şile | BaharDALI
şile için Arşiv"
Nis 25, 2010 - Seyahatname    Yorum Yok

Ağva

Ağva Karadeniz kıyısında 2-3 km uzunluğunda denize kumsalı olan Yeşilçay ve Göksu nehirlerinin denize döküldükleri delta üzerinde kurulmuş bir sahil kasabası. Latincede adı iki dere arasındaki köy anlamına geliyormuş. Ağva’ da mavinin ve yeşilin her tonunu görmek mümkün. İstanbul’dan gidecekler için Şile-Teke-Ağva üzerinden ulaşım mesafesi 95 km. Balıkesir -Bursa istikametinden gelmek isteyenler için ise iki seçenek var. Yalova dan feribotla karşıya geçip Gebze, Sultanbeyli ,Şile ,Teke ve Ağva. Ya da körfezi dolaşarak Altınova, Karamürsel, Gölcük istikametinden gidip İzmit’ten sonra Kandıra üzerinden Ağva ya ulaşmak. Biz körfezi dolaşmayı tercih ettik. İzmit’e kadar körfez manzaralı İzmit’ten sonra Karadeniz ‘in yeşili baskın doğa manzaralı bir seyahatten sonra Ağva ‘ya ulaştık.

Fenerin çevresinden itibaren turumuza başladık. Kumsal çok güzel görünüyor. Kum billur, deniz çok temiz. Bahar havasında dayanamayıp sezonu açarak yüzmeye bile başlayanlar vardı.

Ağva ‘da tekneyle deniz tarafında koyları ve göl tarafında doğasını ayrı ayrı görebilirsiniz. Deniz tarafında Kilimli ve Kadırga koyları görülmeye değer. Göl tarafında ise yeşilin farklı tonları, ağaçların ve sazlıkların arasında; deniz kaplumbağlarını, balık avlamayı bekleyen balıkçıl kuşlarını görebilirsiniz. Deniz kaplumbağını ürkütmeden çekebilmek için kaptanımız ancak üç-dört metre yaklaşabilse de kütüğün üzerinden inmeden küçük ve sevimli yavru kaplumbağın fotoğrafını çekmek de mümkün oldu…

Rıhtımın bittiği yerde balıkçı teknelerinin bağlı olduğu iskele başlıyor. İskelelerin bazılarında küçük balkonlar var. Balıkçılar burada ağları onarırken manzaranın da tadını çıkarıyorlar.

Sahilde taze ve lezzetli balık yiyebileceğiniz restoran ve cafeler var. İki katlı tekneler sahile demirlenip restorana dönüştürülmüş. Burada hem manzaranın tadını çıkarıp hem de keyifle leziz balıkların tadına bakabilirsiniz. Sahil boyunca hediyelik olarak el işi ilginç takılar, şile bezinden yapılmış her yaşa uygun elbise ve bluzlar bulmak mümkün. Hatta o kadar ki 3-6 ay arası  bebekler için bile şile bezi elbiseler yapmışlar… Tabii en şirin görüneni de en küçük olan bu boyu….

Doğanın; yeşili ve mavisinde her tonunu gördükten sonra şehre dönmek istemesek de bir başka hafta sonu kaçamağını tamamlamış olarak dönüş yolculuğuna başladık. Sakin bir gün geçirmek, doğayla başbaşa olmak, balık tutmak ve fotoğraf çekmek isteyenler için tam bir cennet Ağva. Kalmak isteyenlere küçük otellerde var. Baharda bu kadar yoğun olarak İstanbul’dan kaçanları görünce deniz sezonu başladığında çok daha yoğun olacağını tahmin ettiğim Ağva’ya sezonda şehir dışından gitmek isteyenlere önerim mümkün ise hafta içi gelip kalarak tadını çıkarmaları olacak.

Dönüş yolunda körfezde yakaladığım bir gün batımı manzarası… Bir günü daha geri de bırakırken günbatımı biten günün hüznü ve doğacak günün sevincini hissettiriyor…