyük tekne ile turu yapabilirsiniz. Adventureland; İndiana Jones, Karayip korsanları gibi heyecan verici ve adrenalini yükselten aktiviteler yer alıyor. Fantasyland ise klasik disney kahramanları; Pinokyo evi, Pamuk Prenses, Peter Pan, Uyuyan güzel gibi karakterlerin yanısıra it’s a small world’ un bulunduğu bölge.

Discoveryland, bilim kurgu tarzında geleceğe yönelik keşifler için. Burada uzay gemisiyle seyahat-star tours, yine uzayda roller coaster yani Space Mountain gibi bölümler bulunuyor. Gitmeyi düşünenler için girişte alacağınız küçük haritada hepsini takip edebilirsiniz.

Aslında Disney Parkta hem Disneyland Park hem de Walt Disney Stüdyolarını görmek isterdik ama bir güne ikisini de sığdırmak pek mümkün olmuyorBazılarını es geçerim derseniz başka tabii… Biz sabah 10:00 dan akşam 19:00 a kadar yani açık olduğu tüm saatler boyunca dolaşmamıza rağmen ancak Disneyland Park tarafını dolaşabildik. O da en önemli ve büyük olanlardan tercih ettiklerimizi seçerek …Çünkü Disneyland çok büyük ve aletlerin önünde 45 dakika ile 1 saat (kimi zaman 1 saatten de fazla) kuyruk beklemeniz gerekebiliyor…Biletinize “fastpass” kart alıp seçtiğiniz bir alete randevu alıp girmek de mümkün oluyormuş ama ard arda kullanılamadığı gibi fastcard gişeleri kapanmadan önce kullanılmazsa yine işe yaranıyormuş. Yani elinizde patlayabiliyormuş…Birinden çıkıp diğerine gideceğiniz saatler de net olmadığı için kart kullanmadık.

 

Eğer roller-coaster ‘lara meraklıysanız ilk açılışı sabah erken saate Disney parkın en favori ve önünde en uzun kuyruklar olan roller-coaster ‘larından Indiana Jones veya Space Mountain ‘den biri ile yapabilirsiniz. Biz ilk girişte tüm cesaretimizi toplayıp bence en zorlu olan Space Mountain le başladık. Space Mountain 1865 yılında Jules Verne nin yazdığı romandan esinlenerek yapılmış. Dünyadan aya fırlatılışı- From the earth to the moon- temsil ediyor. İşte fırlatma anı …

Tam bir fırlatma anı yaşıyorsunuz. Uzay mekiğine binip dünyadan uzaya doğru fırlatılmayı yaşatıyor…Adrenalin tam anlamıyla tavan yapıyor, müthişşşş bir duyguydu !… İndiğimiz anda bacaklarımız resmen titriyordu…Abartmıyorum zor ayakta durdum…Fırlatma sırasında bir ara başımı koltuktan ayırmıştım, öyle bir basınç vardı ki tekrar koltuğa dayayamadım ve yanlara çarptım…Parkın adrenali en çok yükselten Roller-coaster’ ı Space Mountain. İnipte biraz kendimize gelince çıkışta ne görelim; zirvede iken içeride grup grup fotoğraflarımız çekilmiş. İfadelerimiz tamamen kaymış tabi:))

İzlemek isteyenler aşağıdakii linkden ulaşabilir.

http://www.youtube.com/watch

Ardından birazcık soluklanabileceğimiz, sakin bir şekilde vakit geçirebileceğimiz; Micheal Jackson ın “We are here to change the World”- dünyayı değiştirmek için buradayız sloganlı filmini izledik. Film salonuna girmeden önce ön salonda flat ekranlara yansıyan görüntülerden filmin sahne arkası çalışmalarını izleyip ondan sonra salona girdik. Açıklamalar Fransızca olduğu için bilgi -information kısmına biraz Fransız kaldık. Ama kendileri bilir herhangi bir uyarı yaptılarsa da dilinizi bilmiyoruz gibi bir gerekçemiz olmuş oldu…Böyle turistik-dünyanın dört bir tarafından insan gelen bir yerde bu kadar milliyetçilik olur pes valla dedikten sonra salona girdik. Filmde 3D dışında; zeminde titreşim, hareket, lazer ve duman gibi efektler de varmış. Varmış diyorum çünkü bizim şansımıza film esnasında teknik bir sorun çıktı. Tamamını izleyemedik. 3D a diğer efektlerin katılması güzel yanıydı. Micheal Jackson un dansları da renk katmıştı. 3D Filmlerin belli periyotlarla değiştiği ve eski filmin daha ilginç olduğu söyleniyor…Kıyaslayamadık ama bu filmde kötülüklerle savaşırken Micheal Jackson ın dansları ön plana çıkarılmıştı.

It’s a small World; botlarla su kanalları arasından 15 dakika boyunca tur atıp dünyanın dört bir tarafından geleneksel kıyafetleriyle, hoş bir müzik eşliğinde dans eden bebekleri izliyorsunuz. Çok şirinnn ler.. Doyamadık, bir daha girelim dediklerimizdendi. Bu arada sınır yok, aynı turu defalarca tekrarlayabilirsiniz.…Tamamen tercihinize kalmış. Biz yeni denemelere yelken açıp sonra tekrarlarız deyince bir daha geri de dönemedik…

Geçit Töreni saat 17:00 de başlıyor…Tüm Disney kahramanlarını bu aşamada görebiliyorsunuz…Gidecek olanlara kaçırmamalarını tavsiye ediyorum…

Mickey -Mini Mousse, Oyuncak hikayesi, Aslan Kral, Deniz kızı, Winnie the Pooh, Simbad, Pinokyo, Alice Harikalar Diyarında…Hepsi neşeyle, dans ederek geçiyorlar…Bazı yerlerde duraklayıp çocukları da dansın içine çekiyorlar…Dansçıların gösterileri ve kostümleri çok profesyonelce hazırlanmış…

O kadar çok fotoğraf ve o kadar dolu bir gün oldu ki Disney yorumlarımı ve fotoğrafları bir sayfaya sığdırmadım:)) Devamı önümüzdeki günlerde….

 

Sayfalar:«123456789...16»