gezi notları | BaharDALI
gezi notları için Arşiv"
Eyl 15, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Didim

Altınkum plajında geçen yıl Ağustos ayında bir hafta tatil yaptık. Yukarıdaki fotoğrafı kaldığımız otel odasından asansör ile kahvaltıya inerken yakaladım.

Sakin bir tatil hem berrak hem de çarşaf gibi deniz arıyorsanız bu şirin tatil beldesinde özellikle Altınkum plajında hoş vakit geçirebilirsiniz. Biz resmen balıklarla birlikte yüzdük. Onları çıplak gözle bile görebiliyorsunuz öyle deniz gözlüğü falan kullanmanıza gerek yok.

Didim in turistik ören yerlerinin başında  Apollon tapınağı geliyor. Tapınağın ve Didim in sembolüde yine bu tapınakta sergilenen Medusa heykeli…

 Efsaneye göre deniz Tanrısı Poseidon,çok güzel bir kız olan ve saçlarıyla övünen Medusa’ya aşık olur ve ona Athena’ya adanmış bir tapınakta tecavüz eder. Bu durumu kendisine hakaret olarak kabul eden Athena’nın öfkesi Medusa’yı hedef alır ve kızı saçlarının her bir teli yılan olan,bakışlarıyla taşa çeviren bir yaratığa dönüştürür… Yüzyıllar geçse de ihanet öyküleri hep benzer şekilde efsaneleşiyor.

Tapınakta ise Medusa Başı heykeli veya nazardan korumak için alınmış bir önlem  olarak kullanılmış.Kötü gözle bakan taş kesilsin gibi bir anlam yüklenmiş…

 

Mar 6, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Budapeşte

 

İş seyahati için gittiğim Macaristan da Pazar gününü kendime ayırarak Budapeşte’de şehir turu attım. Tuna nehrinin ikiye ayırdığı bu güzel başkentin bir tarafı Buda diğer tarafı Peşte olarak geçiyor. İki tarafı Tuna üzerinde görmenin en güzel yolu tekne gezisi.Şehirde ilk turumu Tuna üzerinde tekne ile yaptım. Ardından şehir merkezinde ilk durak parlamento binası oldu. Ülkenin ve başkentin en gösterişli binası Parlamento neo-gotik tarzda bir şaheser. Ülkenin de sembollerinden birisi. Oldukça eski bir tarihe sahip 1884-1902 yılları arasında inşa edilmiş.

 

Altınyaldız motifler ve heykellerle süslenen binanın içine girerken uçağa binerken yapılan aramadan daha sıkı bir aramaya tabii tutulduk. Salonlarda dolaşırken yanımızda bodyguard tipinde güvenlik görevlileri bize eşlik etti. Bu kadar yoğun önlemin sebebi tarihi önemi dışında halen kulanılıyor olmasından kaynaklanıyor olsa gerek…

 

Şehrin heryeri heykellerle donatılmış …Fotoğrafta Peşte tarafından Buda kısmının görüntüsünü görüyorsunuz. Karşı tarafa geçmek için yedi farklı köprü var. Karşıda Buda tarafında Matyas Kilisesi, Balıkçı tabyası, Kale bölgesi ve Gellert tepesi görülmesi gereken yerlerden…Tepenin adı elindeki haçıyla kenti kutsayan Budapeştenin koruyucu Aziz’i olduğuna inanılan Gellert’in heykelinden alıyor. Manzara tepeden başkente kuşbakışı olarak çok güzel görünüyor. Yukarıdaki ilk fotoğrafı bu tepeden çekmiştim. Gellert tepesinden sonra Peşte tarafına geçip Kahramanlar meydanını dolaştık. Bu meydanda Macar önderlerin, politikacıların heykelleri var. Orta kısımda büyük bir Cebrail figürü yer alıyor. Tarihi kısımları gezdikten sonra Vaci sokağına uğradım. Cafelerden çigan müziği, sokak çalgıcılarından saksafon ve keman sesleri geliyor. Sokak çalgıcısı deyip geçmemek lazım minik bir konser dinlemiş kadar oldum; çok güzel çalıyorlar…Bu sokakta müzik eşliğinde alışverişte ayrı bir zevk. Burada H&M in iki katlı büyük bir mağazası var. Bir saatte içinden çıkamadım ama içeride kaldığıma da değdi doğrusu çok güzel hediyelik eşyalar aldım. Fiyatları da oldukça uygundu…

 

Tuna nehri üzerindeki Marget adası gerçekten görülmeye değer…Tekneyle ulaşabileceğiniz gibi adaya yürüyerek de gidebilirsiniz. Oldukça büyük olduğu için adada ki gezimi bisiklet kiralayarak tamamladım. Aqua parklar, kaplıcalı oteller, su kulesi yanında şirin bir kafeterya , piknik ve koşu alanlarıyla Tuna manzaralı ada tam bir doğa harikası…

Yemek kültüründe bize benzer yemekleri olsa da pişiriliş ve sosları bizden çok farklı. Gulaş en meşhur yemekleri . Bizim tas kebabımızı andırıyor ama dana etiyle yapmış olmalarına rağmen tadını pek sevemedim doğrusu. Pizzalarını daha lezzetli buldum. Eğer yediğiniz yemeğin tadını beğenirseniz Macaristan da kesinlikle aç kalmazsınız. Çünkü porsiyonları çok büyük. Şirketten Direktörlerimizden biriyle yaptığımız yolculukta mola verip hafif bir sandiviç yemek isteyince tam anlamıyla şok olduk. Servisi yapan kız koca tepsiyle gelirken önce yanlışlıkmı var diye düşündük. Yanımıza yaklaşıp tepsiyi masaya bırakınca bir de ne görelim sandiviçin boyu 50-60 cm kadardı…Gözlerimize inanamadık…