Cevizli Tel Kadayıf ve Ramazan Bayramı

Uzun bir aradan sonra işte size tatlı bir başlangıç….Hazırladığım cevizli kekli kadayıf  hafif ve lezzetli bir tatlı. Kaymak yada dondurma ile servis yapabilir. Yazmaya ara vermiş olsam da yeni lezzet deneyimlerime tatil de de devam ettim.  Önümüzdeki günlerde Bodrum ‘da denediğim farklı lezzetlerin de tariflerini ekleyeceğim….

Bu arada umarım hepinizin bayramı şeker tadında geçmiştir:)) Biz bayramın ilk günü dolu dolu tatlı tabaklarını midemize indirip, büyüklerimizin ellerinden öptükten sonra ertesi gün Bodrum yollunu tutunca bu yılın son iftar davetindeki tarifleri, iftar ve bayram için hazırladığım tatlının tarifini ekleme fırsatı bulamamıştım.
Bu yılın son iftar davetinde hazırladığım menüde; Paçanga Böreği, Mevsim Salata, Zeytin Yağlı Taze Fasulye, Yoğurtlu Kırmızı Biber Salatası, Tavuklu Sebze Salatası, Muradiye Çorbası, Orman Kebabı, Şehriyeli Pirinç Pilavı ve Cevizli Kekli Tel Kadayıf tatlısı vardı…

Devamını Oku »

Ağu 25, 2011 - Çorbalar    3 Yorum

Minestrone Çorbası

Minestrone, İtalyan usulu karışık sebze çorbası. İtalya ‘da Verona ‘da yediğimiz şekliyle hazırladım. İçine fasulye, kereviz ,şehriye yada makarna da konabiliyor. Et suyu ile pişiriliyor ancak bizde ki kıvamlı çorbalardan farklı olarak yoğurt-yumurta yada un katılmadan hazırlanıyor. Yani bizdeki deyimiyle bu çorbaya terbiye yapılmıyor. Sağlıklı, hafif ve yapımı pratik bir çorba. Ben çorbanın kıvamlısını severim diyenler tereyağında baharat ve salçalı un kavurup ilave edebilir. İki şekilde de pişirdim; ikisi de beğenilerek yenildi. Tercih sizin damak tadınıza kalmış.

Malzemeler

  • 2 Havuç
  • 2 kabak
  • 1 Soğan
  • 8-10 adet taze fasulye
  • 4 orta boy Domates
  • 1-2 diş sarımsak
  • 5 su bardağı et suyu
  • 1 fincan sıvı yağ
  • Tuz

Yapılışı

  • Soğan yemeklik olarak doğranır.
  • Tencerede sıvı yağ kızdırılarak soğanlar kavrulur.
  • İri zar boyunda kesilen kabak ve havuçlar eklenip sotelenir.Taze fasulyelerde ayni boyutta kesilir.
  • Küçük küp küp kesilen domateslerle, fasulyeler eklenip sotelenmeye devam edilir.
  • Et suyu ilave edilip ara sıra karıştırılır. Tuz da eklenip kısık ateşte sebzeler pişene kadar pişirilir.

Şirinler Pastası ve Oğlumun Doğumgünü

New York ‘tan sonra bu hafta Şirinler bizim evdeydi !!!

Oğlumun doğum günün de Şirinli pasta hayalini gerçekleştirip masamızı ve şirin arkadaşlarının neşesiyle evimizi şirinledik:)))

Her şey Alperen’in şirinli pasta seçimi ile başladı. Şirinleri çağırmanın en şirin yolu şirinli davetiyeler diye düşünerek bir kaç gün önceden yukarıdaki davetiyeyi hazırladım. Neşeli şirinin yanına şirin oğlumun fotoğrafı ve şirin çağrısı başlangıç noktası oldu. Sonra şirinlerin en çok sevebileceği çeşitlerle masayı donattım.

Menüde şirinlerin ağzına layık; Sosisli halka börek, Bonibonlu Kurabiye, Tava Pizzası, Sütlü İrmik Tatlısı , Beze veeee en önemlisi Şirinli Pasta vardı.

Devamını Oku »

Ağu 16, 2011 - Salatalar ve Mezeler    Yorum Yok

Etimekli Kırmızı Biber Salatası ve İftar

İftar masasındaki çiçek bana ilham verdi ve salatanın üst yüzeyini içimden geldiği gibi şekillendirdim…..

Aslında lezzeti içinde saklı ama görüntüde iştah kabartmalı:)) Salata ilk iftar davetinde çok beğenilince ikincisinde de tekrarı- repeat olarak hazırladım. İmalatta baskı sektöründe buna kısaca repeat’ in sessiz harfleri ile RPT deniliyor…Aynı şeyi tekrar tekrar yapmayı sevmediğimden olsa gerek hemen üst yüzeyi değiştirdim. İşte size iki seçenek, tercih size kalmış…

İkinci davet sofram….

Malzemeler

  • 1/2 paket etimek,
  • 300 gr. ceviz
  • 300 gr. közlenmiş biber ( 5-6 adet orta boy)
  • 200 gr. mantar (süper fresh kesilmiş mantar kullandım)
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz
  • 1/2 çay bardağı zeytin yağı, Yarım limon

Yapılışı

· Etimekler ve ceviz içi fındık büyüklüğünde ufalanır.

· Diğer tarafta, közlenmiş biber ve mantarlar ince kıyılır.

Közlenmiş biberi mevsiminde fırında yıkayıp 180 derecede kabukları çatlayana dek bekleterek közledim.

Közlenen biberlerin kabuklarını soyup tomurcuklarını ayırdıktan sonra küp küp kesiyoruz.

Mevsim dışında konserve şekliyle kullanabilirsiniz. üzerine zeytinyağı, limon ve tuz eklenerek karıştırılır.

Bu iki karışım birleştirilir. Servis tabağına alınan karışım üzerine, sarımsaklı yoğurt dökülüp, süslenir.

Not: Mısır sevenler mantarlı, közlenmiş kırmızı biberli karışıma zeytinyağı ve limon eklemeden önce haşlanmış mısır da ilave edebilir.

Cevizli Buğday Salatası ve İftar

Ramazan geldi , hoş geldi….Aile büyükleri, dostlar ve kardeşlerle kurulan bereketli sofraların vakti geldi.

Vakit anlama vaktidir…

Gönlünü ve bedeninin nadasa çekerek anlama..

Yoksulu, muhtacı, israfı ve bereketi anlama…

ve dünya nimetlerini paylaşmanın tadını anlama..

Vakit dönüş vaktidir…

Yaradan’ a ve özüne dönüş …

 

Bu yılki iftar davetimde menüde; Şehriyeli Tavuk Suyu Çorbası, Paçanga Böreği, Tas Kebabı, Yıldız Şehriyeli Pirinç Pilavı, Cevizli Buğday Salatası, Etimekli -Mantarlı Kırmızı Biber Salatası ve Güllaç vardı.

İşte davet sofram….

İftariyelik Tabağı

Hurma- Domates Reçeli- Gelincik Reçeli- Baharatlı Tütsülenmiş Hollanda Kaşarı ve Pastırma

Tas Kebabı ve Tereyağlı-Yıldız Şehriyeli Pirinç Pilavı

Cevizli- Yoğurtlu Buğday Salatası

Şehriyeli Tavuk Suyu Çorbası

Kaşar peyniri ve Pastırmanın nefis birleşimi ile,

Paçanga Böreği

 

Kırmızı Biberli- Mantarlı Salata

Güllaç bizim için Ramazan’ın pide gibi vazgeçilmez yada olmazsa olmazlarından. Hafif ve pratik bir sütlü tatlı yapmak isteyenlere ideal seçenek. Tarifi Pastalar menüsünde…



 

CEVİZLİ BUĞDAY SALATASI

Malzemeler

  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • 1 su bardağı ceviz
  • 3 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı süzme yoğurt
  • 2 küçük diş sarımsak
  • 4 orta boy salatalık
  • Tuz

Yapılışı

  • Buğday yıkanıp, üzerini dört beş parmak örtecek kadar su ile iyice haşlanır.
  • Sarımsaklar rendenin küçük tarafı ile rendelenip sarımsaklı yoğurt hazırlanır. Tuz ilave edilir. Hazırlanan yoğurda süzme yoğurt ilave edilerek daha kıvamlı bir hale getirilir.Haşlanan buğdayların suyu iyice süzülür. Bu aşamada bir süzgeçte bekleterek fazla suyu süzüyorum. İri kıyılmış ceviz, haşlanmış buğday ve küp küp kesilen salatalıklar yoğurtlu karışımla karıştırılır.Üzeri ince kesilmiş salatalık parçaları ile süslenir.

 

Tem 24, 2011 - Çorbalar    Yorum Yok

Isırgan Otlu Tarhana Çorbası ve Cumalıkızık

Mide, bağırsak, karaciğer, böbrek rahatsızlıklarından, damar tıkanıklıklarına, egzama rahatsızlığına ve kan yapıcı özelliğine kadar pek çok konuda şifalı bitki olan Isırgan otuyla yapılmış bir çorba içmeye ne dersiniz?

Hafta sonu kaçamağında Cumalıkızık ‘da görüp aldığım tarhanayı kendi tekniğimle pişirdim. Bu haliyle tadı klasik tarhanayı andırırken, ısırgandan gelen baskın bir tadı olmadığını hissediyorsunuz ve sonuçta pişirdiğim teknikle tahminimden de lezzetli oldu. Hele üzerine eklenen beyaz peynirle birleşince içme de yanında yat hali:)) ımmmm nefis. Üstelik böyle şifalı bir bitkiyi yemiş ve evdekilere yedirmiş olmanın hazzı da cabası.

Cumalıkızık’ ı anmışken kestane ağaçlarından yapılmış cumbalı evleriyle bu kültür mirası köyden bahsetmeden geçmek haksızlık olur. Bursa ‘ da Uludağ eteklerinde vadiler arasına kurulmuş köyün tarihinin 1300 lü yıllara dayandığı söylenir. Vadide yar alan kızık soyadlı köylerden biri olan Cumalıkızık, rivayete göre zamanında kızık köyleri arasında Cuma namazlarının toplanılıp kılındığı yer olduğu için Cumalıkızık olarak anılırmış.

 

Bir gün yolunuz düşerse mutlaka uğrayıp el emeği lezzetlerinin ( keçi sütlü dondurma, gözleme, mantı, böğürtlen, ahududu şurupları-reçelleri vs.) tadına bakmanızı ve göz nuru işlemelerin (iğne oyası kolyeler-takılar, ahşap ev aksesuarları vs.) görmenizi tavsiye ederim. Her şeyin doğalı, her şeyin organiğini Cumalıkızık ‘da bulabiliyorsunuz.

Devamını Oku »

Tem 18, 2011 - Çorbalar    Yorum Yok

Fransız Usulü Soğan Çorbası ve Montmarte Tepesi

Paris ’i tepeden izlemek, Sacre Coeur ve Ressamlar sokağını görmek için Montmartre tepesine çıktık. Yüksekliği 130 metre civarında olan bu tepe dik bir yamaçta. Tepeye ulaştığımızda Sacre Coeur tüm haşmetiyle karşımızdaydı. Beyaz kubbeleri Tac Mahal i anımsatıyor.

Sacre Coeur ‘ü karşımıza alıp sol tarafındaki dik yokuşa çıkınca Ressamlar sokağına ulaştık. Burada zamanında Pablo Picasso, Van Gogh, Salvador Dali gibi pek çok ressam çalışmış. Halen Paris teki ressamlar için bir merkez konumunda. Kendi portresini yaptırmak isteyenler yada el yapımı bir Paris manzarası satın almak isteyenler için seçenek çok.

Devamını Oku »

Tem 11, 2011 - Çorbalar, Sizlerden gelenler    Yorum Yok

Annemin Arpa Şehriye Çorbası

Hayata başlarken sağlıklı doğdunuz ve kocaman “1” ile başlangıç yaptınız. Sonra gittikçe sahip olduklarınız artmaya başladı. Büyüdünüz, okullu oldunuz, yanına bir “sıfır” …Okul bittiğinde bir “sıfır” daha. Meslek sahibi oldunuz, çalışmaya başladınız, bir “sıfır” daha arttırdınız… Sonra mesleğinizde hedeflediğiniz kariyere ulaştınız, tebrikler yeni bir “sıfır” eklediniz hanenize:))

10000000……..

Zenginliklerinizi arttırmaya devam ettiniz. Ev aldınız bir “sıfır” daha eklediniz… Araba, evlilik, çocuk v.s.ya da sizin için zenginlik ve sahip olduğunuz önemli değerler her ne ise her biri için ekleyin ekleyebildiğiniz kadar “sıfır-00000000”…

Aslında ne çok şeye sahibiz ve valörümüz sayısal olarak ne kadar büyüdü değil mi?

Ama Allah göstermesin bir sağlık problemi yaşadınız ve sağlığınız kaybettiniz diyelim. Ne mi oldu o zaman? Tüm varlıklarınızın önündeki “1” i siliyorsunuz. Veeee geriye sadece “sıfır” kalıyor. Yani tüm zenginlikler sağlık olmayınca koca bir sıfır!

Uzun yıllar önce Bütün Dünya’ da okuduğum anektod sağlımızın değerini çok iyi ifade ediyordu. Hatırladığım kadarıyla, birazda aklımda kalanı uyarlayarak yazdım. Bu ara başta annem ve amcamın sağlık problemleri bizi epey üzünce ne yemek bloğuma ne de kendime ekstra zaman ayıramadım. Yada zaman olduğunda da konsantre olmadım. Bu dönemde bizi yalnız bırakmayan tüm aile dostlarına destekleri için buradan tekrar teşekkür ediyor ve hepinize sağlıklı günler diliyorum.

Bu gün eklediğim çorba çocukluğumdan beri çok sevdiğim yemeye doyamadığım Kıymalı Arpa Şehriye Çorbası. Bu çorbayı annem yanı başımda iken, onun dilinden, kendi elimden tariflerim arasına ekleyip kayıt altına almak istedim. Sizde evde klasik ve lezzetli bir anne çorbası pişirmek isterseniz bu çorbayı denemenizi tavsiye ederim.

Hani öyle gizemli ve ilginç adı olmayan ama lezzeti damak tadınıza uygun, içinizi ıstıcak ve ancak annelerin elinden pişecek lezzette bir çorba pişirmek isteyenlere…

Malzemeler

  • 1 su bardağı arpa şehriye
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 150 gr kıyma
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 2 lt su
  • Tuz, nane ve karabiber

Terbiyesi için;

  • 1 küçük boy limon
  • 1 yumurta

Yapılışı

  • Tereyağı hafif eritilip, kıyma eriyen tereyağında kavrulur. Öğütülen tane karabiber, nane ve tuz ilave edilir. Salça ilave edilip homojen bir karışım elde edene kadar karıştırılır.
  • Salçalı- kıymalı karışıma kaynak su kademeli olarak eklenir.
  • Şehriyeler kaynayan karışım içine yavaşça salınır. Hızlıca boşaltırsanız aniden taşma yapabiliyor. Aman dikkat ! Bu aşamada riske girmemek için altını kısa süre kapatıp şehriyeleri saldıktan sonra tekrar açabilirsiniz. Şehriyeler diriliğini kaybedip pişince altını kapatabilirsiniz.
  • Son aşama çorbamızın terbiyesini hazırlama aşaması. Bunun için derin bir kaba yumurta kırılır, iyice çırpılıp, içine limon suyu eklenir. Derin kap kullanmamızın sebebi karışım aşamasını çorba tenceresinde değil kabın içerisinde gerçekleştirmek. Çorbamız ılık hale geldikten sonra çorbadan kepçe ile alıp terbiyenin bulunduğu kabın içine ilave edilir. Ekleme aşaması kademeli olarak devam eder. Son olarak kasenin yaklaşık yarısını doldurduğunuzda yani homojen hale geldiğinde tencereye geri boşaltın ve bir taşım daha pişirdiğinizde servise hazır hale gelecektir.

 

Not: Çorba ılıkken kademeli karışım ve sonrasında kısa süre pişirme içine eklediğiniz yumurtalı terbiyenin çorba içinde pişmesini ve parça halde kesilmesini önler. Arzu edenler terbiye kullanmadan da servis yapabilir. Ama bu çorbaya limonlu terbiye çok yakışıyor.

Haz 18, 2011 - Et Yemekleri, Özel Günler    Yorum Yok

Ballı Mahmudiye ve Babalar Günü

 


Her çocuk babasına düşkündür ama kız çocukları için babaları bir başkadır. Bu düşkünlüğün ötesinde gelen hayranlık pek çoğumuz için eş seçimine dek sürer…Gece gibi sakin, gündüz gibi hareketli, hep koruyan, hep şefkatli…Kısık gözlerinin kenarlarında yıllarca yaptığı çalışmaların getirdiği çizgilerle bize hep ışıl ışıl bakan bir çift göz. Gür ve kavisli kaşları yüzüne sert bir ifade verip hem bir mesafe hissettiriyor hem de göz bebeklerinde şefkati tamamlıyor. Gözlerine bakınca hiç ayrılmasam diyorum. Zaman zaman ayrılmak zorunda kalsam da, en zoru beyaz gelinliğime bağladığı kırmızı kurdeleden sonra oldu. Kapıdan çıkana kadar göz yaşlarını göz pınarlarına sakladı. Taa ki kapıdan dışarı çıkana dek…Adımımı atarken eşikten gayri ihtiyari dönüp bakınca süzülen yaşları gördüm. Benden sakladığı yaşlar pınarlarına sığmayıp taşmıştı…O güne dek bize hiç göstermediği yaşlar… Hayatın üzerine, onun arkamda olup beni koruyacağını, savunacağını bilerek hep cesaretle yürüdüm. Benim mihenk taşım, pusulam, koruyucum her şeyim, biricik babam…Sen olmasan nasıl dayanırdım kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenirken hayata…Elinin içinde kaybolan küçücük ellerimi tutunca senin hızına yetişemesem de doğru yolda olmanın verdiği huzur ve güven içimden hiç eksik olmadı. Sen var oldukça o küçük kız çocuğu hep içimde yaşayacak. Senin ve tüm babaların babalar günü kutlu olsun. Babalar ve kızlarına değinmişken yakın zamanda keşfettiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Farklı bir yaklaşımla yazılmış, duygusal ve güzel bir kitap. Pradigma yayıncılık Oğullar ve Babaları ‘ndan sonra şimdi de “Kızlar ve Babaları “adlı kitabı basmış. Avukat, akademisyen, emekli, müzisyen, gazeteci, şair vb. farklı meslekten 56 kadın çocukluktan taşıdıkları hatıralarla babalarını anlatmış. Kitapta farklı kuşaklar, farklı politik görüşler,farklı mesleklerden ama pek çok ortak şeyi, en başta kızların babalarına duyduğu o büyük sevgiyi anlatmış. Babalar gününe dair güzel bir hediye olabilir…Aslında yapılabilecek çok şey var bu özel günde onun için . Ama sanırım en güzeli babalar için kendi elinizle yapılmış bir yemek olur. Şöyle babalara yaraşır bir Osmanlı yemeği…Ballı Mahmudiye; bal, kayısı, razaki üzüm ve bademle pişirilmiş limon soslu tavuk parçaları. Benim gibi bir yemek tutkunu ve damak tadını geliştirmeye çalışan birisi için her kaynak bir yol oluyor. Kitap, dergi, çeşitli gıda ürünlerin içinden çıkan tarifler, yurt içi-yurt dışı kaynaklı tarifler, yemek ve gurme programları. Tabii hal böyle olunca bir süre önce başlayan Master Chef ‘de benim için bir kaynak oldu. Programda ünlü şeflerden Aydın Demir’in yarışmacılar için hazırladığı bu yemeği deneyip, tarifini uyarladığımda şimdiye dek yediğim en lezzetli şehriye pilavı ve tavuk etli yemeği yediğimi hissettim. Uğraşması biraz zor görünse de yemeğe başladığınızda değdiğini göreceksiniz.

Malzemeler

  • 1 Büyük boy Tavuk
  • 1 adet iri boy Havuç
  • 2 adet orta boy soğan
  • 1 adet limon
  • 2 defne yaprağı
  • 2.5 lt Su
  • 1.5 Kase arpa şehriye
  • 10-12 adet kuru kayısı
  • 15-20 adet kuru razaki üzüm
  • 15-20 adet çiğ badem
  • 2 adet çubuk tarçın
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1/2 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı bal
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 1 tutam maydanoz
  • Tuz, Tane Karabiber

Yapılışı

  • Yıkanan tavuk, iri doğranmış havuç, dörde bölünmüş bir kuru soğan, 5-10 adet tane karabiber ve 1/4 Limon tencereye su ile birlikte koyulup tuz ilave edilerek iyice haşlanır. Tavuk etleri, kemikten hafif dokununca  sıyrılacak kadar pişirilir. Diğer tarafta kuru soğan yemeklik doğranır.
  • Pilav tenceresinde çiçek yağı hafif kızdırılınca, tere yağı da eklenir. Tere yağı köpürüp sütünü kaybedince arpa şehriyeler katılır. Tuzu ilave edilir, sürekli çevrilerek kavrulur. Şehriyeler hafif renk değiştirince, küçük doğranmış soğanlar eklenerek kavurmaya devam edilir.
  • Şehriyeler tamamen kavrulunca, tavuğun haşlama suyunun 1/3′ü ve bir o kadar da kaynar su ilave edilerek, şehriye pilavı klasik pilav gibi pişirilir. Şehriyenin cinsine göre su miktarı ayarlanabilir. Önce yüksek ateşte, göz göz olunca kısık ateşte suyu çektirilir. Demlenmeye bırakılır.
  • Kenara alınan haşlanmış tavuk iri iri (löp et olarak) kemiklerinden sıyrılarak, fırın tepsisine konur. Sıyırma esnasında göğüs ve but etlerini tepside ayrı bölgelere yerleştirilerek, servis esnasında tabaklara da eşit oranda dağıtabilirsiniz.
  • Ayıklanan tavuğun kemikleri, derisi tekrar haşlama tenceresine alıp haşlamaya devam edilir. Bu haşlama ile daha lezzetli ve yoğun bir haşlama suyu elde edilir.
  • Tavukları etlerini tepsiye koyduktan sonra üzerine, kuru kayısı (kişi başına 2 tane), kuru razaki üzüm, soyulmuş çiğ badem rastgele konulur ve üzerine bal gezdirilir.
  • Kalan haşlama suyunun yarısı ayrı bir kaba alınarak, ılık su ile sulandırılmış nişasta ve bir limon suyu ve ince doğranmış bir tutam maydanoz eklenerek hazırlanan sos kısık ateşte biraz koyu kıvam alana kadar kaynatılır.
  • Hazırlanan bu sos, tavuklu-ballı tepsiye dökülür ve üzeri alüminyum folyo ile sarılıp önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında pişirilir. On- onbeş dakika sonra çıkarılır. Bir yemek kaşığı tere yağı üzerine eklenir.
  • Tabağa kase ile ters çevrilerek konan şehriye pilavının ortası oyulup, Ballı mahmudiye eklenerek sıcak servis yapılır.

 

Haz 12, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Disneyland- ilk tur

Masal diyarı Disneyland ‘ a gitmeyi düşünenler için Pariste otellerin büyük çoğunluğunda ve Tourism Information ofislerinde Disneylandbiletleri satılıyor. Gidişle ilgili ulaşım konusunda da kalacağınız otelden bilgi alabilirsiniz. Ya da bileti girişte alabilirsiniz. Mesafe olarak trafiğe göre değişmekle birlikte, ulaşım merkeze 30-45 dakika arası zaman alıyor. Aklınızda olsun Paris merkeze göre birazcık daha tepede ve daha serin-rüzgarlı oluyor.

Biz bilet konusunu girişte alarak hallettik…Çocuklar zaten şendi ama biz de çocuklar gibi şendik:)) Disneyland 10:00 da açılıp akşam 19:00 da kapanıyor. Bizde zamanı tam değerlendirdik ve açılırken girip kapanırken çıktık… Neredeyse çıkarken kapıyı arkadan kapatın dedirtecektik:))

Disneyland; Walt Disney Stüdyolarını, otellerin yer aldığı kasabayı ve eğlencenin tavan yaptığı Disneypark ’ı içine alıyor. Disneypark girişinde envai çeşit hediyelik eşyaların satıldığı dükkanların yer aldığı Main Street-Ana cadde ile başlıyor. Bu cadde Central Plaza adı verilen parkın orta noktasına kadar uzanıyor. Buradan sonrası Frontierland, Adventureland, Fantasyland ve Discoveryland olarak bölgelere ayrılıyor.

Frontierland, vahşi batı ve kovboyların hakim olduğu Amerikan stilinde. Big Thunder Roller Coaster da burada yer alıyor. Ayrıca bu bölgede nehirde büyük tekne ile turu yapabilirsiniz. Adventureland; İndiana Jones, Karayip korsanları gibi heyecan verici ve adrenalini yükselten aktiviteler yer alıyor. Fantasyland ise klasik disney kahramanları; Pinokyo evi, Pamuk Prenses, Peter Pan, Uyuyan güzel gibi karakterlerin yanısıra it’s a small world’ un bulunduğu bölge.

Discoveryland, bilim kurgu tarzında geleceğe yönelik keşifler için. Burada uzay gemisiyle seyahat-star tours, yine uzayda roller coaster yani Space Mountain gibi bölümler bulunuyor. Gitmeyi düşünenler için girişte alacağınız küçük haritada hepsini takip edebilirsiniz.

Aslında Disney Parkta hem Disneyland Park hem de Walt Disney Stüdyolarını görmek isterdik ama bir güne ikisini de sığdırmak pek mümkün olmuyorBazılarını es geçerim derseniz başka tabii… Biz sabah 10:00 dan akşam 19:00 a kadar yani açık olduğu tüm saatler boyunca dolaşmamıza rağmen ancak Disneyland Park tarafını dolaşabildik. O da en önemli ve büyük olanlardan tercih ettiklerimizi seçerek …Çünkü Disneyland çok büyük ve aletlerin önünde 45 dakika ile 1 saat (kimi zaman 1 saatten de fazla) kuyruk beklemeniz gerekebiliyor…Biletinize “fastpass” kart alıp seçtiğiniz bir alete randevu alıp girmek de mümkün oluyormuş ama ard arda kullanılamadığı gibi fastcard gişeleri kapanmadan önce kullanılmazsa yine işe yaranıyormuş. Yani elinizde patlayabiliyormuş…Birinden çıkıp diğerine gideceğiniz saatler de net olmadığı için kart kullanmadık.

 

Eğer roller-coaster ‘lara meraklıysanız ilk açılışı sabah erken saate Disney parkın en favori ve önünde en uzun kuyruklar olan roller-coaster ‘larından Indiana Jones veya Space Mountain ‘den biri ile yapabilirsiniz. Biz ilk girişte tüm cesaretimizi toplayıp bence en zorlu olan Space Mountain le başladık. Space Mountain 1865 yılında Jules Verne nin yazdığı romandan esinlenerek yapılmış. Dünyadan aya fırlatılışı- From the earth to the moon- temsil ediyor. İşte fırlatma anı …

Tam bir fırlatma anı yaşıyorsunuz. Uzay mekiğine binip dünyadan uzaya doğru fırlatılmayı yaşatıyor…Adrenalin tam anlamıyla tavan yapıyor, müthişşşş bir duyguydu !… İndiğimiz anda bacaklarımız resmen titriyordu…Abartmıyorum zor ayakta durdum…Fırlatma sırasında bir ara başımı koltuktan ayırmıştım, öyle bir basınç vardı ki tekrar koltuğa dayayamadım ve yanlara çarptım…Parkın adrenali en çok yükselten Roller-coaster’ ı Space Mountain. İnipte biraz kendimize gelince çıkışta ne görelim; zirvede iken içeride grup grup fotoğraflarımız çekilmiş. İfadelerimiz tamamen kaymış tabi:))

İzlemek isteyenler aşağıdakii linkden ulaşabilir.

http://www.youtube.com/watch

Ardından birazcık soluklanabileceğimiz, sakin bir şekilde vakit geçirebileceğimiz; Micheal Jackson ın “We are here to change the World”- dünyayı değiştirmek için buradayız sloganlı filmini izledik. Film salonuna girmeden önce ön salonda flat ekranlara yansıyan görüntülerden filmin sahne arkası çalışmalarını izleyip ondan sonra salona girdik. Açıklamalar Fransızca olduğu için bilgi -information kısmına biraz Fransız kaldık. Ama kendileri bilir herhangi bir uyarı yaptılarsa da dilinizi bilmiyoruz gibi bir gerekçemiz olmuş oldu…Böyle turistik-dünyanın dört bir tarafından insan gelen bir yerde bu kadar milliyetçilik olur pes valla dedikten sonra salona girdik. Filmde 3D dışında; zeminde titreşim, hareket, lazer ve duman gibi efektler de varmış. Varmış diyorum çünkü bizim şansımıza film esnasında teknik bir sorun çıktı. Tamamını izleyemedik. 3D a diğer efektlerin katılması güzel yanıydı. Micheal Jackson un dansları da renk katmıştı. 3D Filmlerin belli periyotlarla değiştiği ve eski filmin daha ilginç olduğu söyleniyor…Kıyaslayamadık ama bu filmde kötülüklerle savaşırken Micheal Jackson ın dansları ön plana çıkarılmıştı.

It’s a small World; botlarla su kanalları arasından 15 dakika boyunca tur atıp dünyanın dört bir tarafından geleneksel kıyafetleriyle, hoş bir müzik eşliğinde dans eden bebekleri izliyorsunuz. Çok şirinnn ler.. Doyamadık, bir daha girelim dediklerimizdendi. Bu arada sınır yok, aynı turu defalarca tekrarlayabilirsiniz.…Tamamen tercihinize kalmış. Biz yeni denemelere yelken açıp sonra tekrarlarız deyince bir daha geri de dönemedik…

Geçit Töreni saat 17:00 de başlıyor…Tüm Disney kahramanlarını bu aşamada görebiliyorsunuz…Gidecek olanlara kaçırmamalarını tavsiye ediyorum…

Mickey -Mini Mousse, Oyuncak hikayesi, Aslan Kral, Deniz kızı, Winnie the Pooh, Simbad, Pinokyo, Alice Harikalar Diyarında…Hepsi neşeyle, dans ederek geçiyorlar…Bazı yerlerde duraklayıp çocukları da dansın içine çekiyorlar…Dansçıların gösterileri ve kostümleri çok profesyonelce hazırlanmış…

O kadar çok fotoğraf ve o kadar dolu bir gün oldu ki Disney yorumlarımı ve fotoğrafları bir sayfaya sığdırmadım:)) Devamı önümüzdeki günlerde….

 

Sayfalar:«12345678910...31»