Bursa | BaharDALI
Bursa için Arşiv"
Nis 6, 2011 - Seyahatname    Yorum Yok

Uludağ

Öyle bir dağ ki, dört mevsimi ayrı güzel. Buz gibi akan suları, yemyeşil çam ağaçları, gölleri, kışın bembeyaz yamaçları ve benzersiz bitki örtüsüyle kendine mıknatıs gibi çekiyor insanı….Bu iklim ve coğrafya ile tüm bu güzellikler kendinizi dev gibi hissettiriyor…Necip Fazıl’ın dediği gibi bir dev olmak istiyorsan, dağlarda şarkı söyle!

  • Al eline bir değnek,
  • Tırman dağlara, söyle!
  • Şehir farksız olsun tek,
  • Mukavvadan bir köyle.
  • Uzasan, göğe ersen,
  • Cücesin şehirde sen;
  • Bir dev olmak istersen,
  • Dağlarda şarkı söyle!

       Necip Fazıl Kısakürek

Pek çoğunuzun; kayak cenneti ve mangal sefası için ideal bir mekan gözüyle baktığı Uludağ ‘da aslında yaz aylarında yapılacak pek çok farklı aktivite var ; trekking, dağ bisikletiyle turlar, gölde yüzmek, zirve yürüyüşü yada tırmanışı v.b….

Bu aktiviteler arasında en keyifli deneyimi zirve yürüyüşü sırasında yaşadık. 25 kişilik EMO (Elektrik Mühendisleri Odası) grubu ile birlikte Volfram madeninden başlayan yürüyüşümüzde bize iki uzman dağcı eşlik etti. Böyle bir aktivite için ilk çıkışta mutlaka yanınızda uzman dağcılar olması şart. Yoksa teknik konular ve yön bulmada ciddi sıkıntı yaşayabilirsiniz… Bize destek olan spora ve doğaya aşık iki güzel insan; ayni zamanda birbirinin ruh ikiziydi… Hatta bu birliktelikleri resmi hale getirirken nikahlarını da zirvede kıydırmışlar….Ne hoş değil mi? İşte bu iki özel insan tüm tecrübelerini bize aktararak yol gösterdiler…İzlediğimiz güzergah şemadaki patika yol oldu.

Bu yürüyüşe çıkarken yanınıza; su ve kumanyalarınızın yer aldığı bir omuz çantası, iri cepli kargo tipi pantolon, iyi bir dağcı ayakkabısı (yada iyi bir spor ayakkabı), güneş gözlüğü, şapka, ensenizi güneşten korumak için ter emebilen pamuklu bir fular ve mümkünse zorlu alanlara karşı bir baton gerekiyor…Böyle bir tırmanışın en ideal zamanı ise Temmuz yada Ağustos ayı. Yani zirvede karların iyice eridiği bitki örtüsünün ve minik dağ çiçeklerinin açtığı aylar.

Aslında bu yürüyüş öncesi günde bir saat yürüyüşle antremanlı olmak ideali ama biz çok spontane gelişen geziye katılış planımızdan ötürü böyle bir fırsat bulamamıştık. Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra grup halinde çıkış başlıyor… Bazı kurallar var ki olmazsa olmaz. Bunlardan birisi tek sıra halinde yürümek ve gruptan hariç duraklama yapmamak… Yukarıda her yer aynı gibi görünüyor …Gruptan ayrılanları kurtlar kapar misali tek sıra düzenini bozmamak gerekiyor….Çıkış sırasında rotayı uzman dağcılarımız belirlediler. Çıkış sırasında sürekli S çizerek yürüyorsunuz ki eğimli kısımlarda çok fazla zorlanmayın….Belli bir noktadan sonra bulutların aşağıda kaldığını görüyorsunuz, işte bu müthiş bir duygu, dev gibi hissettiğimiz an. Bitki örtüsü oteller bölgesinden çok farklı, çok daha çorak ama küçük şirin dağ çiçekleriyle dolu. Tamamen dağın doğasına özgü bu çiçekler halen pek çok doğa bilimcilerin araştırma konularındanmış. Tüm bu güzelllikleri yaşarken mp3 ler çantaya, grup olmanın tadıyla tutturuk bir türkü; sesimiz yankılanırken bulutların üzerinde biz gayretle çıkışa devam ettik. Aralarda küçük molalarda vardı. Ama süre 2-3 dakikayı aşmayacak şekilde! Neden diye isyan ederken, uzman dağcılarımızın söylemi “uzun sure durursanız bir daha devam edemezsiniz, temponuzu bozmayın” şeklindeydi… vee finale çok yaklaştık, küçük zirveye ulaştık… Son dönemece girince karşımızda Zirve- 2542 metre yüksekteyiz- ; üzerinde bir bayrak ve anı defteri. Anı sayfalarına zirveyi aşmanın, bulutların üzerinde olmanın hissettirdiği tüm güzel duyguları aktarmaya çalıştık. Zirveye çıkış süremiz toplam da tam 4 saati buldu. Zirveden aşağıya doğru baktığımızda Kara göl, Kilimli göl ve Aynalı göl arda arda karşınızda. Hafif bir eğimle aşağıda inişe geçiyorsunuz veee gölün kenarına ulaşıyorsunuz…

Gölde yüzenler, göl çevresinde güneşlenenler, kamp kurup bir kaç günlük de olsa demir atanlar…Biz kumpanyalarımızı çıkarıp minik bir piknik sofrası kurduk kendimize…Zafere ulaşmış komutanların edalarıyla yorgun ama gururlu ve mutlu bir şekilde gölbaşı sefası yaptık. Aslında yorgunluk tavana vurdu da uğur böceğimle birlikte, zirveye Jeeple civar köylerden çıkan temiz yüzlü insanlara, inerken bizi de götürürmüsünüz dememek için kendimizi zor tuttuk. Hatta kamp için çadırları getirmediğimize pişman olmadık desem yalan olur…

Zirve görülecekler listemizde olan yerlerden biriydi. Anlatılmaz yaşanır bir macerayıdı….Yazın yapılacaklar, zirve yürüyüşü ile sınırlı değil; zirveye çıkmadan da dağın serin sularında gölette yüzmenin tadına varabilirsiniz. Aşağıdaki fotoğrafı yüzdüğüm gölette çekmiştim. Filmlerde izlerken gördüğüm ve çok farklı bir deneyim olduğunu düşündüğüm gölette yüzme aslında son derece keyifli. En başta doğa ile baş başa kalıyorsunuz, deniz yada havuzdaki kalabalık ve yoğunluk yok. Çevrede sadece sizi saran ağaçlar var…Yeşilin her tonu suyun yüzeyine yansıyor; görüntü muhteşem. Ayrıca dağdan gelen suyun oluşturduğu gölcüklerde, su, çeşmeden akar gibi berrak ve temiz…Suya alışınca çıkmak istemeyeceğiniz bir keyif hali…

Yazın güzellikleri kadar Kışın da ayrı bir büyüsü var Uludağın. Her yer ipeksi beyaz bir örtü ile kaplanıyor. Kayak takımları, snowboard yada kızaklarla kayma zamanı … Hangisi cesaret ve ilgi alanınıza giriyorsa, tercih size kalmış…Snowboard ‘u hiç denemedim ama deneyenler hem riskinin daha fazla hem de daha zor olduğunu söylüyor. Biz acemice de olsa kaymayı tercih edenlerdeniz…Kayakta tecrübe arttıkça kullandığınız pist sayısı da artıyor tabii.

Pistlerin kabaca çizimi aşağıdaki gibi; telesiyej kartını alıp bütün gün pistten piste dolanabilirsiniz. Eğer ilk kez deneyecekseniz öğrenme sürecini hızlandırmak için kayak hocasından ders almanızda yarar var. Aslında en temel hareket kar sapanı. Kar sapanını başarırsanız kaymak aslında hiç zor değil. Kayakların arkasını açıp uçlarını birbirine yaklaştırıyorsunuz. Yani ayaklarınızla ucu hafif açık bir V şekli yapıyorsunuz. Kayak hocaları bu hareketi yapmaya alışmanız için özel bir aparatla kayakların ön uçlarını birbirinden ayırıyor. Bu uygulama-kar sapanı- frene basmak gibi bir şey…Hızınız artarken dengeyi sağlamanız için. Paralel tuttuğunuz durumda gaza basmış gibi hızlanıyorsunuz. Teorisi kolay ama uygulamaya alışmak biraz zaman alıyor tabi…

Ayağımı yerden kesen üç şey acayip zevk veriyor… Bunlardan biri bembeyaz karların üzerinde kaymak, diğeri tekneden atlayıp turkuaz rengi sularda yüzmek ve sonuncusu da her iki tarafı ağaçlarla dolu bir yolda soft bir müzik eşliğinde araba kullanmak. Denemediyseniz özellikle kaymanızı tavsiye ederim…

Aktivitelerin yanısıra Uludağ a çıkıp şehire tepeden bakmanın (Bakacak tarafından görüntü Google Earth gibi) yada ormanın yemyeşil, kışında bembeyaz dokusunun sefasını (kuş sesleri eşliğinde) yaşayabilirsiniz. Bu sefanıza tertemiz ve bol oksijenli ortamda, şöyle kocaman bir porsiyon sucuk-ekmek yada kuzu çevirmede eşlik edebilir. Üzerine de şöyle mangalda pişirilmiş köpük köpük Türk kahvesi eşlik edince bunun tam karşılığı keyif oluyor !

Ayrıca Teferrüç ‘ten teleferikle Sarıalan‘ a çıkarak manzara keyfinizi çıkış yolu boyunca sürdürebilirsiniz. Teleferikle çıkış oldukça zevkli . Ama uyarmadı demeyin kalp problemi olanlar fazla heyecana dayanamayanlara tavsiye etmem.  Bazı yerlerde -direklerden aşağı inerken-uçaklardaki hava boşluğu gibi salınımlar yaşanıyor, işte bu kısımlar heyecanı arttırıp lunaparktaki gibi nabzınızın sınırlarını zorlayabiliyor.