capella sistina | BaharDALI
capella sistina için Arşiv"
Eyl 15, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Vatikan

Vatikan dünyanın en küçük yüzölçümü ve nüfusuna sahip ülkesi . Devletin başkanlığını Papa ’nın yaptığı Vatikan, Roma’nın sınırları içerisinde bulunmakta. İlk olarak 1929 ‘da bağımsızlığını ilan eden ülkede yaklaşık 500 kişi yaşıyor. Çalışanların ve din adamlarının ikamet ettiği alanlar dışında; postahanesi, bankaları, parası, hukuk sistemi, gazetesi ve 20 dilde yayın yapan radyosu var. Devletin başındaki Papa dini gücüyle o kadar etkili bir insan ki Amerikan Başkanları bile sadece O’nun önünde eğiliyor. Bu küçük görünüp gücü aslında çok büyük olan ülkenin gelirleri dünyanın her yanında kilise olmasına karar verilen arsaların satın alınıp ardından kiralarının toplanması yoluyla sağlanıyormuş. Kurulduğu dönemden itibaren tüm eserler Katedral ve Vatikan müzesi içinde yer alıyor. Katedral ayni zamanda Rönesans ve Barok dönemin önemli eserlerinden. İçeride yer alan Bernini ve Michelangelo’nun eserleri kolleksiyonun paha biçilemeyen parçalarından. Vatikan’ın ön tarafında yer alan SAN PIETRO katedrali 1641 yılında inşa edilmiş. Katedralin bulunduğu meydan ayni zamanda Papa’nın halka hitap ettiği meydan. Üç kutsal kitapta ortak noktalar arasında yer alan ; oruç gibi, güzel ahlak gibi ölçülü giyim de dinine çok bağlı olan katoliklerde önemli konulardan. Vatikan ‘a ve katedrale girerken kıyafet yönetmeliğine uymak gerekiyor. Bayanların askılı ve mini ile girmesi, erkeklerin kısa şort ve şapka ile girmesi yasak. Ancak içerideki fotoğraftan da göreceğiniz gibi ziyaretçiler için kurallar yine de çok sınırlayıcı değil; kısa kollu serbest baş örtüsü istenmiyor. Daha detaylı kurallar Katoliklerde daha çok kendini tamamen dinini yaşamaya adamış rahibeler için söz konusu; onlar uzun kollu uzun elbise giyip başörtüsü kullanıyorlar.

Tavandan yer döşemesine kadar her şey çok estetik el işçiliğiyle yapılmış. İçeride papalarla ilgili de bilgiller var; büyük bir panoda tamamının kronolojik sıra ile isimleri yer alıyor. Katedraldeki en özel eserlerden biri Michalengeleo ‘nun Mermerden inşa ettiği Meryem ana ve kucağında İsa heykeli . Tek parça mermer nasıl da hiç kırılmadan bu kadar detaylı çalışılmış. Renkli olsa canlı zannedersiniz. Özel olarak korunmaya alınan heykelin camekan ardından ve uzaktan ancak bu kadar net görüntüleyebildim. Belki elimde daha iyi bir objektif olsa daha net bir görüntü çıkabilirdi ortaya. Ama bu kadar bahsettikten sonra çektiğim fotoğrafta merakınızı gidermeye yeter diye düşünüyorum.

Vatikan müzesi ve koleksiyonu için ise kesinlikle ayrı bir gün ayırıp sabahtan yola çıkarak yoğun kuyruktan fazla nasibinizi almadan gitmeniz gerekiyor. Bir başka yolda çok planlı iseniz önceden rezervasyon yaptırmak. Biz rezervasyon yaptırmadan sabahın erken saatlerinde kırmızı renkli metro yani A hattıyla , Ottaviano istasyonuna gittik. Ottaviano istasyonunda inince, VIA OTTAVIANO caddesini takip ederek, ilerledik. Küçük hediyelik, şık kıyafetler satan mağazalardan sonra sağ tarafta MUSEI VATICANI yani Vatikan müzesi yazısını görerek sağa döndük. Müze girişi olduğunu 100-200 m önceden anlaşılıyor çünkü önünde epey yoğun kuyruklar oluyor. Kuyrukta Rusu, Almanı, Hintlisi Çinlisi her milletten insan görmek mümkün…Giriş kişi başı 15 Euro. Roma Pass kart alanların kartı Vatikan ’da geçersiz çünkü burası farklı bir ülke. Roma’ ya kadar gidip Melekler ve Şeytanlar filminde izlediğimiz Vatikan müzesini görmeden dönmeyiz dediğimiz yerlerdendi. O nedenle kalabalık ve metrelerce uzayan kuyruğa aldırış etmeden sabah erken saatlerde gitmenin avantajı ile bir saatlik bekleyişten sonra içeriye girmeyi başardık. Girişte dedektörler ile uçağa giriş öncesi yapılan aramalar gibi ciddi bir arama yapılıyor. Ancak içeriye kamera, fotoğraf makinası sokmak yasak değil. Bazı odalarda flaş kullanmak yasak. Şehir efsanesi midir bilinmez ama rivayete gore bir Türk’ün etkisi ile böylesi yoğunlaşmış… Hangi Türk olduğunu hemen hatırlayacaksınız tabii ki Meğmet Ali Ağca…. Yani her yerde iyi yada kötü bir şekilde başı çekmişiz.

Suikastten konu açılmışken Papa’nın koruyucuları İsviçreli askerler.  Ellerinde mızrakları, bellerinde kılıçları, renkli üniformaları ve hareketsiz duruşlarıyla Dolmabahçe sarayını koruyan askerler gibi turistlerin oldukça fazla dikkatini çekiyorlar. Tam 500 yıldır Papa’ya sadakatle hizmet ediyorlarmış.

Hepsini dolaşamadık ama toplam 1400 odası olduğu söylenen Vatikan Müzesi’nin içinde en önemli bölümleri; 1508-1512 yılları arasında inşa edilen ve adını Papa Sixtus IV’den alan CAPELLA SISTINA yani Sistina Şapeli, Papa Julius II’nin görevlendirdiği Raphael’in dekore ettiği RAPHAEL Odaları, bir dönemin tarihini yansıtan Harita ve Goblen koleksiyonları . Harita galerisinde Malta kuşatması, galerinin duvarına 16.yy haritacısı Ignazio Danti tarafından resmedilmiş. Kilise topraklarına ait 40 harita yer alıyor. Yukarıdaki fotoğraf Sistina Şapeli ‘nin tavanında yer alan Michelangelo ‘nun yaptığı dünyanın yaradılışı ve ilk insanın düşüşünü anlatan ünlü tavan freski. Ortadaki resim; ilk insanın yaratılışını anlatıyor. Pek çoğunuzun kartpostallarda gördüğü iki parmağın uc uca etkileşimi ile Michelangeleo Hz.Adem ‘in yaratılışını resmetmiş. En sağdaki resimde ise Hz.Adem ve Hz.Havva anamızın Cennette yasak elmayı koparıp Cennetten kovuluşları resmedilmiş. Şapelin sağ duvarı boyunca Hz.İsa’nın sol duvarı boyunca Hz.Musa’nın mucizeleri resmedilmiş. Tabii Peyganberimizi son peygamber olduğu için kabullenmek istemediklerinden olsa gerek yapım yılı 1500 lerde olan şapelde sadece iki Peygamberin mucizleri yer alıyor. Avrupa birliği konusunda Yunanistan gibi bir ülke sorun yaşamadan dahil edilirken bizim dahil olmamızda sadece birliğin prosedürlerindeki eksiklerimizden olmadığını bir din bütünlüğü ve farkı olduğunu Şapeli dolaşırken tekrar derinden hissettim.

Aşağıdaki fotoğraf ise Raphael odalarının birinden çektiğim bir savaş resmi. Tarihlerini adım adım resimlere işlemişler. Bu odalardaki resimler Raffaello tarafından 16. yy.’da yapılmış. Sistine şapelinde tavanlar ve duvarlar, Rafael Odaları’ndaki duvar resimlerine bakarken kendiniz kaybediyorsunuz. Heykeller öylesine detay çalışılmış ki ; eller, ayaklar, kaslar, Resimlerde insan figürlerinde ;gözler, bakışlar ve kumaşlarda ;doku ve ipliklere kadar tüm ayrıntılar sanki büyüteç ile işlenmiş.

Vatikan ‘da dolaşıp İtalya ve Katolik tarihini ve koleksiyonunu gezerken çok farklı bir Amerikalı ile tanıştık… Fotoğraf çekmesini rica ettiğim 25-27 yaşlarında görünen mütavazi bir turistti önce ilk bakışta…Yatay çektiği pozdan sonra İngilizce olarak bir pozda dikey çekermisiniz dediğimde bana “şöyle mi ?” diye sormaz mı…Amerikan İngilizcesini aksanlı ve çok düzgün konuşmasına rağmen Türkçesi de oldukça net olunca acaba Türk mü yada Türkçeyi nasıl öğrenmiş olabilir diye düşündüm. Dayanamayarak başladık Türkçe konuşmaya… Türkçeyi nerden biliyorsunuz dediğimde bize hikayesini anlattı. Amerika ‘da evlerine misafir gelen bir Türk kızıyla arkadaşlığı sırasında Türk ve Osmanlı kültürüne çok ilgi duymuş. Önce Türkiye’ye gelip Tömer ’de bir yıl ders alarak Türkçe’yi öğrenmiş. Ardından Osmanlı tarihini incelemek için Arapça dersleri almaya başlamış. Ülkesine geri dönüp ilk önce Osmanlı Tarihinde master ardından doktoraya başlamış. E pes yani dediğinizi duyar gibiyim… Biz dedik şahsen hatta ağzımız açık kaldı, insanın azimli olunca yapamayacağı yok… Ama evlerinde kalan Türk kızına da bravo doğrusu Türklerin ve Osmanlılar bu kadar iyi lanse edilmiş ki Amerikalı bir genç kızın oralardan kalkıp Türkiye’ye gelerek iki dil öğrenmesine ve tüm eğitim hayatını Osmanlı Tarihi üzerine kurmasına vesile olmuş…

İtalya seyahatine çıkmadan önce İtalya ile ilgili okuduğum kitaptan Vatikan müzesinin inceleme detayınıza göre bir buçuk saat ile beş saat arasında dolaşabilirsiniz şeklindeki yorumu okumuştum. Biz üç buçuk saat dolaşmışız.. Ama inanın zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık desem yeridir. Vatikandaki şaheserleri dolaşırken cupola adı verilen kubbesine çıkmaya ne taakatimiz ne de zamanımız kalmadı. Çıkmak için iki yol varmış, asansör veya merdivenler. Tüm Roma’yı göreceğiniz kubbenin en üst noktasından  manzara oldukça oldukça güzelmiş. Biz Roma manzarasını  SAN PIETRO katedralinin karşısında yer alan ve alttan ona bir tünelle bağlanan Melekler kalesinden seyrettik.  Bu tünel Papa’ların acil –ekstra durumlarda ortadan kaybolabilmeleri için yapılmış.Müze bitince, VIA PORTO ANGELICA caddesini takip ederek, SAN PIETRO katedralinin bulunduğu yere çıkılıyor. VIA CONCILIAZIONE caddesini takip ederek, FIUME TEVERE nehri kıyısından  CASTELS ANGELO kalesine kadar yürüdük. Kalenin tepesine çıkarak Vatikan’ın ve Roma’nın manzarasına karşıdan baktık.