Oca 1, 2012 - Sinema    4 Yorum

Görevimiz Tehlike 4 / Mission Impossible 4 (Ghost Protocol)

Tom Cruise in başrolde ajan Ethan Hunt olarak oynadığı filmde, Simon Pegg, Jeremy Renner gibi tecrübeli isimler oynuyor. Filmin yönetmeni Brad Bird. Olaylar Budapeşte sokaklarında bir kovalamaca ile başlarken, perde Kremlin in arşivinden ajan Ethan ‘a verilen bilgi çalma görevi ile devam ediyor.Kremlin’ e başarı ile sızmayı başaran Ethan ve ekibi, bir süprizle karşılaşıp Kremlin’i bombalayan terörist bir grup durumuna düşüyor. Devamını Oku »

Ara 25, 2011 - Sinema    Yorum Yok

Sherlock Holmes 2

Kılıktan kılığa girip iz peşinde koşan Holmes, yeni macerasında evlenip balayı hayalleri kuran Watson ı da macerasının içine sürüklüyor. Nikah öncesi, aralarında geçen evliliğe dair diyalog süper…Watsonla Holmes epey zıt kutuplarda…Evlenmeyi düşünen bekarlara bu kısmımda Holmes un söylediklerine kulaklarını tıkamalı:)) Watson evlenmekten vazgeçmiyor, Holmes de Watson dan vazgeçmiyor…  ve ayrılmaz ikili bu mücadeleyi de sonuna dek omuz omuza yapıyor . Hatta final yakın sahnelerde göreceksiniz yeni gelinde ekibe dahil oluyor…Holmes un iç güdüleri sayesinde her dövüşü ve arbedeyi kazanıyorlar. Bu kez mücadele çok büyüyor, silah deposunu kuran

Devamını Oku »

Ara 25, 2011 - Sinema    Yorum Yok

Julie &Julia

Julie & Julia (2009) yapımı Amerikan komedi-drama tarzında bir film. Bu güzel filmde Merly Streep ve Amy Adams ın oyuncuğuna da diyecek yok doğrusu, ikisi de çok başarılılar. İki gerçek hayat hikayesinden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve benzer mücadeleler vermiş iki kadının hikayesini anlatıyor. Julie, ikinci dünya savaşı sırasında 1948 yılında eşiyle Sri Lanka’ da tanışıp kendini Paris ‘te buluverir. Julie, hiç yemek yapmayı bilmez iken yemek yapmaya başlayıp Fransa’da ve dünyada sayılı yemek okullarından biri olan Le Cordon Bleu ‘da aldığı özel eğitimle bu konuda tam anlamıyla uzmanlaşır. Ev yemekleriyle başlayan ve ardından uzman bir şef ahçı kadar bu işi iyi öğrenen Julie yaptığı yemekleri bir kitaba yazmaya başlar. Yazdığı bu kitap mükemmeliyetçi anlayışı ile tam on yılını alacaktır. Kitabını takiben televizyonda bilinen ilk yemek programının çekimlerine de başlar.

 

Devamını Oku »

Ara 20, 2011 - İçecekler    2 Yorum

Sihirli İçecek Kefir

Kefir Orta Asya’da göçebe olarak yaşamlarını sürdüren Türkler tarafından yüzyıllar önce bulunmuş. Sütten biraz daha koyu, ayrana benzer bir tadı olan müthiş faydalı bir içecek. Orta Asya Türkçesinde ve Arapça’da keyif veren, çoşturan anlamında ‘’keyf’’ veya köpük anlamında ‘’kef’’sözcüklerinden türediği söyleniyor.

İlk denememde süpermarketten aldığım pastörize kefirin tadına alışamayıp, kefir içmeye devam etmemiştim. Geçenlerde bir arkadaşımın getirdiği küçük şirin karnıbahar tanesi şeklindeki kefir mayası her şeyi değiştirdi. Ayrana benzer tadı ile her gün kefiyle içtiğim, vazgeçilmez içeceğim oluverdi…Bunca zaman bu kadar şifalı olan kefir mayasını aramadığım için kendi kendime hayıflandım doğrusu.

Hastalıklara şifa olması nedeniyle kefir zamanında ‘’ Peygamber danesi, peygamber darısı‘’ gibi isimlerle de anılmış. Mide bağırsak hastalıkları, metabolik hastalıklar, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve alerji gibi hastalıklara şifa .Ayrıca tümör oluşumunu engelleyici, sinir sistemini rahatlatıcı, cilte yararlı ve kolesterolü düşürücü etkileri de tespit edilmiş. Kefir ilk olarak Rusya’da, daha sonra Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya’da besleyici ve tedavi edici olarak tüketilmeye başlanmış.

Kefir Kafkasya’da kefir tanesi ile yapılmış. Keçi, sığır tulumu veya işkembesi içine konan taze süt, burada kefir tanesindeki mikroorganizmaların etkisiyle pıhtılaştırılmış. Tulum yazın evin dışında, kışın ise içinde bırakılır, buradan fermente süt alınır ve içilir; tulumun içine tekrar taze süt katılırmış ( Weis ve Burgbacher,1986 ).

Faydalarına dair okuduklarım:

Kanser oluşumu üzerine etkisi; Kefir tanesinde bulunan suda eriyen polisakkaritlerin oral yolla alınmaları sonucu tümör gelişimini yavaşlattığı tespit edilmiş. İlk defa Shiomi adlı araştırmacı kefir tanesinden izole edilen suda eriyen polisakkaritlerin (molekül ağırlığı 1 000 000 Da) tümör oluşumunu engelleyici etkisinin olduğu tespit edilmiş.

Devamını Oku »

Murtuğalı Çörek

Murtuğa Van-Bitlis bölgesinin yöresel lezzetlerinden birisi.  Tek başına murtuğa kahvaltı sofralarının da çeşnisi.  Un helvasının tuzlu farklı bir çeşidi gibi düşünebilirsiniz. Van yöresinde Murtuğa kahvaltı için hazırlanıyor. İçine yumurta ekleniyor,  üzerine cevizin yanında pekmez yada  bal dökülerek de servis yapılıyor. Benim çok severek yediğim çörekli versiyonu kayınvalidemin tarif defterinden.

Devamını Oku »

Lazanya ile Yalancı Su Böreği

Lazanya ile su böreği gerçeğini aratmayacak kadar güzel oluyor. Hazır yufka ile yalancı su böreği yaptığınızda yufkalar ince olduğu için su böreğinin tadını tam olarak yakalamıyor. Hamurunu hazırlayıp açacaklara sözüm yok ama benim gibi hamur açmaya üşenip üstelik de hazırlık için fazla zamanınız yoksa , lezzetli bir su böreği ikramı için işte lazanyalı su böreği…

Devamını Oku »

Ara 4, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Paris ve Louvree


Paris ve dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri Louvree a girmeden dönmek olmazdııı:)) Floransa'da Uffizi, Roma 'da Vatikan ve Paris 'te Louvree u da gördüm ya ölsem de gam yemem artık:))

Louvre müzesi şehrin merkezinde Seine nehrinin sağ yakasıyla Rivoli caddesi arasında yer alıyor. Yapımı 1500 lü yıllarda başlayıp farklı krallar tarafından yapılan ekler sonucu 1800 lü yıllara kadar devam etmiş. Nostaljik ve görkemli binaya yapılan son ek ise 1989 yılında Champs Elysees -Şanzelize caddesi ekseninde yapılan Louvre Piramidi. Piramit eski Fransa başkanı François Mitterand’ın ön ayak olması sonucu yapılmış. Aslında görüntü biraz tezat olmuş doğrusu modern bir piramit çevresinde tarihi bir saray:))

Müzeye metro ile Palais Royal-Musee du Louvree istasyonundan ulaşılabilir. Ya da Champs-Elysees nam-ı diğer Şanzelize caddesini takip edip bitimine doğru aşağıdaki güzergahı izleyerek yürüyebilirsiniz. Zafer Takını arkanıza alıp cadde boyunca piramidi görene dek yürüyorsunuz…

Devamını Oku »

Kas 30, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Paris ve Champs-Elysees

Her şehrin bir rengi vardır. Paris ‘in rengi bence altın sarısı… İddalı, şık ve zarif.  Kısa süre içerisinde hayranlık uyandırıp, uzaklaşınca bile detayları unutulmayan…Bu şehrin romantik ve tarihi havasını solumanın en iyi yolu sokak aralarına girmek. Bu yürüyüş için Fransa’nın ve dünyanın en meşhur caddelerinden Champs-Elysees  nam-ı diğer Şanzelize caddesi iyi bir başlangıç . Zaten başkentin merkezindeki bu cadde yürüyüş mesafesinde (biraz uzun bir yürüyüş) , şehrin tarihi eserleriyle kalbinin attığı bölgede. En rahat ayakkabılarımızı geçirip ayağımıza dolaşmaya başlıyoruz…

Cadde çook geniş , Ankara’daki Atatürk Bulvarını sollayacak kadar diyeyim siz tasavvuf edin artık. Çok şık mağazalar , şık cafeler, restoranlarla dolu.

Fransız Modasının kalbi de burada atıyor. Hatta , Louis Vuitton ‘ a gelince kalp atışlarının sesini hissediyoruz :)) Bileğin alt kısmı zebra başı şeklinde tasarlanmış zarif ayakkabıların , topukları da zebranın ayakları şeklinde .

Tamamı paletlerle zebra şeklinde işlenmiş pelerin de çok çarpıcı duruyor, askılı dekolte siyah bir elbisenin üzerinde çok şık bir aksesuar olabilir…

Devamını Oku »

Kas 27, 2011 - Kahvaltılıklar, Özel Günler    2 Yorum

Tost Ekmeği Pizzası ve Kahvaltı Sofrası

Gönül ne kahvaltı bekler, ne sofra…biraraya gelmek isteyen gönüllerin birlikteliği için sofrada kahvaltı da bahane…Bu pazar çok sevdiğimiz aile dostlarımızla birlikte bir pazar kahvaltısı yaptık. Dostlar deyince dostluğa dair bir formül okumuştum geçenlerde.  Şöyle diyordu “Dost dediğin analitik ve dört işlem bilir olmalı; üzüntüyü senden çıkarmalı,  senin vereceğin tepkileri hesaplamalı, hüznünü bölmeli ve sevincini kendi sevinci ile toplamalı”…Şükür Yaradan a böyle dostlara sahip olduğumuz için….

Sofrada; Beyaz Peynir, Çeçil Peyniri, Manyas Peyniri, İncir Reçeli, Vişne Reçeli, Bal, Tereyağı, S.Zeytin, Yeşil Zeytin, Cevizli Ezme, Domates-Salatalık, Yumurta, Zeytinyağlı Sarma, Simit, Zeytinli Açma, Lazanyalı-Yalancı Su Böreği, Sucuklu-Kaşarlı Kanepe, Pırasalı Muffin ve kahvaltı sonrası için Kubbe Pasta vardı…

Devamını Oku »

Güveçte Peynirli Börek

Ortalama bir gün içinde zihnimizden altmış bin düşünce  geçerken bunlardan %95 inin bir önceki günle bağlantılı ve hatta aynı oluşu ne kadar enteresan değil mi? Robin Sharma ‘nın Ferrarisini Satan Bilgesini okurken dikkatimi çeken çarpıcı noktalardan biriydi bu oran. Üstelik bu yüksek oran bir gün önce bizi kaygılandıran düşüncelerden ibaretmiş desem size…Bir gün önce bizi üzen çocuğumuz, ummadık bir anda kalbimizi kıran eş, dost yada arkadaş , iş ortamında yapılmış olumsuz bir yorum yada bizim için büyük ama insanlık için küçücük bir detayda takılıp kalmak !  En büyük düşünürlerin bile zihinsel kapasitelerinin yalnızca on binde birini kullandıklarını düşünürsek, başlayan her yeni günü kaygılarla nasıl doldurup potansiyelimizi bloke ettiğimizi siz düşünün.

Tüm kaygılarımı geride bırakıp mutfağa giriyor ve elimdeki malzemelerle lezzetli bir börek yapmak üzere konsantre oluyorum. Biraz hayal gücü, biraz geçmişte okuduklarımdan esinlenme, biraz da güveçte pişirme aşkı bir araya gelince yeni börek tarifim çıkıyor ortaya….

Devamını Oku »

Mısır Unlu Pırasalı Kek

Burada oldukları günlerde sadece akşamları ve hafta sonları bir araya gelebilsek de yanı başımda olmaları nasıl bir huzur veriyordu anlatamam. Kimden mi bahsediyorum, benim dünyaya gelmeme vesile iki güzel insan; annem ve babam’dan. Eve döndüğünüzde başınızı dizlerine koymak nasıl bir lüks, bunu ancak bizim gibi ayrı şehirlerde yaşayanlar bilirler…

Her ayrılışımızda boğazım düğüm düğüm oluyor, gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Ayrılsak da beraberiz biliyorum ama elim de değil. Ayrı bir şehirde yaşamayı üniversite yıllarında öğrenmiş olsam da ayrılığa alışmayı hala öğrenemedim. Aklıma bencilce fikirler geliyor. Hiç gitmeseler, hep bu şehirde yaşasalar…Biliyorum ki alıştıkları şehirde, akrabalar, dostlarla, yıllardır alıştıkları düzenle daha rahatlar. Burada yaşasalar da ben zaten her gün göremeyeceğim. Ama yine de düşünmeden edemiyorum.

Hatta bu defa durumu biraz daha abartıp çocuk yanımla bir geceyi ikisinin arasında sarılıp uyuyarak geçirmeyi hayal ediyorum. bir türlü fırsat bulamayıp yada belki biraz utanıp tüm cesaretimi toplayarak bir sonraki gelişlerine erteliyorum…

Devamını Oku »

Kas 13, 2011 - Kurabiyeler, Pratik Tarifler    2 Yorum

Pratik Cevizli Kurabiye

Pratik tarifleri çok seviyorum. Az zamanda çok fazla malzeme gerektirmeyen, margarin içermediği için hafif ve lezzetli bir kurabiye. Daha önce kakaolu deneyip cevizi içine eklemeden sadece üst kısımlarına yerleştirmiştim. Bu haliyle çok beğenildi. Cumartesi davetinde  Semra ‘dan tam not aldı…

Aslında benim planım cumartesi akşamına bu kurabiyeyi daha önce yaptığım gibi bonibonlu olarak hazırlamaktı. Mutfaktaki kiler dolabımın en üst rafına koyduğum hatta gizlediğim diyelim, bonibonları bulamayınca planı değiştirmem gerektiğini anladım. Yine de emin olmak için oğluma sorduğumda, sevimli bir gülümsemeyle midesini göstermez mi:)) Daha önceden çok severek yediği ve tekrar yapmamı istediği kurabiyeler yalan oldu…Bonibonların dayanılmaz hafifliği….Bu durum kiler dolabında cevizleri bulunca farklı bir versiyonu denemem için vesile oldu. İki şekilde de çok lezzetli ve pratik olan bu kurabiyeyi yapmak için tercih size kalmış…

Bonibonlu Kurabiye 

Devamını Oku »

Kas 9, 2011 - Et Yemekleri, Özel Günler    Yorum Yok

Dana Yahni ve Kurban Bayramı

Maneviyat denen şey; insan olmak, kamil insan olmak, biriktiren değil, sürekli dağıtan olmak ve en önemlisi haktan yana olmak…..Pagan dönemiyle başlayan öğretilerden sonra ; Musevilik, Hristiyanlık ve dinimiz İslam ‘da da aynı öğretilere ve güzel ahlaka sahip olmanın yolları anlatılıyor. Temel duyuların ötesine çıkıp daha yüksek duyularla bakmak hayata, diğer canlılara ve yüceler yücesi Yaradan’ a..

Pek çoğunuzun bildiği gibi Hz. İbrahim oğlunu Allah a kurban etmeye teşebbüs ettiğinde kesmeyen bıçağın ardından bize göre gökten Yahudilere göre çalıların arasından; ama her ikisi de mucizevi şekilde gelen koç bu gün Allah yolunda kesilen kurbanların başlangıcı olmuş. Yüce Yaradan Hz. İbrahim ‘i o günlerde canından çok sevdiği oğlu İsmail ile sınamış. Kalbinde benden büyük sevgi olmaksızın, benim için onu bile feda eder misin diye…İbrahim oğlunu feda etmeye hazır olunca ona bu vasıflara haiz bir canlı göndermiş.  Hiç düşündünüz mü? neden bir kuzu da kurt değil yılan değil ? Çünkü kuzu, kurban edilmeye hazır İsmail ‘in ruh haline benzer bir ifadeye sahip; masum, sevimli, başına geleceklerden habersiz. Kesilmesi için gönderilen yılan gibi zararlı bir canlı olsaydı zaten zararlıydı derdik…Yararı olmayan bir hayvan olsa zaten yararsızdı derdik. Yararlı da olsa, masum da görünse, keserken vicdan muhasebesi de yapsanız tüm dünya nimetleri gibi hiç bir şeyin ve Allah sevgisinden öte olmayacağını göstererek akıtılan kanlar ruhunuz arınması için.

Nefis arınırken kurban kesmenin İslamdaki diğer ibadetler gibi toplumsal boyutu da paylaşarak yaşanıyor. Bu vesileler ile kesilen tüm kurbanların kabul olması dileğiyle, Kurban bayramınız kutlu olsun.

Devamını Oku »

Eki 29, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Karaincir

Karaincir ‘e geldiğimizde Bodrum u aslında bu güne dek yeterince tanımadığıma karar veriyorum. Billur gibi elimizden akan kumları ve çarşaf gibi durgun deniziyle bizi karşılıyor… Elimde bir fincan köpüklü Türk kahvesi yanımızda dostlar, durgun denize bakıp alabildiğine uzanmak istiyorum bu mavi çarşafın üstüne…

Bu derin, mavi dünyanın yanı başında iken plaj çantamda bekleyen ve diğer koylar gibi Karaincir ‘ i de gezen kitabımı çantadan çıkarmak hiç içimden gelmiyor. Tüm alıcılarım denizin kokusu ve esintisi, kumların yumuşak dokusu, mavinin derinliği ve ilk anda görmeyip baktıkça keşfettiğim detaylar için çalışıyor.

Önce izlerken keyfini çıkarıp sonra bu engin maviliğin içine girerek tadına varalım diyoruz ve cup paaa!!! Serin sulara kendimizi bırakıyoruz….Bu güzel maviliğin içinde iken içimde Kos’ a kadar yüzebilecek müthiş bir enerji…

Biraz daha derinliğine girelim diyoruz ve takıp şnorkellerimizi dalıyoruz balıkların huzur ve sükûnet veren dünyasına. Üst yüzeylerde giden Zarganalar dışında, adını bilmediğim ve ilk defa gördüğüm üç renkli balıklar, zebra gibi çizgililer, tombik ve kuyruğu benekliler..…Yüceler yücesi Rabbim neler yaratmış böyle….Birbirinden farklı ve bir o kadar mükemmel ne dünyalar var…Kendimi National Geographic in su altı belgesellerindeki balıkadamlardan biri gibi hissediyorum. Keşke onları da fotoğraflayabilseydim…Tarif edilecek gibi değil yaşanarak hissedilecek bir huzur…Yüzlerce balığın, onlarca midyenin arasında ne bir karmaşa ne de bir kavga. Hatta bu dünya öyle bir dünya ki sizi bile içine alabiliyor, bir parçası gibi… Bu şirin balıklar diğer balıklara baktıkları gibi göz göze geldiğinizde hep oranın bir parçasıymışsınız gibi davranıp geçip gidiyor yanınızdan. Bu güzel anların hatırası birkaç midye ve deniz minaresi için dalış yapıyoruz. En ilginci pembe dikdörtgenimsi midye daha önce gördüklerimden çok farklı…Yakaladığımız deniz minaresine gelince içindeki yengeci çıkarmayı başaramayınca onu kendi doğal halinden ayırmamak gerektiğini düşünerek bırakıyoruz.

Güneşin tepeye çıkmasından anlıyoruz ki birkaç saattir sudayız…Oysa suyun içindeki anlarımızda zaman durmuş gibiydi, saatler nasıl da çabuk geçti…Bir şeyler yemek için sudan çıkıyoruz. Tekrar geri dönmek ve bu huzurlu dünyanın bir parçası olmak üzere…

Sıra Karaincir deki küçük motellerin enfes lezzetlerinden tatmaya geliyor. Vedat Milör ün bir röpörtajını anımsıyorum. “Herşey dahilin yemeklerinden vebadan kaçar gibi kaçarım” diyordu… Sayılamayacak çok seçenek aynı anda sunulunca göz doldursa da sıcak, lezzetli ve kupon olarak hazırlanmış özel lezzetler için bu rutinden kaçmanın en doğru karar olduğunu bir defa daha hissediyoruz. Her çeşit taze-leziz balık, deniz ürünleri dışında ev yemekleri, meşhur kabak çiçeği dolması, pide çeşitleri, özel lezzetlerden Güveçte Tereyağlı Mantar, Envai çeşit Zeytinyağlılar, önümüzdeki tuzlukları görmemize engel olacak kadar çok kabarmış Çiğ börekler ve tatlılar kısmında un helvası ile enfes lokma tatlısı… Bu lezzetlerin ünü civarda yayılmış, özel tekneyle dolaşanların da gözde uğrak yeri olmuş bu koy. Motellerden teknelere özel servisler çıkıyor. Yoksa hep denizde olmanın yolu yazlık yerine bir teknede mi yaşamak? Gözümüz teknelerde, bunlardan biri bizim olsa ne hoş olurdu…

Deniz altındaki huzur ve sukunet dolu dünyayı hissettikten hemen sonra hiç balık yada deniz ürünü yiyesim gelmiyor…Hatta vejeteryan bile olabilirim artık derken öğlen yemeği için menüdeki Güveçte Mantar cazip geliyor. Dumanı üstünde güveçte mantarın masaya geldiği an doğru seçim yaptığıma karar verdim. Üzerlerinde eriyen tereyağı ve kaşarı görünce ben de erimeye başladım :)) Bu erimenin bedeli öğleden sonra epey uzun bir yüzme ile sonuçlanacağını bile bile. Ama ben zaten böyle bir tura baştan gönüllü olduğum için sorun yoktu…

Bir başka tatilde tekrar gelmek üzere son günümüzü geçirdik Karaincirde…Kendimizi bu muhteşem doğanın bir parçası olarak hissetsek de en kısa sürede tekrar eksik yanımızı doldurmaya gelmek üzere bir sezonu daha kapatarak dönüş yolculuğuna çıkıyoruz….

Eki 17, 2011 - Pasta ve Kek Tarifleri    1 Yorum

Böğürtlenli Çikolata Güneşi

Catherine Atkinson ‘un kitabında Çikolatanın tarihi Aztekler ve Mayalar ‘a yani 3100 yıl gerilere dek uzanıyor. Mayalar çikolatanın özü olan kakao çekirdeklerinden yapılan acı, mayalı içeceği keşfetmişler. Bu içeceği dini ritüellerinde kullandıkları gibi kralların ve Tanrıların içeceği olarak da tanımlamışlar. 18 yy. a gelindiğinde tüm canlılar için ikili adlandırma sistemine geçildiğinde İsveçli botanikçi kakao yada çikolata ağacı olarak anılan ağaca Theobroma cacaoadını vermiş. Aslında Yunanca theos (Tanrı) ve Broma (içecek) sözcüklerinden oluşan bu terim Mayalara uzanan tarihini unutulmaz kılmış :))

Mayalar altına ilk imzayı atsa da, ilk keşif ve yayılmasına vesile olan kişi olarak konu, kaşifler kaşifi Kristof Kolom a atfediliyor. 1502 yılında Karayipler ‘e dördüncü ve son seyahatini yapan Kolomb Guanaja adasına ulaşmış. Hikayeye göre, ticari mallarının bir kısmına karşılık kendisine bademe benzeyen bir şeyler sunan Aztekler Ona ve tayfalarına bu içeceği tanıtmak için özel olarak hazırlayıp sunmuşlar. Kolomb ve ekibi baştan koyu renkli ve acımtırak olan bu karışımı çok beğenmeseler de bir miktar yanlarına alıp İspanya ‘ ya dönmüşler. Sonra ne mi olmuş? patlamış gitmiş tabiii :))))

Devamını Oku »

Kabak Çiçeği Dolması

Uzun zamandır planladığım Kabak çiçeği dolmasını pişirmek nihayet Bodrum’ da kısmet oldu. Tabii bu konuda kabakları ve o güzel çiçekleri bahçesinde yetiştirip onları özenle toplayan Ayşe teyzemizin de katkısı büyük oldu. En taze şekliyle vakit kaybetmeden pişirebilmemiz için sabah namazının ardından topladığı çiçekleri, sabah yürüyüşümüzün ardından deste halinde özenle bize teslim etti. 

Devamını Oku »

Eyl 23, 2011 - Kurabiyeler, Pratik Tarifler    1 Yorum

İncirli Truffle

Mehtaba karşı balkon sefaları geride, dizi akşamları önümüzde…Kışlıklar baş köşeye, yazlıklar dibe….Yürüyüşlerin yerine fitness salonu, deniz yerine havuz suyu….Balkondaki cam güzeli düşecek hava sıcaklıklarına karşı yapacağım korumalarla bu kışı da atlatır mı endişesi….Ya aslında benim kışa karşı bir fobim olduğunu falan düşünmeyin sakın….Her rengi, her inişi-çıkışı, her mevsimi ayrı yaşamayı sevenlerdenim. Benim derdim doğadan daha uzak yaşayacağıma….Bir de değer verdiğiniz her nesnenin ve her olgunun uzaklaşma sürecinde yaşanan değişimle hissettiğiniz duygusal boşluk…Orhan Veli’ nin dediği gibi…

“bakakalırım giden geminin ardından, atamam kendimi denize

dünya güzel…” O.V.Kanık

Devamını Oku »

Eyl 13, 2011 - Seyahatname    1 Yorum

Bitez

Bitez adını Yunancadan almış. Bağlık bahçelik anlamına gelen BİTEZ, Bodrum’un en yeşil beldelerinden birisi…. Mandalina ve zeytin ağaçları ile dolu taş evler arasından sahile inince ağaçların bittiği yerde kumsalın başladığını göreceksiniz. Bodrum yarımadasında bu özelliği ile diğerlerinden farklı kılan bir koy….

Bitez de sahil boyunca yer alan küçük motel ve restoranlarda ağaçlar arasından kumsala geçişe şirin dekorlar eklemişler….Pofuduk ve rengarenk minderlerin altında üfül üfül esintiyle kahvenizi yudumladıktan sonra kendinizi serin sulara atıp denizin tadını çıkarabilirsiniz….

Devamını Oku »

Cevizli Tel Kadayıf ve Ramazan Bayramı

Uzun bir aradan sonra işte size tatlı bir başlangıç….Hazırladığım cevizli kekli kadayıf  hafif ve lezzetli bir tatlı. Kaymak yada dondurma ile servis yapabilir. Yazmaya ara vermiş olsam da yeni lezzet deneyimlerime tatil de de devam ettim.  Önümüzdeki günlerde Bodrum ‘da denediğim farklı lezzetlerin de tariflerini ekleyeceğim….

Bu arada umarım hepinizin bayramı şeker tadında geçmiştir:)) Biz bayramın ilk günü dolu dolu tatlı tabaklarını midemize indirip, büyüklerimizin ellerinden öptükten sonra ertesi gün Bodrum yollunu tutunca bu yılın son iftar davetindeki tarifleri, iftar ve bayram için hazırladığım tatlının tarifini ekleme fırsatı bulamamıştım.
Bu yılın son iftar davetinde hazırladığım menüde; Paçanga Böreği, Mevsim Salata, Zeytin Yağlı Taze Fasulye, Yoğurtlu Kırmızı Biber Salatası, Tavuklu Sebze Salatası, Muradiye Çorbası, Orman Kebabı, Şehriyeli Pirinç Pilavı ve Cevizli Kekli Tel Kadayıf tatlısı vardı…

Devamını Oku »

Ağu 25, 2011 - Çorbalar    3 Yorum

Minestrone Çorbası

Minestrone, İtalyan usulu karışık sebze çorbası. İtalya ‘da Verona ‘da yediğimiz şekliyle hazırladım. İçine fasulye, kereviz ,şehriye yada makarna da konabiliyor. Et suyu ile pişiriliyor ancak bizde ki kıvamlı çorbalardan farklı olarak yoğurt-yumurta yada un katılmadan hazırlanıyor.

Devamını Oku »

Şirinler Pastası ve Oğlumun Doğumgünü

New York ‘tan sonra bu hafta Şirinler bizim evdeydi !!!

Oğlumun doğum günün de Şirinli pasta hayalini gerçekleştirip masamızı ve şirin arkadaşlarının neşesiyle evimizi şirinledik:)))

Her şey Alperen’in şirinli pasta seçimi ile başladı. Şirinleri çağırmanın en şirin yolu şirinli davetiyeler diye düşünerek bir kaç gün önceden yukarıdaki davetiyeyi hazırladım. Neşeli şirinin yanına şirin oğlumun fotoğrafı ve şirin çağrısı başlangıç noktası oldu. Sonra şirinlerin en çok sevebileceği çeşitlerle masayı donattım.

Menüde şirinlerin ağzına layık; Sosisli halka börek, Bonibonlu Kurabiye, Tava Pizzası, Sütlü İrmik Tatlısı , Beze veeee en önemlisi Şirinli Pasta vardı.

Devamını Oku »

Ağu 16, 2011 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Etimekli Kırmızı Biber Salatası ve İftar

İftar masasındaki çiçek bana ilham verdi ve salatanın üst yüzeyini içimden geldiği gibi şekillendirdim…..

Aslında lezzeti içinde saklı ama görüntüde iştah kabartmalı:)) Salata ilk iftar davetinde çok beğenilince ikincisinde de tekrarı- repeat olarak hazırladım. İmalatta baskı sektöründe buna kısaca repeat’ in sessiz harfleri ile RPT deniliyor…Aynı şeyi tekrar tekrar yapmayı sevmediğimden olsa gerek hemen üst yüzeyi değiştirdim. İşte size iki seçenek, tercih size kalmış…

İkinci davet sofram….

Malzemeler

  • 1/2 paket etimek,
  • 300 gr. ceviz
  • 300 gr. közlenmiş biber ( 5-6 adet orta boy)
  • 200 gr. mantar (süper fresh kesilmiş mantar kullandım)
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz
  • 1/2 çay bardağı zeytin yağı, Yarım limon

Yapılışı

· Etimekler ve ceviz içi fındık büyüklüğünde ufalanır.

· Diğer tarafta, közlenmiş biber ve mantarlar ince kıyılır.

Közlenmiş biberi mevsiminde fırında yıkayıp 180 derecede kabukları çatlayana dek bekleterek közledim.

Közlenen biberlerin kabuklarını soyup tomurcuklarını ayırdıktan sonra küp küp kesiyoruz.

Mevsim dışında konserve şekliyle kullanabilirsiniz. üzerine zeytinyağı, limon ve tuz eklenerek karıştırılır.

Bu iki karışım birleştirilir. Servis tabağına alınan karışım üzerine, sarımsaklı yoğurt dökülüp, süslenir.

Not: Mısır sevenler mantarlı, közlenmiş kırmızı biberli karışıma zeytinyağı ve limon eklemeden önce haşlanmış mısır da ilave edebilir.

Sayfalar:«123456789...16»